Hayallerinin İzinde ya da Gölgesinde…

”Korkudan kaçamayız. Onu sadece, tüm heyecan dolu serüvenlerimizde bize eşlik edecek bir arkadaş haline dönüştürebiliriz… Her gün bir risk alın. Başardığınız anda kendinizi çok iyi hissedeceğiniz küçük veya cesur bir adım atın.” – Susan Jeffers

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.

Yıllar boyunca ertelenen, kısıtlanan, zamanı değil diye bekletilen arzular ne de çoktur. Bazen iç çekiş pişmanlık arasında özlemle yükselen bahaneler arasında, bazen anlayışsızlıkla öfke ve korkular arkasında gölgede kalan arzular…

Görülmeyi bekleyen, sevdiklerinizce onayı arayan ama hiç bir zaman ulaşılamayan şeyler olarak yaşam yıllarında öylece askıda, poşetteki şeyler gibi. Sadece eksikliği olanın gördüğü ve alıp, kullandığı…

Her bir eşsiz yaşamlara sahip bizlerin tamamlanmayı bekleyen arzuları, hayalleri varsa çocuklar ya da yeğenlerde gerçekleşmesine bazen bazı keskin duygularla seyirci kalınan ya da umut kırıcı, bazen de cesaret verici aksiyon eylemleri ile desteklenen ve daha nicesi birçok eylem eylemsizlik hayatın içinde rolleri, görevleri belirler.

Olaylar ya da durumların değil, her birine hangi niyetle yaklaştığımız, kullandığımız önemlidir.

Diğer bir deyişle eylemlerimizi bilinçli farkındalıkla yapabilme becerisidir. Birçok araçlar materyaller hayatımızın içindedir. Biliriz. Kavramları duyunca ”Ha, o mu? Evet, Evet.” cümlelerine sıkıştırdığımız anlayış eksiklikleri her bir yaşamın kendi başınalığında daha da çıkılamaz boyutlarında derinleşen mutsuzluk her gün her evin kapısını daha da sesli çalıyor. Genel kavram olarak ”Mutsuzluk” diyorum, varın siz onu daha da ayrıştırın, spesifik hale getirin.

Hayat, tüm zıtlıkların birliğindedir.

Değişimin kaçınılmazlığında değişime direnen, bir türlü bırakamadığımız hangi eylemlere, düşüncelere sahibiz?

Bizi oraya getiren hangi korkular ve hala içeride tutulan duygular içerisindeyiz ki kendimiz ve çevremizi hissetmiyoruz?

Bir gerçek var ki ıstırap içerisinde olduğumuzun farkında bile değiliz. Hazzın peşinde koyun sürüleri gibi nereye çekilirsek hazzın peşinde oradayız. Ta ki gece eve dönüp, yastığa başı koyup, sabaha kadar uyumak için göstereceği çabaya kadar ya da sabah güne başlayacağı evden çıkacağı zamana kadar her birimiz adına ne diyorsak genel adı ıstırap içerisindeyizdir. Genel tavrımız da sürekli şikayet halindeyizdir. Artan dikkat dağınıklığı, depresyon, dinmeyen acı hisleri içinde yeni bağımlılıklara kapı açtığımız, daha da derinleşen uzaklaşan hayallerin gerçekleşemeyeceği hissi içerisinde… Artan derin yalnızlıklar…

Bize verilen nefesin, yaşamın sorumlusu kimdir?

Birçok yeni kavram, anlam yaşamın içine dahil olurken hala değişime uyum sağlayamadığımız bir gerçek olarak hepimizi etkiliyor. Pozitif bilimler, doğa bize her şeyi gösterdiği halde ne oluyor da anlık hazlar peşinde koşar olduğumuzun farkındalığından daha da uzaklaşıyoruz? Bir an, birlikte düşünsek;

Her birimizin yaşamındaki en büyük eksiklik nedir?

Ailede, mahallede, işte, ilçede, şehirde sürekli birbiri içinde, birbirini etkilerken gün be gün biriktirdiklerimiz nedir ki hayallerimiz öylece hala askıda. Şans ve benzeri oyunların tuzağına çekilen…

Ne istiyoruz? Kim farkında?

Ne yapıyoruz? Ne yapmıyoruz?

Hayat sizden ne istiyor?

Arzu Aykın

Nasıl Yardımcı Olabilirim? Paylaşmak İster misiniz?

ARZUNUN DÜNYASINDA sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin