”Hayatın güzelliği üzerinde durun. Yıldızları izleyin ve kendinizi onlarla birlikte koşarken görün.” – Marcus Aurelius

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
Hikayenin başı ve sonu belliyse; aradaki her an, her şey, hissedilen, keşfedilen ve ifşa edilenler yaşamı eşsiz kılan benzersiz birer parça olamaz mı? Anladığımız ve edineceğimiz nedir ki, özgürlük dediğimiz nerede?
Peki kalıcı olan nedir? Neden bir zamanlar hissettiğimiz o hazzı, sanki daha az önce yaşamışız gibi bıkmadan, usanmadan yıllarca anlatmayı adeta bir görev biliyoruz? Nesiller boyunca bir miras gibi aktarmak için çabaladığımız şey tam olarak ne?
Doğduğumuz andan itibaren bu dünya düzenine karşı bilinçsiz bir direniş gösteriyoruz. Belki de bu, nesilden nesile öğretilerek aktarılan, alışılagelmiş ve tanıdık bir tavırdır.
“Bu güneşin altında yeni bir şey yok” derler. Öyleyse ne var?
Sanki bu dünya bize ait değilmiş gibi sürdürüyoruz yaşamı. Üzerimizde hissettiğimiz bu görünmez baskı neyin nesi? Ve her birimiz bu ağırlıkla ne yapıyoruz? Gerçekten, yapmaya çabaladığımız şeyleri neden yapıyoruz?
Yaşamdaki iş, ev ve ilişkiler arasındaki bağları nasıl yeniden ve yeniden tanımlıyoruz? Bakışlarımızda ne değişiyor? Neye daha çok özlem duyuyoruz? Ekonomik olarak hangi yaşam alanlarımızda, neden daha fakirleşmiş hissediyoruz? İçten içe daha da artan kaygı ve endişelerin arkasındaki o derin eksiklik tam olarak nedir?
Ve…
Hayat sizden ne istiyor?
Arzu Aykın

Nasıl Yardımcı Olabilirim? Paylaşmak İster misiniz?