
Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
Genellikle bir durum karşısında düşünülmeyi en çok hak eden şey; görünen değil, görünmeyendir. Çünkü görünen, sadece bir sonuçtur. Yaz mevsimini mevsim normallerinin üzerinde bambaşka br gökyüzü altında yaşarken, yaşamın hemen hemen her alanı da benzer biçimde, alev alev yanıyor. Kafa karışıklıkları ve kaçma meyilleriyle, bizi daha derin bir uykuya yönelten her türlü “kabul edilebilir” yanılsamayla iş birliği içindeyiz. Hayat bizi büyük bir değişime ve dönüşüme zorlarken, çaresizliğin kördüğümlerinde çözüm arayan bizler, aramaya ve araştırmaya devam ediyoruz. Oysa fark etmemiz gereken şey şu: Çözümü hep aynı yerde değil, artık üst bir bilinç seviyesinde arama zamanındayız.
Eğer gerçekten ilerlemek istiyorsak, bizi zorlayan o asıl noktayı bulmalıyız. Kanıksanmış inançların ve kalıplaşmış düşüncelerin yerine; eksikliğin net bir şekilde belirlendiği, bizi daha da öteye taşıyacak ve kalpten gelen arzuların dile geleceği vizyoner düşüncelere doğru kendimizi biçimlendirmeliyiz. Belki de şu an en çok ihtiyacımız olan şey budur. Ancak bunun için önce nerede olduğumuzu fark etmeliyiz; bu farkındalık canımızı acıtsa, bize ıstırap verse bile…
Toplumun ve sistemin bize dikte ettiği o “Yap! Yap!” komutlarına dair öğrendiğimiz her şeyin yoruculuğundan sıyrılıp, mutsuzluğumuzun sorumluluğunu ne zaman kendi üzerimize alacağız? Doğru düşünme pratiğini geliştirmeden, gerçek bir mutluluktan bahsedebilir miyiz? Doğru soruları sormak ve bu soruların sonuçlarla olan bağını kurmak başka nasıl mümkün olabilir ki? Belli, tekrar eden ve sürdürülebilir eylemler dizisi, arkasındaki “niyet” ile güçlü bir bağ kurulmadan nasıl hayatta kalabilir? İlk akla geleni fütursuzca uygulamanın bedelini, sonuçlarını hep birlikte olduğumuz bu dünyada, aynı gemide ödüyoruz. Unutmayalım ki, yaşamlarımızda deneyimlediğimiz her şey, er ya da geç kendi denge merkezine çekilir.
İşte bu yüzden, hayatın bizi sert dalgalarla kendi dengesine çağırdığı bu dönem bir ceza değil; kendi doğamızın farkındalığına vararak, o en büyük eksikliğimizden asıl hayat amacımıza ulaşmak için bir davettir. Dışarıdaki yangını söndürmenin yolu, içerideki niyetin ışığını yakmaktan geçer. Sırtımızda taşıdığımız ve bize ait olmayan tüm “öğrenilmiş zorunlulukları” bırakma cesareti gösterdiğimizde, o kördüğümler de çözülmeye başlayacaktır. Şimdi, canımızı yakan gerçeklerle yüzleşerek kendimize yeni bir vizyon çizme zamanı. Çünkü kendi merkezinde dengelenen bir insan, tüm dünyanın dengesini değiştirme gücüne sahiptir.
Kendimize doğru soruları sormaya hazır mıyız?
Hayat sizden ne istiyor?
Arzu Aykın

Nasıl Yardımcı Olabilirim? Paylaşmak İster misiniz?