-
Bir Özellik Daha!
” Sahip olduklarınızı, sahip olmadıklarınızı arzulayarak bozmayın ve de şimdi sahip olduklarınızın, bir zamanlar ancak hayalini kurduğunuz şeyler olduklarını unutmayın.” Epikuros

Merhaba, nasılsınız?
Bir çoğumuzun sahip olduğu bir özelliktir; kendini başkalarıyla kıyaslama! Kabul etsek de etmesek de bu özelliğe sahibizdir ve öğrenilmiş bir davranıştır. Nereden, kimden öğrendik?
Bu özellik yani kıyas ne iyidir ne de kötü. Bizi daha fazla servet, daha yüksek statü, kariyer ve benzeri şeylere sahip olmaya itebilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta sahip olduklarımızın değerini bilmekten ziyade yetersizlik duygusu bizi bir kısır döngünün içerisine sokabilir. Aman dikkat!
Kıyas hayatımızda olacaktır. Dikkat edilecek husus kıyasın yalnızca kendimizle; kendi gelişimimize dair yapılabileceğidir. Bunun için de bakış açısını değiştirmek yeterlidir. Güçlü metotlarla zihin çalışmaları yapmaktan bahsediyorum.
Kıyas kıskançlığı da beraberinde getirebilir. Kıskançlık, bir bakışla, sahip olunan ancak kaybetme korkusu ile ilgidir diyebiliriz.
”O bilmem kim aslında hiç de düşündüğün kadar önemli biri değil.” Tabii bu “bilmem kimin” alçakgönüllü veya birilerini rahatsız ettiğinin farkında olup olmamasının hiçbir önemi yoktur. Bu ifade ile küçük görürüz. Gerçekleri çarpıtırız. Bilinçsizce yaptığımız bu durum içerisinde kişinin hatalarının sıralandığı bir liste bile yapabiliriz. Tanıdık geliyor mu?
Kıskançlık, en iyi savunmanın saldırmak olduğunu kendiliğinden bilir. Bazen kıskançlık, aşırı övgüler, takdirlerin ardına saklanır ve bunun ardından da kendini hor görme gelebilir. Mesela ben ”Yemek yapmayı bilen” insanlara o kadar hayrandım ki mutfakta çok sabırsız ve beceriksizdim. Diğerleri hem işinde hem mutfakta nasıl bu kadar iyi olabiliyorlardı? Onları inanılmaz yetenekli görüyordum! Böyle yaparak mutfaktaki yetersizliğimi ilan ediyordum. Diğerlerinin bunu bir yerde söylemesinin ya da başkalarından duymamın bende yarattıklarını varın hayal edin…
Güçlü insanlara yapılan dalkavukluk da kıskançlığın alt başlıklarındandır diyebiliriz. Başkasının sahip olduğu gücü tehdit edici bulduğumuzda, o kişiye karşı sadece kıskançlık ve küçümseme hissetmeyebiliriz. Ayrıca o kişinin bize aynı şekilde cevap verebileceğinden de korkarız. Güçlü kişiye yaranmak için yapılan hareketler, tehlikeli düşünce ve dürtüleri kontrol altında tuttuğu kadar, ayrıca güç sahibi insanı kontrol etmek için gösterilen bir çabadır da. Kendimizin bir çeşit güce kavuşabilme hayalini kurabiliriz. Buraya dikkatle bakmanızı öneririm; altında başka duygu/duygular var mı? Bunun yanında çarpılmış bakış açısıyla hayatımızda neler olduğuna bakmak da önemlidir. Peki, bu deneyimlerden neler öğrendik?
Lao Tzu şöyle der; ” Başkalarını yenmek güç ister. Gerçek kuvvet ise kendini yenmektir.”
İnsan çok boyutlu bir varlıktır. Tüm yaradılışın tek bir Öz’den var olduğunu idrak etmek önemlidir. Tasavvufun diliyle yazacak olursam ”Kendini bilen Rabbini bilir.” Kendini bilmek, tüm nesneler, değişkenler, deneyimlenenlerin ardından tüm nesnelere, değişkenlere, deneyimlenenlere varlık verenin kim olduğunu aramak, keşfetmektir. Yani göreni!
Tüm yaptığımız, eylemle özgürleşmenin yoludur. Sorgulamaktır. Özgürleşmek de çalışılmış zihinle mümkündür. Huzur, denge, koşulsuz sevgi ile erdemli olmanın her an mümkün olduğu bir bilinç seviyesi mevcut olup, adanmışlık ve kararlılık gerektirir.
Kendinizde bir fark yaratarak bakış açınızı zenginleştirmek, hayata dair evrensel yasaların desteğini de algılayarak farkındalıkla yaşamak istiyorsanız atölye çalışmalarıma, eğitimlerime katılmanızı ve diğer yazılarımı da okumanızı önerebilirim. Takipte kalmanız niyetiyle; sevgi ve saygıyla.
Arzu Aykın
”Büyüklerim bazı nesneleri isimlendirdiklerinde ve bununla beraber o nesneyi yöneldiklerinde şunu görüp anladım ki o şey bana onu göstermek istediklerinde çıkardıkları o sesle adlandırılıyor. Niyetlerini sanki tüm insanların doğal lisanı buymuş gibi bedensel hareketlerle ortaya koyuyorlar; yüzün ifadesi, gözlerinin hareketi, bedenin diğer kısımlarının hareketleri ve zihnimizin ararken sahipken, reddederken ve kaçınırken ki durumunu ifade eden ses tonu. Dolayısıyla kelimeleri çeşitli cümleler içinde tekrar tekrar duyduğumda hangi nesneleri işaret ettiklerini yavaş yavaş anlamaya başladım; ağzımı bu işaretleri çıkartmak için eğittiğimde, onları kendi arzularımı ifade etmek için kullanmaya başladım.” Aziz Augustinus

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
-
Kendiliğinde…
”Durum yoktur. Duruma karşı tepkiniz vardır.” Robert Conklin
Merhaba, nasılsınız?
Her hangi bir durum ya da olayda şartlar ne olursa olsun kişinin kendi ile ilişkisidir diğerleriyle kurduğu ya da kuracağı ilişkinin kalitesi, etkili olması, sürdürülebilirliği. Kendini bilmek, kendin olmak yani doğal samimi halimizdir. Kendimizi ne kadar tanıyoruz? Söz/ davranış/düşüncelerimiz ifade edildiğinde beden dili ile de nasıl, ne kadar senkronize halindeyiz?
Çoğunlukla iletişim birbirini görmeden gerçekleşiyor. Elindeki telefon ve bakışlarını ondan alamayan bir çok insanı metroda, otobüste, markette, evde, kafede, yemek masasında, iş toplantısında ve daha bir çok yer ve zamanda görüyoruz. Hatta kendimiz bile aynı durumlar içerisindeyiz. Peki, böyle bir durum halindeyken yani odak başka bir yere sabitlenmiş halde yapılan konuşmalar, sohbetler, görmeden, algılamadan, öylesine iletişim gerçek bir iletişim midir? Böyle ilişkilerde Kendimizle ya da fikirlerimizle ilgili ifadelerimizin ne kadarı anlatılabilir ve anlaşılabilir olur/ olurdu?
Arzularımızın peşinde, duyularımıza esir bir dünyada mıyız? Ne dersiniz?
” İçinizde, evrensel insani şeyleri bulun.” Sandford Meisner

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
-
Yeni Formlar…
Günlük yazma konularıEbeveynlerinizin sahip olduğu hangi gelenekleri devam ettirmediniz?”Eğer ritim yoksa müzik de yoktur.” Duke Ellington
Gelenek; kuşaklar boyu sürdürülen ve bir kuşaktan diğerine aktarılan beşerî uygulama, inanç, kurum, alışılmış usül ve ritüelleri, kültür ve sanata ait tarz ve icra biçimlerini” içine alır ve bunları ifade etmek için kullanılır.
Haydi zamanda gezinelim: Geçmişe baktığınızda, sizin ya da büyüklerinizin çocukluğu ne kadar ritmikti? Sizce hangi oyunlar size neyi öğretmiş olabilir ve siz çocuklarınıza neyi nasıl aktardınız?
En önemli ritüel alışkanlıklarımız ay döngüleriyle bağlantılıdır.
Ay; duygular, etkilenme, tepki ve yanıt verme, anne, ev (yuva), gıda tercihleri, kültürel alışkanlıklar, genel anlamda tüm alışkanlıklar. Geri çekildiğimiz alan. Güvenli hissettiğimiz yer. Beslendiğimizi nasıl hissettiğimiz. Başkalarını nasıl beslediğimiz. Barındırmak, yetiştirmek, bağdaştırmak.
Ay, bizim besleme, beslenme dürtümüzü, bakılma, şımartılma ve korunma arzumuzu temsil eder. O hepimizin içindeki, yetişkinlikte bile bazen bağımlı olabilen, ihtiyaçlı ve korunmaya gereksinen çocuktur.
Ay duygulardır. Ay, kendi içsel yuvamızda nasıl hissettiğimizle de ilişkili olup, bu ilişki başkalarına tepki veriş tarzımızı ve onların da bize geri iletimde bulunuş tarzını etkiler.
Ayın 28 günlük döngüleri bize neler aktarır? Astroloji bilimi buna iyi bir örnektir. Başlangıçlar, ürün ekimleri, hasatta büyüklerimizin ay döngülerinden yararlandıklarına tanıklık etmişizdir.
Sonuç olarak diyebilirim ki ritim, tekrar, alışkanlıklar günümüz hayatında başka formlarda devam etmektedir. Sağlığımız ve huzurumuz için yeni formlarını algılamak önemlidir. Nasıl mı? Çalışılmış bir zihinle. En vazgeçilemez doğru uzman desteği ile doğru sorularla, kendine meydan okuyarak…
Sevgi ve saygıyla. Arzu Aykın
”Biyolojik ritimlerimiz evrenin senfonisidir, dans ettiğimiz, içimizdeki derinlerde saklı olan müziktir, melodisinin adını bilemesek bile.” Deepak Chopra

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
-
Bir günün…
Merhaba, nasılsınız?
Sıradan kelimesinin anlamı ile başlayalım; hiçbir özelliği ve değeri olmayan, sıra işi, bayağı, değersiz, niteliksiz.
Gerçekte bilinçli eylem, eylemsizlik ve özelliklerle düşünen her canlının önceliklerine göre hareket ettiği bir gerçektir.
Kendi; cehaletinde kısır döngüde olma olasılığın nedir? Peki, yolu bulup, kısır döngüden çıkma olasılığın nedir? Kendine korkusuzca küçük bir adımla değerinin farkında, nitelikli bir hayat mümkün. Daha nice kişiye özel, güçlü sorularla…
Sevgi ve saygıyla. Arzu Aykın
” Tekrar, beden ritimleri üzerine kuruludur, bu yüzden kendimizi kalp atışıyla, yürümeyle veya nefes alıp vermeyle özdeşleştiririz.” Karlheinz Stockhausen

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
-
Kendi
”Maşrapamız küçükse, deryayı suçlamaya hakkımız olmaz.” Rumi
Merhaba, nasılsınız? Yine, yeniden yeni bir haftadayız.
Kendimizi tanımlamak! Nelerdir bizi biz yapan şeyler? Kendimiz hakkında sayabileceğimiz tüm özellikler, tüm tanımlamalar bizim kim olduğumuzu tanımlamaya yeter mi?
Peki, kendimizi tanımadan, bütün boyutlarımızla kendimizle yakın bir ilişki kurmadan kaliteli bir hayata ulaşmamız mümkün müdür? Kim olduğumuzu araştırıp, kimliğimizi tüm boyutlarıyla açık ettiğimizde büyük resmin içerisindeki yerimizi daha iyi kavrayabiliriz. Böylece tepkisel değil, yanıt veren bir duruma geçebiliriz.
Kendimize dair doğru soruları sorup, doğru cevapları açıklıkla öncelikle kendimize dile getirmek, doğru bilgiye, doğru kaynağa ulaşmak adanmışlık ve kararlı, gayretle olacağı kesindir. Değerlerimizin, hayat amacımızın farkında olabilir ve misyonumuzla vizyonumuzu gerçekleştirebiliriz. Bunun için tam olarak ihtiyaçlarına cevap olabilecek doğru sorularla, bir uzman desteği ya da rehberle ilerlemek daha da fayda sağlayacaktır.
Bir’likte, birlikte gelişiyoruz. Sevgi ve saygıyla. Arzu Aykın
” Büyük sıçramayı gerçekleştirmek isteyen, bir kaç adım geriye gitmek zorundadır. Bugün yarına dünle beslenerek yol alır.” Bertolt Brecht

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
-
Okuyun…
”Karşıtlıklar olmadan ilerleme olmaz. Çekim ve itme, mantık ve enerji, sevgi ve nefret insan varlığı için gereklidir.” William Blake

İnanamıyordu yaşadıklarına. Ne ara bu duruma gelmişlerdi. Ne zaman başlamıştı? Hiç bir fikri yoktu. ”Ben ne yaptım ki?” demekten kendini alamıyordu. Çok masumca söylenen bir cümleydi onun için. Olduğu yere; yol kenarındaki şekilsiz bir kaya parçasına öylece bıraktı kendini. Top böceği gibi kapanma istenci ile çenesi göğsünde göz yaşları kendiliğinden yer çekimine yenik düşüyordu. Rüzgarın esintisini ıslak yüzünde hissediyordu. Yarı açık gözleri yerde, arada esinti ile havalanan bir gazete parçasındaki yazıya kilitlendi. ”Okuyun.” Gözleriyle okuduğu bu tek kelimelik cümleyi tekrar etti sesli bir şekilde. ”Okuyun.” Aynı anda babasının ona ısrarla, elleriyle de desteklenen hatırlatan davranışları zihninde belirdi. ”Okuyun.” Merakla; sorguladığı, araştırdığı, doğru cevaplar için sonuca baktığı gerçeğini de bilerek doğru kaynaklara ulaşma çabalarını hatırladı. ”Okuyun.” Musa öğretmenin doğaya bakın, çeşitliliğe bakın derken ki Tekliği anlamak için duyularının ötesinden ”Okuyun.” yönlendirişini hatırlarken sınıfta, ayakta kara tahtanın önündeydi.
Selma’nın kocasından, işinden dertlenişinde anlattıklarına tekrar tekrar sakince bakmasını söylerken kendini, Selma’ya ”Okuyun.” deyişini hatırladı. Dedesiyle nehir kenarında birlikte balık avındayken avcı olmanın kurallarını anlatışında süreci okumayı öğrendiği o anı hatırladı.
İşte ne ara bu duruma geldiğini o an anladı. Duyarsızlık, kayıtsızlıkla Kendine ihanet ettiği o andı.
Arzu Aykın
Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
-
İlişkilerde Mesafe Koymak!
”Okunacak en büyük kitap insandır.” Rumi

Merhaba, nasılsınız?
Bazen sadece kendi çıkarlarını düşünen ve çıkarları için kullanmaya çalışan insanlardan çok varmış gibi görünür. İhtiyaçları herkesten önemli ve diğerleri bunu hemen karşılamalıdır. İhtiyaçları karşılanmadığında büyük bir öfkeye kapılabilirler ve çoğumuz durumu daha da kötüleştirmemek adına bu kişilere teslim oluruz.
Hepimizin böyle tanıdıkları vardır; ebeveynlerimiz, kardeşlerimiz veya çocuklarımız, eşlerimiz, sevgililerimiz, arkadaşlarımız, meslektaşlarımız, patronlarımız vb. Bu insanlar her yerdedirler ve onlarla ne kadar içli dışlıysak kendimizi o kadar berbat hissederiz. Mesela benim için çok tanıdık böyle insanlar. Hatta bu davranışların bende de olduğunu algılamak önceleri şaşırtıcı olmuştu; inkar ediyordum ama sonraları bu insani özelliklerin bana nasıl hizmet ettiğini sorguladığımda bakış açımın dönüşümüne tanıklık etmiştim.
Konumuza devam edecek olursak; Kendimizi berbat hissetmemiz ne yazık ki kültürel normlar tarafından rahatsız edici şekilde gayet normal görülen bir kişilik sorunudur. Günlük yaşamımızda kurduğumuz, artık eskisine nazaran daha kaba, düzeysiz ve cömertlikten uzak ilişkilerde bunu görebiliriz. Bunu kin, kaygılar ve insanı tüketen bir stresin her yere sindiği işyerlerimizde de hissederiz. Ancak bu durumun bizi en çok etkilediği yer, hayata bir zenginlik katıp, ona anlam veren dostlarımız, sevgililerimiz ve ailelerimiz ile kurduğumuz yakın ilişkilerdir. Doğası gereği bu hastalık, bizi, birbirimizden ve gerçeklikten soyutlayarak, ulaşmayı umduğumuz şeylerden ve olmak istediğimiz kişiden uzaklaştırır. Bu yüzyılda birçok sosyal sorunun kaynağıdır diyebilir miyiz, ne dersiniz?
Kendilerini büyük görürken, diğerlerine karşı hiçbir saygısı olmayan, kibirli, açgözlü ve çıkarcı insan davranışları, eylem, eylemsizlikleri her zaman olmuştur. Günümüz kültürüyle ilgili endişe verici olan şey, kişilik sorunlarının oldukça geniş bir çapta onay görüyor olmasıdır. Bu davranış özelliklerine sahip kişilerin duygusal ve ahlaki açıdan tam gelişmemiş olduklarını da gözlemleriz. Bunu basitçe algılayabiliriz.
Bu davranışın arkasındaki duygu nedir diye baktığımızda utanç karşımıza çıkar. Hangi yaşta veya konumda olursak olalım, utanç bizim için en katlanılması zor duygulardan biridir. Utanç, kendimize acımamıza yol açan ve asla iyileşmeyecek bir kişilik kusuruna sahip olduğumuzu hissetme duygusudur.
Peki, utançla ilk tanışmamız ne zamandır diye zamanda biraz gezindiğimizde annemiz veya ilk bağlandığımız kişi kimse, onunla deneyimleriz. Bize heyecan veren bir şeyi ona getirdiğimiz zaman bizimle aynı mutluluğu paylaşacağına, çattığı kaşlarıyla aşağı doğru bakar ve “Hayır!” der. Bu deneyim sosyalleşme ile birlikte tekrar edişine bağlı hayal kırıklığı ve kendini değersiz hissetmedir belki de. Çocuk yaşlardaki bu deneyimle beyin, ailenin yetersiz desteği ile birlikte utancın yarattığı güçlü duygularla başa çıkmasına yardımcı olacak yöntemleri geliştirmesine hayatı boyunca engel olabiliyor. Öyle ki utanç hissetmemek için yöntemler geliştirirler. Utanmazlık veya vicdansızlık şeklinde, inkar, mesafe koyma, suçlama veya öfkeden oluşan koruyucu bir bariyer olarak ortaya çıkabilir.
Bu davranışlara sahip insanların duygusal açıdan sığ olduğunu hisseder ve onları vurdumduymaz ya da mesafeli kişilermiş gibi düşünürüz. Ancak küçük bir olaya veya küçümsenmeye verdikleri tepkilerle bizi şaşırtırlar. Ne zaman ki utanç, kurdukları o bariyerlerin içine sızar, işte o zaman bu kişilerin gerçekte kim olduklarını görebiliriz: utanca karşı aşırı hassas kişiler. Bir an suratlarında beliren acı dolu ifadeyi genellikle öfke ve suçlamalar takip eder. Utancın kokusu sınırlarını delip geçtiği zaman, içleri
öç alma isteğiyle dolup taşar. Takıntılı bir hal alır. Onunla yüzleşememek, etkisiz hale getirememek veya sağlıklı bireylerin yaptığı gibi hayatına devam edememek, bu ve benzeri davranış, eylem, eylemsizlik sahip olduğu karakteristik davranış, tutum ve hallere sebebiyet verir.Burada şunu belirtmek isterim ki bunun dönüşümü mümkündür. Utançla özdeşleştirdiğimiz ne kadar eylem, eylemsizlik, özellik varsa bilinçli, farkında, güçlü sorularla sorgulayarak, samimi cevaplarla dönüşüm/ değişim mümkündür.
Hislerimizle, duygularımızla ne kadar irtibat halindeyiz? İstediğimiz gibi hareket edemediğimizde nasıl hissediyoruz? Fizyolojimizde neler oluyor?
Göremediğimiz ama gözümüzün önünde olan gerçekler neler? Peki, hislerimizle, sezgilerimizle Kendimizi bilmek adına nasıl geliştirebiliriz?
