Yaşam Biz Onunla Ne Yaparsak Odur.

”Zamanın başlangıcından beri yaratılmış varlıkların hiçbirine benzemediğiniz için kıyaslanamazsınız.” – Brenda Ueland

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.

Yaşam, biz onunla ne yaparsak odur.

Doğduğumuz andan itibaren gelişiriz; ancak asıl gelişen egomuzdur. Algıladıklarımız ve hissettiklerimiz, zihin ve beden düzleminde, sadece duyular vasıtasıyla gerçekleşir. Dışarıdaki her şey özünde nötr olmasına rağmen, “Ben” bunu anlamakta zorlanır. “Ben”in kendi anlam dünyasında, hayat amacına yönelik “üst bir yapı” inşa etme süreci böyle başlar. Yoktan var edilen varlıklar olarak, sürekli bir eksiklik hissiyle, yani arzular dünyasında hazzın peşinde koşup dururuz. Mutlu olmak isteriz; fakat mutluluk kavramını her birimiz kendi değerlerimizden ve niteliklerimizden yola çıkarak farklı algılar, farklı deneyimleriz. Bu deneyimler olgunlaştıkça, bizi sadece sayıca çok olan niceliksel eylemlerden, öze dokunan nitelikli eylemlere doğru taşır.

Aslında yaşamlarımızda vuku bulan her şey, doğa yasalarının üzerimizdeki neden ve sonuçlarından ibarettir. “Çevre” diye tanımladığımız alanın etkileriyle deneyimlediğimiz tüm sonuçlar, bize bir şeyler öğretir. Ancak asıl çözemediğimiz nokta; olaylar, durumlar ve kişiler diye tanımladıklarımız arasındaki o görünmez bağları keşfedemeyişimizdir. İçinde bulunduğumuz durum ya da koşulların sadece içinden bakarak bu bağı göremeyiz. Kendini sevmeye, korumaya ve muhafaza etmeye programlı doğamız daima kendini haklı çıkarmakla ilgilendiğinden, o kör, karanlık noktadan sıyrılmadan, kendi üzerimizde olanı algılayabilmemiz mümkün değildir.

Bilinen bir gerçek var ki, bunu yalnız başımıza yapamayız. Kalbimizin rahat ettiği bir yerden destek ya da rehberlik almanın önemini kavramak, bizi yaşamda varmak istediğimiz hedefe çok daha güvenle ve hızla yaklaştıracaktır.

Peki, üst bir bilinç nasıl edinilir?

Öncelikle kendi insani özelliklerimizi; nasıl, neden ve nerede kullandığımızı ayırt edebilecek bir farkındalık noktasına gelmenin önemini kavramalıyız. Ne var ki doğamız çoğunlukla ıstıraptan öğrenir. Ne istediğimizi değil, daha çok ne istemediğimizi biliriz. Öyle ki bazen bu reddedişlerin esaretinde, hayatın sunduğu asıl fırsatları görmekten uzaklaşırız. Istıraptan kaçınırken, bilinçsiz bir keyif alma çabasına gireriz. Ne yaptığımızın ya da neyi yapmaktan kaçındığımızın farkına varmanın, öyle kolayca yazıldığı gibi olmadığını biliriz. Bunun sürdürülebilir bir çalışma gerektirdiğinin farkında olsak da, “Hemen olsun.” telaşıyla aydınlanma fantezilerine kapılırız. Kendi kendini uyutmaya son derece yatkın olan doğamızın oyunlarına yenik düşer, tehlikeli sularda geziniriz. Çoğunlukla da bu yapay yükselişlerin ardından, sert bir düşüş yaşarız. Bu düşüş bizi kafa karışıklığının, tiksintinin ya da daha keskin duyguların karanlık kuyusuna iter ve yaşamın bizi ulaştırmak istediği asıl yönden sapmamıza neden olur.

Yine de bu durum ne iyi ne de kötüdür; burası tam olarak sorgulamanın ve araştırmanın başladığı yerdir. Burası, yaşamımda ve algımda tüm kalıplaşmış/öğrenilmiş davranış anlamlardan özgürleşmeyi seçebileceğim o kritik yol ayrımıdır.

Tam da bu noktada, istediklerimiz ve yaptıklarımız arasındaki o uçurumu nasıl tanımlarız? Arzuladığımız ile her gün tekrarladığımız otomatik eylemlerimiz arasındaki mesafe, aslında kendimizle yüzleşmekten kaçtığımız alanın genişliğidir. Ne istediğimizi bildiğimizi sanırken, eylemlerimizin hala eski savunma mekanizmalarına hizmet etmesi, zihnimizin bize oynadığı en büyük oyundur. Bu mesafe, kendimize söylediğimiz yalanlar ile çıplak gerçek arasındaki boşluktur. Ve biz ancak o boşluğa cesaretle bakıp, acıdan kaçmak yerine o boşluğun getirdiği sorumluluğu kabul ettiğimizde, isteklerimiz ile eylemlerimizi aynı hizada buluşturabiliriz. İşte o zaman yaşam, sadece tepki verdiğimiz bir alan olmaktan çıkıp, bizzat inşa ettiğimiz bir gerçekliğe dönüşür.

Öyleyse gel, o steril ve kusursuz uyanış fantezilerini bir kenara fırlatalım; bu hayatta sadece nefes alıp vermekten sıkıldıysan, kendi karanlığımızla yüzleşmeyi göze alıp o gerçek varoluş amacımızı bulmak için bu belirsiz boşluğa birlikte, çıplak ayakla atlayalım. Yaşam stratejilerinizi bilinçli bir farkındalıkla ve yepyeni bir anlayışla ele alarak, hedefinize giden o süreci birlikte yeniden inşa edelim.

Arzu Aykın

Nasıl Yardımcı Olabilirim? Paylaşmak İster misiniz?

Ay-kır-ı ... sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin