”Düşünmeyin ya da yargılamayın, sadece dinleyin.” – Sarah Dessen

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
Sadece dinlemek… Bize anlatılanın ötesinde, tek bir duyudan değil; aklın, bedenin ve hislerin birliğinde duymaktan bahsediyoruz. En yüzeysel tartışmalarda savurduğumuz o sığ sorulara benzemiyor bu: “Beni duyuyor musun?” ya da “Ne zaman dinleyeceksin beni?”
İçsel bir farkındalıktır bu türden bir dinleyiş. “Geliyorum” dediğimiz an, zihnimizin kuytularında beliren o zıt kutbu da eşzamanlı sezebilmektir. Oysa çoğu zaman bunun farkına bile varmayız. Otomatiğe bağlanmış rutinlerle, eylem ve eylemsizliklerimizin niteliğini bilmeksizin geçer günlerimiz. Dışarıdan aldığımız etkilerle biçimlenen, sürekli halden hale geçen bir yaşamı sürdürürüz. İnançların ve kalıplaşmış düşüncelerin bariyerleri arkasındayızdır.
Duygular ise durmaksızın kapıyı çalar; “Geliyorum” der. Peki, hissettiklerimiz karşısında biz ne yapıyoruz—ya da yapmıyoruz?
Mutluluk ve sevgi arayışıyla biçimlendirmeye çalıştığımız yaşam alanlarımızda—özellikle iş, ev, ilişkiler üçgeninde ve hatta paranın, kaynakların yönetimi alanında—öngörülemeyen durumlar karşısında nasıl bir stratejiye sahibiz?
Bu dünyada her şey olabilir, her şeyi yapabilir ve her şeye sahip olabiliriz. Ancak en çok bocaladığımız nokta şurası: Bağ kurmak… Bir veya daha fazlası ile, amacımız ve niyetimizle “Ben”in ötesine geçerek ilişkilenebilmek. İlişkileri keşfetmeyi ve derin bağlar kurmayı çoğu zaman bilmiyoruz.
Yıllar önce, henüz evliliğe hazırlandığım günlerde bir baba tanımıştım. Yakın bir zamanda eşini kaybetmişti ve çocuklarıyla nasıl bağ kuracağını bilmediğini itiraf ediyordu. Oysa sahip olduğumuz değerlerle ancak hissedebildiğimiz ölçüde bağ kurmaya çabalayabiliriz. O ise bu bağı kurma çabasını başkalarına devretmişti. Belki çocukları da aynı çaresizlik içindeydi. Konuşmadıkları için bunu hiç bilmedi ve yıllar boyunca da öğrenemedi.
Çoğumuz kendi hayatlarımızda benzer bir kopukluğu yaşıyoruz. Peki, böyle bir tablonun ortasındayken yaşam stratejimiz ne? Her gün evde, işte ve tüm ilişkilerimizde; aradaki bağı, özlemini duyduğumuz o derinliğe taşımak için ne yapıyoruz?
“Geliyorum” dediğimizde; kabul ettiklerimiz, reddettiklerimiz ya da kabule hazır olduklarımızla yüzleştiğimizde, en büyük eksikliğimiz nedir?
Ve…
Şu an neyin olmasını isterken, gerçekte ne yapıyorum?
Ve…
Hayat sizden ne istiyor?
Arzu Aykın

Nasıl Yardımcı Olabilirim? Paylaşmak İster misiniz?