Her gün bir kaç doğru soruyla Kendini bilmek adına kendimizle yüzleşmek, hayat amacımızı başarmayı kesinleştirir. Bunu tüm ustalarla birlikte artık ben de söylüyorum. Daha derinlerdeki yıkıcı duygular ve ona verdiğimiz anlamlardan özgürleşmek ,bilincimizi özgürleştirir. Sonucunda da Hakikat Bilgisi ile hayat deneyiminin içerisinde irade ile yaşamak mümkündür. Huzur, denge, bol bereketle.
Yalnız değiliz, yalnız değilsiniz. Profesyonel olarak eğitilmiş bir kolaylaştırıcı, yardımcı olarak, yaşama karşı tutumunuzda ve davranışlarınızda önemli değişiklikler yaratmanıza yardımcı olmak için buradayım. Sonuç, yaşamınızda şükran, sevgi, kesinlik ve varlık anlarını nasıl yaşayacağınızı öğrenmeniz olacaktır.
Sevgi ve saygıyla. Arzu Aykın
”Güç ve güveni hep dışımda aradım. Ama bunlar insanın içinden gelir ve her zaman oradadırlar.” S. Freud

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
-
Canlılık!
Günlük yazma konularıSağlığınızı ve zindeliğinizi korumak için hangi stratejileri kullanıyorsunuz?” Sağlıklı yaşamla ilgili önerilerimi tek bir sözcükle sınırlamam gerekseydi ”nefes” derdim.” Dr. Andrew Weil
Merhaba, nasılsınız?
Ben diyetisyen değilim. Ancak on oniki yaşlarında sağlıklı nasıl beslenirim diye dikkatle çevremi izlerdim. Araştırmayı, okumayı severdim ve hala da tutkuyla devam ederim. Yeni bir şeyler denemeyi, yeni karışımlar yapardım sonu hüsranla bitse de denemekten hala hiç vazgeçmedim.
Özel günlerde ki bayram zamanları köye giderdik. Kaynağından nasıl yapıldığını, sürecini izlerdim. Toprakla buluşurdum sabah ezanından önce. Ürünlerin daha sıcak vurmadan, gece sabaha dönerken toplanmasına tanıklık ederdim. Hatta küçücük çocuk ellerimle ben de toplardım.
Strateji bir uzun vadeli gelişen canlı, diri, sürecin içerisinde kişiyi de geliştirir. Farkında olsak, olmasak her birimizin bir stratejisi vardır. Değişik kavramlarla karşımıza çıkar.
İlk nefes diyeceğim. Dünyanın tarihinde bir çok literatürde karşımıza çıkan; nefesin insana dair tüm boyutlarıyla ilgili bütünsel bilgiyi barındırdığına inanılmıştır. Tao inancına göre sonsuz gençliğin sırrı, nefesi 120 kalp atışı boyunca tutmak ve bunu giderek bin kalp atışı süresine çıkarmakmış.
Rumi der ki ” Şu içinde bulunduğun tek anlık ömrünü fırsat bil ve onunla ilgilen. Ne geçmişe üzül ne de gelecekten kork.”
Nefes Sanskrit dilinde ”atman”, İbranicede ”ruah”, Latincede ”spiritus” ruh anlamına gelmektedir. Göktükçede ve Uygurcada ”tin” aynı zamanda nefes anlamına gelmektedir. Sağlık, mutluluk, esenlik, dinginlik ve güç nefesimizle kabımızın genişlemesidir. Yani dünyayı, dışarıyı, diğerlerini değiştirme isteğini bırakıp olduğu gibi kabul etmek; yargılamadan, tam ve bütün olanı olduğu gibi kabul etme olgunluğuna erişmektir. Erdemli yaşamaktır. ”Sıratel müstakim” ‘dir; yıkıcı ve aşırılıklardan uzak, dengeli ve orta yol anlamına gelmektedir. Almak/vermek dengesidir. Adalettir. Sonsuz huzurdur nefes.
Disfonksiyonel nefes alışkanlıkları bilinçli/bilinçsiz oluşabilir. Ancak bilinçsiz şekilde tetiklenen bu alışkanlık fizyolojimiz tarafından öğrenilmektedir. Fizyolojimizce öğrenilmiş bu nefes alışkanlıklarından doğal nefese dönüşüm mümkündür. Uyanık, sevgi dolu, huzurlu, anlayışlı olma haline gelmek mümkündür.
İlk nefes dedim. Sonra da zihin, bilinç diyorum…
Sevgi ve saygıyla. Arzu Aykın
”Bilgi tek başına güçtür.” Francis Bacon

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
-
Şimdiden…
Merhaba, nasılsınız?
”Gerçekten yapmak istediğiniz şeyi yapmaktan vazgeçmeyin. Sevgi ve ilham olduğu zaman, hata yapmazsınız.” Ella Fitzgerald
Şimdiden planlamak! Kaçımız yapabiliyor? Kaçımız planlarına sadık kalabiliyor?
Her insanın bir yüksek amacı vardır ve bu amaç hayatı boyunca gerçekleştirmek istediği en üst seviyedir. Bu amaca yürürken yolda yaptıklarımız, gerçekleştirdiklerimiz, gerçekleştireceklerimiz için bir strateji ve aksiyon planı gerektirir. Haftalık, aylık, üç aylık, altı aylık, bir senelik, üç-beş yıllık ve yıllarla devam eden eylem planları. Çoğumuz planlar yaparız inandığımız değerler ve hayat amacımızı başarmak, içimizdeki kahramanı görünür kılmak, dünyaya miras bırakmak ya da daha daha büyük bir amaca dair. Ruhsal bir gerçeklikteyiz farkında olsak da olmasak da.
Şimdiden; süreç içerisinde bir kaç soruya ne dersiniz?
Gerçekçi hedefleriniz neler? Nelere sahip olmak istiyorsunuz? Peki, sahip olduğunuzda hayalinizdeki tatil nasıl olurdu? Nasıl yerlere tatile gidiyorsunuz? Değerlerinize, size nasıl katkısı olurdu? Hedefleriniz önündeki engeller neler? Hedefinize hangi noktada ulaşamıyorsunuz?
”Para sadece faydalı bir araçtır. İyi ya da kötü, şeytani veya meleksi değildir.” Jim Stovall

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
-
”Bir” Değişim
Merhaba, nasılsınız?
” İnsanların doğası birbirine benzer, onları ayıran ise alışkanlıklarıdır.” Konfüçyüs
Çoğu zaman farkında olamadığımız bir gerçek vardır. Her soru, içerisinde cevabı da barındırır. Dikkat sahibi, düşünebilen, ayırt etme, muhakeme gücünün farkında olabilen her insan Gerçek’in Tek bilinciyle ileriye doğru, genişleyen bir ivme ile hareket ettiğini bilir. İçsel bilişe teslim, objektif bakışla.
Yıkıcı davranışları bırakmak, hedeflerimize uygun hareket etmenin mümkün olduğunu hepimiz biliriz. Buradaki sorun gibi algılanan; dikkatle yaklaşılmadığında sorun haline gelen irade yoksunluğudur. İdeallerimizle çatışan alışkanlıklarımızı tespit etmek başarıyı gerçek kılar. İrade gücü herkeste olan bir güçtür. İradeye bedenindeki her hangi bir kasla çalışır gibi yaklaşmak uzun vadede başarıyı getirecektir. Öz disiplinle ve zihnin fonksiyonlarıyla, bilinçli farkındalıklı yaklaşımla mümkündür.
Kadim bilgiler bize ”Gerçek Mutluluk”un içimizden geldiğini söyler. Bu görüşün faydalı olabilmesi ancak akılcı yöntemlerle birlikte benimsenmesi, içselleştirmesi ile mümkündür. Nefes, meditasyon ve güçlü metotlar en güvenilir araçlardandır. Hayatta hiç bir şey bizim değildir. Tek sahip olduğumuz varlığımız nefesimizdir.
Tek bir cümleyle tekrar yazacak olursam; yıkıcı davranışları ve arkasındaki örüntüleri yeniden programlayıp yapıcı davranışlara dönüştürmek, kişinin önündeki engelleri ortadan kaldırmak ister kendimiz, ister bir uzman desteği ile mümkündür.
En baştaki sorunun cevabına gelirsem zihin/ bilinç derim.
Sevgi ve saygıyla. Arzu Aykın
”Üstün insan ne arıyorsa kendinde arar, sıradan insan ise hep başkalarında.” Konfüçyüs

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
