Derinden Hissettiklerimiz ile Gizli Maskelerin Keşfi

”Sonucu bildiğiniz anda kayıpsınız demektir.” – Juan Gris

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.

Engel Sayılanın Ötesi

Genellikle baş ağrısı, ilişkilerimizde adeta gizli bir kurtarıcı gibidir. Bilinçsizce de olsa onunla ilişkilendirdiğimiz birtakım eylemler, eylemsizlikler ve nitelikler vardır. Buradaki asıl mesele; tam o anda ne yaptığımız ve ağrıyı nasıl bir araca dönüştürdüğümüzdür. Ağrıdan kurtulmak için irili ufaklı birçok yola başvursak da günün sonunda çoğunlukla arzuladığımız, nefes alıp hayata devam edebilme gücü veren o gizli sonuca ulaşırız.

Peki, baş ağrısı dediğimiz bu durum; aslında içinde bulunduğumuz koşullarda derinden hissettiklerimizi anlayabilmek adına kendimize yarattığımız bir sığınak, duygusal ve zihinsel bir inceleme alanı olabilir mi?

İlişkilerimizde doğru bağı ve temas noktasını kurabildiğimiz sürece, aradığımız yanıtları duyacağımızı biliriz. Bu yanıtlar iletişimimizden, aramızda filizlenen güvenden, inançtan ve henüz tam olarak tanımlayamadığımız o sevgiden süzülüp gelir.

Her gün kendi içinde muhteşemdir; fakat biz her zaman öyle hissetmeyiz. İnsan doğası gereği hayat; gelişim yasası ve nedensellik ilkesi vb doğrultusunda sürdürülebilir eylemlerle biçimlenir. Temel ihtiyaçlarımız, güvenlik arayışımız, güç, onur, saygınlık, bilgi ve en nihayetinde kendini gerçekleştirme arzusu… Tüm bu ihtiyaçlar; fiziksel, duygusal ve zihinsel alanlarımızın kesiştiği tek ortak payda olan “ruh halimizde” görünür kılar kendini.

Peki, kendimizden başka gerçekten neyi hissedebiliriz? Derinden yaşadığımız en ıstırap verici duygu nedir? Günlük hayatın telaşını adeta yutmak istercesine zihnimiz sürekli meşgule alınmışken bunu nasıl fark edebiliriz? Bütün bu hissedişlerin temelinde aradığımız, aslında sadece mutlu olma isteğimiz olabilir mi? Ve çaba göstereceğimiz doğru yönü nasıl tespit edebiliriz?

Belki de aklın fonksiyonlarını devreye sokarak, biraz yavaşlayarak ve kendi içsel madenimizde samimi bir incelemeyle en değerli olanı hatırlayarak… Korkusuzca ve cesaretle…

Gerçek şu ki, insan kendi doğasını tek başına bütünüyle inceleyemez. Derinden hissettiklerimizi aklın ışığında ve en yüce değerlerimiz doğrultusunda büyük bir amaca yönlendirebilmek; sürdürülebilir ve metotlu bir çalışmayı gerektirir. Bu çalışma ise her daim yaratıcı fikirlere açık olmayı şart koşar. Eksikliklerimizi net bir şekilde tanımlayabilmek bizi araştırmaya ve hayatı doğru okumaya yönlendirirken, dışarıdan bir desteği de zorunlu kılar. Peki, yaşamımızdaki destekleri nasıl tanımlarız?

Tam da bu noktada kritik bir soru belirir: Yeterli çabayı göstermeye ne kadar hazırız?

Bu soru ilk bakışta basit gibi görünse de verilen sıradan bir “Evet” yanıtının ötesinde derin bir sorumluluk taşır. Yaşamı ve kendi doğanızı keşfederken; bu doğayı yönetme becerilerinizi geliştirecek, sizi olgunlaştıracak niteliklerinizi fark etmeye gerçekten hazır mısınız?

Bugün karşılaştığınız engel bir baş ağrısı olabilir, yarın bambaşka bir durum… Önünüze bariyer gibi dikilen tüm bu sonuçları derinlemesine incelemeye ve yaşamınızı bütünsel bir dengeye kavuşturmaya ne kadar özlem duyuyorsunuz? Hayat amacınızı keşfetmeyi istiyorsanız, sizi dönüştürecek o güçlü arzuya zaten sahipsiniz demektir. Bu da mutlu olmanın gerçek anlamını keşfetmeye hazır olduğunuzu gösterir.

O halde; şimdi, tam da şu an başlama zamanı! Gelin, potansiyelinizi açığa çıkaracak ve yolculuğunuza yön verecek kendi özgün araçlarınızı birlikte inşa edelim.

Arzu Aykın

Nasıl Yardımcı Olabilirim? Paylaşmak İster misiniz?

Ay-kır-ı ... sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin