
Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
“Misyonum…” diye başlayan o cümleyi, gerçekten kalpten gelerek ve yüksek sesle söyleyebilmek nasıl mümkün olur?
Çoğumuzun gözünden kaçsa da pek çok insan, zihninin derinliklerinde duymazdan geldiği ve gün gün kalbinde huzursuzluk yaratan o cevabı günlük fallarda ya da geçici dünyevi araçlarda arıyor. Oysa derinlerdeki yanıtlar, onları korkusuzca duymaya hazır olanları bekler.
Günün başı ile sonu arasında biçimlenen tüm arzularımız —küçük ya da büyük fark etmeksizin— aslında eylemlerimizle olmak istediğimiz o “hallere” benzeme çabamızdır. Sorular ise arzularımızdan hayallerimize giden yolda aksiyon planı oluşturmamızı sağlayan en güçlü araçlardır. Tabii bu yolda, pratiklerimizi uygularken çevremizden aldığımız destekler de bize eşlik eder.
Çocukluğuma dair hiç unutamadığım bir detay var: Annem evdeki mobilyaların, eşyaların yerini sık sık değiştirirdi. Kendi ritmine göre bazen küçük, bazen büyük dokunuşlar yapardı. O zamanlar bunu neden yaptığını hiç anlamazdım; eminim benzer hikâyeler çoğumuzun hafızasında vardır. Annelerimiz, akıl vasıtasıyla yaratıcılığı yaşamımızda nasıl kullanabileceğimizi öğretiyor olabilirler mi? Yaşam alanlarımıza farklı açılardan bakmayı, hayatı yeniden değerlendirmeyi ve nedenleri araştırmanın yolunu gösteriyor olabilirler mi?
Sanki yaşam alanlarımız matematiksel bir denklem gibi; sürekli bir ekleme, çıkarma, çarpma ve bölme halindeyiz. Hayat, her gün yenilenen bir muhasebe defteri gibi çalışır… Girdiler ve çıktılar dengelenene, o sürecin kalitesi ve sürdürülebilirliği kendiliğinden gelişene kadar bu işlemler zinciri sürer gider. Ta ki biz o dengenin, belki de gerçek sorumluluk bilincimizin farkına varıncaya kadar…
Peki; “Neden varız?” ya da “Nereden nereye gelmek istiyoruz?” gibi devasa soruların yanıtlarından önce; şu an olduğumuz halin, yaptıklarımızın ve sahip olduklarımızın içimizde hissettirdiği eksiklikleri fark etmemiz gerekmez mi?
Ancak bu farkındalıkla her gün bir adım ileriye gidebiliriz. Ve belki de en önemlisi; arzumuzun yönünü her gün yeniden netleştirebilmek değil midir?
Eğer cevabımız “Evet” ise, “Nasıl?” sorusuna aradığımız tüm yanıtlar; tam da özümüzde yatan ve arkasındaki “Neden” ile keşfedilmeyi bekleyen değerlerimizde saklıdır.
Arzu Aykın

Nasıl Yardımcı Olabilirim? Paylaşmak İster misiniz?