Niçin Yaşıyor Olabiliriz?

”Unutmayın, güzel bir şey elde etmek için gösterdiğimiz hiçbir çaba asla kaybolmaz.”

– Helen Keller

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.

Neden Yaşıyoruz?

Yaşamsal döngü dediğimiz, teoride öğrendiğimiz ancak yaşarken kaçırdığımız o akışın ne kadar farkındayız? Sürece ne derece dahil olduğumuzun bilincinden uzaklaştığımız her an, gerçekten neredeyiz? Nereye varmak istediğimizi kavrayamadığımız her seferinde bireysel dünyalarımızda neler oluyor, neler hissediyoruz?

İlk çocukluk yıllarımızı, parklarda diğer çocuklarla oynadığımız ya da evde oyuncaklarımızla baş başa kaldığımız o anları hatırlıyor muyuz? “Ben”i keşfettiğimiz, diğer çocuklarla kurduğumuz ilk temaslar zamanla form değiştirerek tüm hayatımıza yayıldı. Bugün olduğumuz kişi, yaptıklarımız ve sahip olduklarımız; o ilk etkileşimlerin birer aynı ya da benzer yansıması olabilir mi?

Peki, yaşamımız boyunca peşinden koştuğumuz arzuların gerçekten “bizim” olduğundan emin misiniz? “İstiyorum / istemiyorum” ya da “sevdim / sevmedim” derken merkeze aldığımız referanslar ne kadar bize ait? Biz kimiz, neyiz ve “Hayat” dediğimiz bu deneyimle ne yapmak istiyoruz? En önemlisi: Şu an neredeyim ve nerede olmak istiyorum?

Zihninizde bitmek bilmeyen sorular varsa, bu harika bir başlangıçtır. Cevapları aramak ve hissettiğiniz eksikliği tanımlamaya çalışmak, hayat amacına giden yoldaki ilk adımdır. En nihayetinde her insan mutlu olmak ister. Ancak “Gerçek mutluluk” kavramı ve ona ulaşma yolu, insanlığın sabırla yanıt aradığı en büyük bilmecelerden biridir.

İnsan doğası gereği durağanlığı, dinlenmeyi ve konfor alanında kalmayı seçme eğilimindedir. Fakat bizi harekete geçiren, gelişimimizi tetikleyen bir rahatsızlık veya tatminsizlik hissi olmasaydı; fiziksel ve duygusal olarak olduğumuz yerde çakılı kalırdık. Bu bağlamda hayat amacımızı gerçekleştirmek ve kişisel olgunluğa ulaşmak, konfor alanımızın bozulmasıyla ortaya çıkan o itici güçle doğrudan ilişkilidir.

Abraham Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi prensibinden hareketle, insanın gelişim dinamiklerini ve yaşam alanlarını iki temel seviyede inceleyebiliriz:

* Fizyolojik ve Temel Yaşam alanı (Biyolojik seviye) : Beslenme, barınma, uyku ve temel aile bağları gibi hayatta kalmamızı sağlayan zorunlu gereksinimleri kapsar. Ancak sadece bu biyolojik ihtiyaçları karşılamak insanı tam anlamıyla tatmin etmez ve gelişmiş bir birey yapmaz. Gelişim, ancak bu alanda bir sıkışmışlık veya yetersizlik hissedildiğinde başlar.

* Sosyal ve İnsani Yaşam Alanı (Toplumsal seviye) : Maddi birikim, toplumsal statü, saygınlık ve entelektüel arayışları içerir. Bu alandaki hedeflerimiz genellikle toplum, çevresel etkileşimler, kıyaslamalar ve takdir edilme arzusu tarafından şekillendirilir.

Toplumsal seviyedeki olgunlaşma da yine içsel bir huzursuzlukla tetiklenir. Kendimizde göremediğimiz ancak çevremizde tanık olduğumuz şeyler, bize kendi eksikliklerimizi gösteriyor olabilir mi? Fiziksel olarak büyüsek de zihinsel ve duygusal olarak çocuk kaldığımızı fark ettiğimizde bir huzursuzluk yaşarız. İşte “yetişkin” seviyesine geçme arzusu, bizi bu arayışa iter.

Aradığımız şeyi netleştirene kadar farklı kapıları çalar, her seviyede yeni etkileşimler kurarız. Bu süreçte analitik kalabilmek son derece kritiktir. Aklın muhakeme gücü geliştikçe netleşen eksikliklerimiz, bizi doğru cevapları duyacağımız alanlara götürür. Fark etmek ve hissetmek, ilerleyişimizdeki en güçlü araçlardır.

Niteliklerimizin ne kadar farkındayız? Bu nitelikleri neye göre ve nasıl kullanıyoruz? Istırap ile haz arasındaki o ince ilişkinin ne kadar bilincindeyiz?

Genellikle tek taraflı bakış açılarımızın gölgesine saklanır, kendi sınırlarımızın arkasına kamuflaj oluruz. Başarısızlıktan ya da rezil olmaktan -ve benzeri- korkarken, gerçekten başarılı ve tatminkar bir yaşamı nasıl inşa edebiliriz? Korkularımızın üzerine nasıl çıkabiliriz? Bu ancak insan doğamızı, gölgede bıraktığımız bireysel niteliklerimizi ve yüzleşmekten kaçındıklarımızı korkusuzca fark etmekle mümkündür.

Neredeyim? Nerede olmak istiyorum?

Sahip olduğunuz araçlar gerçekten hedefinize ulaşmanızı sağlıyor mu? Kendi “neden”inizde netleşmek ister misiniz?

Şimdi, dış dünyanın gürültüsünü bir anlığına sessize alma zamanı. Bugün; kendi iç dünyanıza derin bir yolculuk başlatmak, zihninizin koridorlarında saklanan stratejilerinizi gözden geçirmek ve kendi hakikatinizle buluşmak için eşsiz bir fırsat ve davettir. Kapıyı aralamaya ve içeri adım atmaya hazır mısınız?

Arzu Aykın

Nasıl Yardımcı Olabilirim? Paylaşmak İster misiniz?

Ay-kır-ı ... sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin