-
Şeyler…
”Duygular ”kötü” değildir. Duygularımızın kökeninde verimli şekilde kullanılabilecek ana enerjiler yatar. Evet, gerçekten de böyledir… Aydınlanma enerjisi aslında günlük tutku ve duygularımızı ortaya çıkaran doğal kaynaklardan doğar.” Dr. James H. Austin
Merhaba, nasılsınız? Bol farkındalıklı bir hafta diliyorum.
Hepimiz titreşimlere doğuştan duyarlıyız. Empatik varlıklarız.
Kendimizi korumak adına geliştirdiğimiz bağımlılıklar, kendi kabuğumuza çekilmek ya da saldırganca davranışları bir çoğumuz hayatının bir döneminde yaşamış ya da hala yaşadığı sağlıksız duygusal davranışlarımız olabilir. Çoğumuz farkında olalım ya da olmayalım eşit derecede duyarlıyız. Hatalar da yapmış olabiliriz, ama duyarlı olduğumuz için bu hatalardan bir şeyler öğrenmişizdir. bütün bunlardan nasıl faydalanmış olabiliriz? En az yirmi yirmi beş madde yazabilir miyiz? Haydi o zaman, başlayalım.
Nefes alın! Şimdiki zamana, şu ana dönün ve gevşeyin. Gerçek…
Sevgi ve saygıyla. Arzu Aykın
” Endişe büyüme deneyiminin ta kendisidir… Reddedilen endişeler bizi hasta eder; tam anlamıyla yüzleşilen ve sonuna kadar yaşanan endişeler sevince, güvenliğe, güce, odaklanmaya ve karaktere dönüşür. pratik formül şudur: Acının olduğu yere git.” Peter Koestenbaum
Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
-
İlhamla…
Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
İlhamla, adanmışlıkla, kararlılıkla… Bir’likte, birlikte gelişiyoruz.
Sevgi ve saygıyla.
-
Paradoksal Düşünmek!
” Nefes hayatı bilince bağlayan köprüdür, bedenimizi düşüncelerimizle birleştirir.” Thich Nhat Han
Merhaba, nasılsınız? Ağustos ayının en sıcak günleri! Haydi o zaman ateşi suyla buluşturalım!
Merak; bir şeyi anlamak, öğrenmek, görmek vb. için duyulan, içten gelen istek. Bir şeyi yapmak, bir şeyle uğraşmak, bir şeyi edinmek isteği.
Nelere sahipsiniz? Fiziksel, duygusal, zihinsel bedeninize nasıl bakıyorsunuz? Peki, yaşama direnerek enerjinizi boşa harcadığınız alanlar nedir? Ne istiyorsunuz? Hayat amacınız nedir? Yaşamınızı hangi inançlar idare ediyor?
Hayatta kalmak amacıyla becerilerimizi geliştiren bir düşünce sistemimiz var. Süreç, milyarlarca yılda gerçekleşiyor. Bunun farkında olmayabiliriz günlük uğraşlar içerisinde. Eylem ve üretkenliğin yanında eylemsizliğin de fizyolojimize bütünsel bakışımızda hayatta kalma becerisinde önemli olduğunu bilinmektedir.
Nefes ile ilişkisine kısaca bir bakışla; otonom sinir sistemi parasempatik sinir sisteminin temel bileşeni olan vagusa odaklanır. Vagus, beyin sapı alanlarını çeşitli iç organlara bağlayan onuncu kraniyal sinirdir. Yani, kat ettiği uzun yolda diyaframın içinden geçtiği için, diyaframı kullandığımız her nefesle vagus sinirinde masaj etkisi oluşturarak parasempatik sinir sistemini; yaralarımızı onaran sistemi uyarır. Depresyonun ve anksiyetenin kontrolüne destek verir, oksitosin (sosyal bağ hormonu da denir) seviyesini yükseltir, ağrıyı azaltıcı etkisi de gözlemlenmiştir. Burada yazdığım bir kaç + sonuç nefes çalışmalarıyla olmaktadır.
Hayatta kalmamız, sağlıklı olmamız, çevremize ve kendi fizyolojimizde oluşan değişimlere yanıt verebilmek esnek bir otonom sinir sistemine sahip olmamıza bağlı olduğu bir gerçektir.
