-
Sürecin Neresindeyiz?
Sürecin Neresindeyiz? Bilinçli Bir Yaşamın ve Bütünlüğün İzinde İşte, evde ya da günlük ihtiyaçlarımızı karşılama telaşında… Tüm bu akışın tam olarak neresindeyiz? Yaşama ve sürece ne kadar dahil olabiliyoruz? En yüce değerlerimizle biçimlenen alanları ve sevdiklerimizle kurduğumuz bağları bu büyük süreçle nasıl ilişkilendiriyoruz? Bu dünyadaki varlığımızla zaten doğal bir işleyişin ayrılmaz birer parçasıyız. Yaşamımızın her…
-
Yaralı Olmanın Getirdikleri
”Hayatınızda zaten sahip olduğunuz iyi şeyleri kabul etmek, tüm bereketin temelidir.” – Eckhart Tolle Yaralıyızdır. Az ya da çok, hepimiz herhangi bir durumdan ya da koşuldan yaralıyızdır. Anlaşılmak isterken, aynı zamanda anlaşılmaktan kaçınırız. Böyle anlarda görünmez bir zırhın arkasına sığınmamızın kaçınılmaz sonuçları yok mudur? İletişim kurmak, karşımızdakinin uzanan kollarındaki sevgiyi—ki her birimizin sevgi tanımı farklıdır—hissetmeye…
-
Yangın Varrr
”Düşünmeyin ya da yargılamayın, sadece dinleyin.” – Sarah Dessen Ormanlar ve içinde varlığını sürdüren her şey yanıyor. Yangın sonrası görüntü ise yangının kendisinden de acı, çok daha ıstırap verici. Kurak, ıssız ve sanki hiç yaşam belirtisi yokmuş gibi… Zamanın merhametine mahkûm edilmiş bir çaresizlik. Aslında yaşadığımız alanları ve aynı zamanda yaşamımızın her bir alanını kendi…
-
Bir Şeyin Parçası Olmak…
”Hep aşağıya bakarsanız gökkuşağına rastlamazsınız.” – Charlie Chaplin Bir şeyin parçası olmak… Aslında öğrendiğimiz bu dünya, muazzam ve kusursuz işleyen büyük bir sistemin parçasıdır. Dünyadaki tüm canlılar da bu sistemin ayrılmaz birer ögesi; birbirine görünmez ağlarla bağlı ve bağımlı. Fakat ne yazık ki modern insanın trajediye dönüşen hikayesi tam da burada başlıyor: Görünmez ağlarla bağlıyız,…
-
Özgünlüğünüzü Keşfedin
”Keşiflerimin hiçbirini mantıklı düşünme süreci aracılığı ile yapmadım.” – Albert Einstein Yaşamımızın belirli evrelerinde “yeni bir dönem” olarak adlandırdığımız süreçler deneyimleriz. O anların içinde bulunurken süreci yönetmek şöyle dursun, yaşadığımız şokun etkisiyle çaresizce donup kaldığımızı hatırlarız. Hatta öyle ki hissizleşir, hayatı sadece sürüp giden bir akıştan ibaret sanırız. Zaman geçip de geriye baktığımızda ya da…
-
Temel Olan Şey, Yapmaktır
Hayatın temel amacı, varlığın özündeki iyilik ve mutlulukla bütünleşmektir. Ancak bu hedefe ulaşmak yalnızca düşünsel bir çabayla değil, “temel olan yapmaktır” ilkesi uyarınca somut eylemlerle mümkündür. Pek çok öğreti insanın kendini bilmesi ve öz doğasını keşfetmesi üzerine odaklanır. Fakat bizler, doğamız gereği sürekli gelişen egoist bir yapıya sahibiz. Dış dünyada “bolluk” olarak gördüğümüz her şey…
-
Bak, Gördün mü?
”Beni öldürmeyen şey, beni daha da güçlendirir.” – Albert Camus Hislerimizi reddetmediğimizi ya dilimiz söylüyor, ya bedenimiz… Bir nesil var; hiç soru sormayan, araştırmayan, başına geleni olduğu gibi kabul eden ve yıllar içinde akıl yürütme refleksini kaybeden… Bir nesil var; aşırı sorgulayan, bu yüzden her yerde sürgün bir yaşam süren, zihnen ve duygusal ya da…
-
Yaşam Biz Onunla Ne Yaparsak Odur.
”Zamanın başlangıcından beri yaratılmış varlıkların hiçbirine benzemediğiniz için kıyaslanamazsınız.” – Brenda Ueland Yaşam, biz onunla ne yaparsak odur. Doğduğumuz andan itibaren gelişiriz; ancak asıl gelişen egomuzdur. Algıladıklarımız ve hissettiklerimiz, zihin ve beden düzleminde, sadece duyular vasıtasıyla gerçekleşir. Dışarıdaki her şey özünde nötr olmasına rağmen, “Ben” bunu anlamakta zorlanır. “Ben”in kendi anlam dünyasında, hayat amacına yönelik…
-
Istıraptan İçsel Olgunluğa Doğru
Sonsuz ve bitmek bilmeyen arzular okyanusunda gibiyiz. Ne istediğimizi bilemediğimiz anlarda, çoğunlukla çevremiz imdadımıza yetişir ve bizi harekete geçirir. Zihnimiz ise çoğunlukla karışıktır. Başımıza gelen durumların neden-sonuç ilişkilerini doğru bir biçimde kuramadığımızda, zamanın iyileştirdiği ıstırap ve bu ıstırabın içinde barındırdıkları, bazen geçici bir teselli bazen de olgunlaşmanın giriş kapısı olur. Değişim denilen gerçeğin, aslında kendi…
-
Çaresizlik ve Anahtarı
Rüzgarın o kavurucu etkisini, zamanın ruhunuzdaki o ağırlaşmayı siz de benim gibi hissediyorsunuz, değil mi? Bazen yavaş yavaş sızıyor yaşamımıza, bazen de birdenbire çöküyor üzerimize. Bakışlarımızı kaçırdığımız, birbirimizi duymadığımız bu kalabalık yalnızlıkta, aslında aynı görünmez sızıyı paylaşıyoruz. Gelin, bir masanın iki ucuna oturalım. İçimizdeki o kaçma isteğiyle, o merkez dengesini arayan ses karşılıklı bir konuşsun.…
