-
Özgünlüğünüzü Keşfedin
”Keşiflerimin hiçbirini mantıklı düşünme süreci aracılığı ile yapmadım.” – Albert Einstein Yaşamımızın belirli evrelerinde “yeni bir dönem” olarak adlandırdığımız süreçler deneyimleriz. O anların içinde bulunurken süreci yönetmek şöyle dursun, yaşadığımız şokun etkisiyle çaresizce donup kaldığımızı hatırlarız. Hatta öyle ki hissizleşir, hayatı sadece sürüp giden bir akıştan ibaret sanırız. Zaman geçip de geriye baktığımızda ya da…
-
Temel Olan Şey, Yapmaktır
Hayatın temel amacı, varlığın özündeki iyilik ve mutlulukla bütünleşmektir. Ancak bu hedefe ulaşmak yalnızca düşünsel bir çabayla değil, “temel olan yapmaktır” ilkesi uyarınca somut eylemlerle mümkündür. Pek çok öğreti insanın kendini bilmesi ve öz doğasını keşfetmesi üzerine odaklanır. Fakat bizler, doğamız gereği sürekli gelişen egoist bir yapıya sahibiz. Dış dünyada “bolluk” olarak gördüğümüz her şey…
-
Bak, Gördün mü?
”Beni öldürmeyen şey, beni daha da güçlendirir.” – Albert Camus Hislerimizi reddetmediğimizi ya dilimiz söylüyor, ya bedenimiz… Bir nesil var; hiç soru sormayan, araştırmayan, başına geleni olduğu gibi kabul eden ve yıllar içinde akıl yürütme refleksini kaybeden… Bir nesil var; aşırı sorgulayan, bu yüzden her yerde sürgün bir yaşam süren, zihnen ve duygusal ya da…
-
Yaşam Biz Onunla Ne Yaparsak Odur.
”Zamanın başlangıcından beri yaratılmış varlıkların hiçbirine benzemediğiniz için kıyaslanamazsınız.” – Brenda Ueland Yaşam, biz onunla ne yaparsak odur. Doğduğumuz andan itibaren gelişiriz; ancak asıl gelişen egomuzdur. Algıladıklarımız ve hissettiklerimiz, zihin ve beden düzleminde, sadece duyular vasıtasıyla gerçekleşir. Dışarıdaki her şey özünde nötr olmasına rağmen, “Ben” bunu anlamakta zorlanır. “Ben”in kendi anlam dünyasında, hayat amacına yönelik…
-
İlişkilendiklerimiz
Zihnin labirentinden bedenin sessiz çığlığına bir kapı araladığımızda; “Yeri nasıl tanımlıyoruz?” Farkında olsak da olmasak da, gerçekleşmemiş arzularımız içsel dünyamızda tanımlayamadığımız hisler uyandırır. Sınırları belirsiz bu hisler, adına “ruh hali” dediğimiz o değişken bütünlükte, bizi içsel bir huzursuzluğa ve halden hale geçişlere sürükler. Bu ne iyidir, ne de kötüdür. Zihinden bedene sinsice sızan kısır döngü…
-
Istıraptan İçsel Olgunluğa Doğru
Sonsuz ve bitmek bilmeyen arzular okyanusunda gibiyiz. Ne istediğimizi bilemediğimiz anlarda, çoğunlukla çevremiz imdadımıza yetişir ve bizi harekete geçirir. Zihnimiz ise çoğunlukla karışıktır. Başımıza gelen durumların neden-sonuç ilişkilerini doğru bir biçimde kuramadığımızda, zamanın iyileştirdiği ıstırap ve bu ıstırabın içinde barındırdıkları, bazen geçici bir teselli bazen de olgunlaşmanın giriş kapısı olur. Değişim denilen gerçeğin, aslında kendi…
-
Alma Verme Dengesindeki Bolluk ve Bütünlüğe Sahip Olmak Mümkündür. Nasıl?
İnsan yaşamının en derin anlamı ve temel dinamiği, veren ile alan arasındaki o hassas dengede gizlidir. Tıpkı nefes alıp verirken o iki eylem arasında gerçekleşen anlık boşluk gibi; tüm hayat akışı da bu dengeden beslenerek yaşama aktarılır. Doğamız gereği arzuladığımız mutluluk, aslında içsel bir bütünlük hissine ulaşma çabamızın bir sonucudur. Hayatın her alanında geçerli olan…
-
Çaresizlik ve Anahtarı
Rüzgarın o kavurucu etkisini, zamanın ruhunuzdaki o ağırlaşmayı siz de benim gibi hissediyorsunuz, değil mi? Bazen yavaş yavaş sızıyor yaşamımıza, bazen de birdenbire çöküyor üzerimize. Bakışlarımızı kaçırdığımız, birbirimizi duymadığımız bu kalabalık yalnızlıkta, aslında aynı görünmez sızıyı paylaşıyoruz. Gelin, bir masanın iki ucuna oturalım. İçimizdeki o kaçma isteğiyle, o merkez dengesini arayan ses karşılıklı bir konuşsun.…
-
Dönüşümün Eşiğinde Çözüm Nerede?
Genellikle bir durum karşısında düşünülmeyi en çok hak eden şey; görünen değil, görünmeyendir. Çünkü görünen, sadece bir sonuçtur. Yaz mevsimini mevsim normallerinin üzerinde bambaşka br gökyüzü altında yaşarken, yaşamın hemen hemen her alanı da benzer biçimde, alev alev yanıyor. Kafa karışıklıkları ve kaçma meyilleriyle, bizi daha derin bir uykuya yönelten her türlü “kabul edilebilir” yanılsamayla…
-
Yığınların İçindeki Yabancı: Biz Neyiz?
Son zamanlarda, yaşamın farklı alanlarında hizmet almak üzere, bitmek bilmeyen sıralarda ve bir koşuşturma sarmalında akıp giderken kalabalıklardan duyularımıza en çok çarpan cümle şu oldu: “Merhamet kalmadı.” Toplu yaşamın her alanında kullanım kuralları net bir şekilde belirlenmiş olmasına rağmen, yığınlar halinde yaşadığımız bu şehirlerde yükselen tahammülsüz seslere tanıklık etmek, artık normal yaşamın bir parçası kabul…