Farkındalıklı nefeslerle… Sevgi ve saygıyla. Arzu Aykın
”Orijinal benliğimizin sesi genellikle boğuk çıkar, hatta başkalarının beklentilerinin sesleriyle boğulmuşlardır. Orijinal benliğin dili kalbin bildiği ve kullandığı lisandır.” Julia Cameron
Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
-
İyilik hali…
Günlük yazma konularıBirisi için yaptığınız rastgele bir iyilik hakkında yazın.Merhaba, nasılsınız?
Üzerinde fazla düşünmeden rastgele eylem, eylemsiz özellikli davranışlarımız vardır. En doğal, en saf, masum, kendiliğinden gerçekleşen.
Belki otobüse binmekte zorlanan bastonlu teyzenin elinden tutmak ve bir hamlede isteğini gerçekleştirmek. Belki yönünü kaybetmiş bir kişiye bir bardak su ikram etmek. Belki yola savrulan ve yuvarlanan bir topu tutarak çocukların sevinç çığlıkları içinde onlara geriye esneyerek topu atmak. Belki de yılların izlerinden bir bakışla, eski bir dostla karşılıklı derin sohbetle kahve içmek.
Eflatun demiş;” Kendini yönet, dünyayı yönetecek gücü bulursun.”
Yaşama tepki vermeyi bırakıp yanıt vererek yaşamaya başlamaktır, bir duruşla kim olduğumuzu güvenle ifade edebilmek ve ifademizin arkasında durabilmektir kendini yönetmek. İsraf etmeden yaşamaktır. Kendi anlamından, hayat amacından yaşamaktır. Hepimizin hayalleri, hedefleri, amaçları vardır. Peki, senin hayat amacın nedir? Dünyada neyin eksikliğini duyuyorsun?
Başka önemli bir soru daha; hoşgörü sahibi misin yoksa katlanıyor musun? İkisi farklı şeyler. Birlikte düşünelim mi?
Yaşamımızdaki sürtünmeler azaldıkça kendimize dolayısıyla diğerlerine hoşgörümüz artar. Sınırlarımızı belirleyip, kendimize uygulayacağımız davranış standartlarını yükselttiğimizde değerlerimizden bir hayat yaşayabilir ve ihtiyaçlarımızı etkin bir biçimde ifade edebiliriz.
Kendine iyilik hali, herkese iyilik hali…
Sevgi ve saygıyla. Arzu Aykın
”En mutlu düşten daha mutludur uyanmak.” Shakespeare

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
-
Bir Özellik Daha!
” Sahip olduklarınızı, sahip olmadıklarınızı arzulayarak bozmayın ve de şimdi sahip olduklarınızın, bir zamanlar ancak hayalini kurduğunuz şeyler olduklarını unutmayın.” Epikuros

Merhaba, nasılsınız?
Bir çoğumuzun sahip olduğu bir özelliktir; kendini başkalarıyla kıyaslama! Kabul etsek de etmesek de bu özelliğe sahibizdir ve öğrenilmiş bir davranıştır. Nereden, kimden öğrendik?
Bu özellik yani kıyas ne iyidir ne de kötü. Bizi daha fazla servet, daha yüksek statü, kariyer ve benzeri şeylere sahip olmaya itebilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta sahip olduklarımızın değerini bilmekten ziyade yetersizlik duygusu bizi bir kısır döngünün içerisine sokabilir. Aman dikkat!
Kıyas hayatımızda olacaktır. Dikkat edilecek husus kıyasın yalnızca kendimizle; kendi gelişimimize dair yapılabileceğidir. Bunun için de bakış açısını değiştirmek yeterlidir. Güçlü metotlarla zihin çalışmaları yapmaktan bahsediyorum.
Kıyas kıskançlığı da beraberinde getirebilir. Kıskançlık, bir bakışla, sahip olunan ancak kaybetme korkusu ile ilgidir diyebiliriz.
”O bilmem kim aslında hiç de düşündüğün kadar önemli biri değil.” Tabii bu “bilmem kimin” alçakgönüllü veya birilerini rahatsız ettiğinin farkında olup olmamasının hiçbir önemi yoktur. Bu ifade ile küçük görürüz. Gerçekleri çarpıtırız. Bilinçsizce yaptığımız bu durum içerisinde kişinin hatalarının sıralandığı bir liste bile yapabiliriz. Tanıdık geliyor mu?
Kıskançlık, en iyi savunmanın saldırmak olduğunu kendiliğinden bilir. Bazen kıskançlık, aşırı övgüler, takdirlerin ardına saklanır ve bunun ardından da kendini hor görme gelebilir. Mesela ben ”Yemek yapmayı bilen” insanlara o kadar hayrandım ki mutfakta çok sabırsız ve beceriksizdim. Diğerleri hem işinde hem mutfakta nasıl bu kadar iyi olabiliyorlardı? Onları inanılmaz yetenekli görüyordum! Böyle yaparak mutfaktaki yetersizliğimi ilan ediyordum. Diğerlerinin bunu bir yerde söylemesinin ya da başkalarından duymamın bende yarattıklarını varın hayal edin…
Güçlü insanlara yapılan dalkavukluk da kıskançlığın alt başlıklarındandır diyebiliriz. Başkasının sahip olduğu gücü tehdit edici bulduğumuzda, o kişiye karşı sadece kıskançlık ve küçümseme hissetmeyebiliriz. Ayrıca o kişinin bize aynı şekilde cevap verebileceğinden de korkarız. Güçlü kişiye yaranmak için yapılan hareketler, tehlikeli düşünce ve dürtüleri kontrol altında tuttuğu kadar, ayrıca güç sahibi insanı kontrol etmek için gösterilen bir çabadır da. Kendimizin bir çeşit güce kavuşabilme hayalini kurabiliriz. Buraya dikkatle bakmanızı öneririm; altında başka duygu/duygular var mı? Bunun yanında çarpılmış bakış açısıyla hayatımızda neler olduğuna bakmak da önemlidir. Peki, bu deneyimlerden neler öğrendik?
Lao Tzu şöyle der; ” Başkalarını yenmek güç ister. Gerçek kuvvet ise kendini yenmektir.”
İnsan çok boyutlu bir varlıktır. Tüm yaradılışın tek bir Öz’den var olduğunu idrak etmek önemlidir. Tasavvufun diliyle yazacak olursam ”Kendini bilen Rabbini bilir.” Kendini bilmek, tüm nesneler, değişkenler, deneyimlenenlerin ardından tüm nesnelere, değişkenlere, deneyimlenenlere varlık verenin kim olduğunu aramak, keşfetmektir. Yani göreni!
Tüm yaptığımız, eylemle özgürleşmenin yoludur. Sorgulamaktır. Özgürleşmek de çalışılmış zihinle mümkündür. Huzur, denge, koşulsuz sevgi ile erdemli olmanın her an mümkün olduğu bir bilinç seviyesi mevcut olup, adanmışlık ve kararlılık gerektirir.
Kendinizde bir fark yaratarak bakış açınızı zenginleştirmek, hayata dair evrensel yasaların desteğini de algılayarak farkındalıkla yaşamak istiyorsanız atölye çalışmalarıma, eğitimlerime katılmanızı ve diğer yazılarımı da okumanızı önerebilirim. Takipte kalmanız niyetiyle; sevgi ve saygıyla.
Arzu Aykın
”Büyüklerim bazı nesneleri isimlendirdiklerinde ve bununla beraber o nesneyi yöneldiklerinde şunu görüp anladım ki o şey bana onu göstermek istediklerinde çıkardıkları o sesle adlandırılıyor. Niyetlerini sanki tüm insanların doğal lisanı buymuş gibi bedensel hareketlerle ortaya koyuyorlar; yüzün ifadesi, gözlerinin hareketi, bedenin diğer kısımlarının hareketleri ve zihnimizin ararken sahipken, reddederken ve kaçınırken ki durumunu ifade eden ses tonu. Dolayısıyla kelimeleri çeşitli cümleler içinde tekrar tekrar duyduğumda hangi nesneleri işaret ettiklerini yavaş yavaş anlamaya başladım; ağzımı bu işaretleri çıkartmak için eğittiğimde, onları kendi arzularımı ifade etmek için kullanmaya başladım.” Aziz Augustinus

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
-
Kendiliğinde…
”Durum yoktur. Duruma karşı tepkiniz vardır.” Robert Conklin
Merhaba, nasılsınız?
Her hangi bir durum ya da olayda şartlar ne olursa olsun kişinin kendi ile ilişkisidir diğerleriyle kurduğu ya da kuracağı ilişkinin kalitesi, etkili olması, sürdürülebilirliği. Kendini bilmek, kendin olmak yani doğal samimi halimizdir. Kendimizi ne kadar tanıyoruz? Söz/ davranış/düşüncelerimiz ifade edildiğinde beden dili ile de nasıl, ne kadar senkronize halindeyiz?
Çoğunlukla iletişim birbirini görmeden gerçekleşiyor. Elindeki telefon ve bakışlarını ondan alamayan bir çok insanı metroda, otobüste, markette, evde, kafede, yemek masasında, iş toplantısında ve daha bir çok yer ve zamanda görüyoruz. Hatta kendimiz bile aynı durumlar içerisindeyiz. Peki, böyle bir durum halindeyken yani odak başka bir yere sabitlenmiş halde yapılan konuşmalar, sohbetler, görmeden, algılamadan, öylesine iletişim gerçek bir iletişim midir? Böyle ilişkilerde Kendimizle ya da fikirlerimizle ilgili ifadelerimizin ne kadarı anlatılabilir ve anlaşılabilir olur/ olurdu?
Arzularımızın peşinde, duyularımıza esir bir dünyada mıyız? Ne dersiniz?
” İçinizde, evrensel insani şeyleri bulun.” Sandford Meisner

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
-
Yeni Formlar…
Günlük yazma konularıEbeveynlerinizin sahip olduğu hangi gelenekleri devam ettirmediniz?”Eğer ritim yoksa müzik de yoktur.” Duke Ellington
Gelenek; kuşaklar boyu sürdürülen ve bir kuşaktan diğerine aktarılan beşerî uygulama, inanç, kurum, alışılmış usül ve ritüelleri, kültür ve sanata ait tarz ve icra biçimlerini” içine alır ve bunları ifade etmek için kullanılır.
Haydi zamanda gezinelim: Geçmişe baktığınızda, sizin ya da büyüklerinizin çocukluğu ne kadar ritmikti? Sizce hangi oyunlar size neyi öğretmiş olabilir ve siz çocuklarınıza neyi nasıl aktardınız?
En önemli ritüel alışkanlıklarımız ay döngüleriyle bağlantılıdır.
Ay; duygular, etkilenme, tepki ve yanıt verme, anne, ev (yuva), gıda tercihleri, kültürel alışkanlıklar, genel anlamda tüm alışkanlıklar. Geri çekildiğimiz alan. Güvenli hissettiğimiz yer. Beslendiğimizi nasıl hissettiğimiz. Başkalarını nasıl beslediğimiz. Barındırmak, yetiştirmek, bağdaştırmak.
Ay, bizim besleme, beslenme dürtümüzü, bakılma, şımartılma ve korunma arzumuzu temsil eder. O hepimizin içindeki, yetişkinlikte bile bazen bağımlı olabilen, ihtiyaçlı ve korunmaya gereksinen çocuktur.
Ay duygulardır. Ay, kendi içsel yuvamızda nasıl hissettiğimizle de ilişkili olup, bu ilişki başkalarına tepki veriş tarzımızı ve onların da bize geri iletimde bulunuş tarzını etkiler.
Ayın 28 günlük döngüleri bize neler aktarır? Astroloji bilimi buna iyi bir örnektir. Başlangıçlar, ürün ekimleri, hasatta büyüklerimizin ay döngülerinden yararlandıklarına tanıklık etmişizdir.
Sonuç olarak diyebilirim ki ritim, tekrar, alışkanlıklar günümüz hayatında başka formlarda devam etmektedir. Sağlığımız ve huzurumuz için yeni formlarını algılamak önemlidir. Nasıl mı? Çalışılmış bir zihinle. En vazgeçilemez doğru uzman desteği ile doğru sorularla, kendine meydan okuyarak…
Sevgi ve saygıyla. Arzu Aykın
”Biyolojik ritimlerimiz evrenin senfonisidir, dans ettiğimiz, içimizdeki derinlerde saklı olan müziktir, melodisinin adını bilemesek bile.” Deepak Chopra

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
-
Bir günün…
Merhaba, nasılsınız?
Sıradan kelimesinin anlamı ile başlayalım; hiçbir özelliği ve değeri olmayan, sıra işi, bayağı, değersiz, niteliksiz.
Gerçekte bilinçli eylem, eylemsizlik ve özelliklerle düşünen her canlının önceliklerine göre hareket ettiği bir gerçektir.
Kendi; cehaletinde kısır döngüde olma olasılığın nedir? Peki, yolu bulup, kısır döngüden çıkma olasılığın nedir? Kendine korkusuzca küçük bir adımla değerinin farkında, nitelikli bir hayat mümkün. Daha nice kişiye özel, güçlü sorularla…
Sevgi ve saygıyla. Arzu Aykın
” Tekrar, beden ritimleri üzerine kuruludur, bu yüzden kendimizi kalp atışıyla, yürümeyle veya nefes alıp vermeyle özdeşleştiririz.” Karlheinz Stockhausen

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
-
Kendi
”Maşrapamız küçükse, deryayı suçlamaya hakkımız olmaz.” Rumi
Merhaba, nasılsınız? Yine, yeniden yeni bir haftadayız.
Kendimizi tanımlamak! Nelerdir bizi biz yapan şeyler? Kendimiz hakkında sayabileceğimiz tüm özellikler, tüm tanımlamalar bizim kim olduğumuzu tanımlamaya yeter mi?
Peki, kendimizi tanımadan, bütün boyutlarımızla kendimizle yakın bir ilişki kurmadan kaliteli bir hayata ulaşmamız mümkün müdür? Kim olduğumuzu araştırıp, kimliğimizi tüm boyutlarıyla açık ettiğimizde büyük resmin içerisindeki yerimizi daha iyi kavrayabiliriz. Böylece tepkisel değil, yanıt veren bir duruma geçebiliriz.
Kendimize dair doğru soruları sorup, doğru cevapları açıklıkla öncelikle kendimize dile getirmek, doğru bilgiye, doğru kaynağa ulaşmak adanmışlık ve kararlı, gayretle olacağı kesindir. Değerlerimizin, hayat amacımızın farkında olabilir ve misyonumuzla vizyonumuzu gerçekleştirebiliriz. Bunun için tam olarak ihtiyaçlarına cevap olabilecek doğru sorularla, bir uzman desteği ya da rehberle ilerlemek daha da fayda sağlayacaktır.
Bir’likte, birlikte gelişiyoruz. Sevgi ve saygıyla. Arzu Aykın
” Büyük sıçramayı gerçekleştirmek isteyen, bir kaç adım geriye gitmek zorundadır. Bugün yarına dünle beslenerek yol alır.” Bertolt Brecht

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
-
Okuyun…
”Karşıtlıklar olmadan ilerleme olmaz. Çekim ve itme, mantık ve enerji, sevgi ve nefret insan varlığı için gereklidir.” William Blake

İnanamıyordu yaşadıklarına. Ne ara bu duruma gelmişlerdi. Ne zaman başlamıştı? Hiç bir fikri yoktu. ”Ben ne yaptım ki?” demekten kendini alamıyordu. Çok masumca söylenen bir cümleydi onun için. Olduğu yere; yol kenarındaki şekilsiz bir kaya parçasına öylece bıraktı kendini. Top böceği gibi kapanma istenci ile çenesi göğsünde göz yaşları kendiliğinden yer çekimine yenik düşüyordu. Rüzgarın esintisini ıslak yüzünde hissediyordu. Yarı açık gözleri yerde, arada esinti ile havalanan bir gazete parçasındaki yazıya kilitlendi. ”Okuyun.” Gözleriyle okuduğu bu tek kelimelik cümleyi tekrar etti sesli bir şekilde. ”Okuyun.” Aynı anda babasının ona ısrarla, elleriyle de desteklenen hatırlatan davranışları zihninde belirdi. ”Okuyun.” Merakla; sorguladığı, araştırdığı, doğru cevaplar için sonuca baktığı gerçeğini de bilerek doğru kaynaklara ulaşma çabalarını hatırladı. ”Okuyun.” Musa öğretmenin doğaya bakın, çeşitliliğe bakın derken ki Tekliği anlamak için duyularının ötesinden ”Okuyun.” yönlendirişini hatırlarken sınıfta, ayakta kara tahtanın önündeydi.
Selma’nın kocasından, işinden dertlenişinde anlattıklarına tekrar tekrar sakince bakmasını söylerken kendini, Selma’ya ”Okuyun.” deyişini hatırladı. Dedesiyle nehir kenarında birlikte balık avındayken avcı olmanın kurallarını anlatışında süreci okumayı öğrendiği o anı hatırladı.
İşte ne ara bu duruma geldiğini o an anladı. Duyarsızlık, kayıtsızlıkla Kendine ihanet ettiği o andı.
Arzu Aykın
Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
