Hayata Dair…

  • İletişimle Gelen Yükseliş…

    ”Dünyanın en büyük cezaevi cahil insanın kafasının içidir.” Montaigne

    Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.

    Merhaba,

    2023 yılı bitiyor. 2024 yılına başlamaya sayılı günler kaldı. ”Birleşmiş Milletler bilim ve iş dünyasını, sivil toplumu ve politika yapıcıları ortak araştırma ve teknolojik yenilik programı etrafında harekete geçirmek amacıyla Uluslararası Okyanus Bilimleri On Yılını ilan etmiştir. Okyanus ve kıyı alanları kaynaklarının yönetimini iyileştirmek, araştırma programlarının, gözlem sistemlerinin geliştirilmesinin, deniz alanlarının planlanmasının ve deniz risklerinin azaltılmasının koordinasyonunun sağlanması hedeflenmektedir.”

    Peki, siz sevgili okuyucu 2024 ve on yılda ne olacak, ne yapacak ve neye sahip olmak istiyorsunuz?

    Bugünden geleceği inşa için bir kaç soruyla devam edelim. Başarı/başarısızlıklarıyla biten yılın sizde hangi izlenimlerin, nasıl katkıları oldu? Peki, siz edindiklerinizle dünyanızda hangi yapıcı eylemlerle kullanmayı düşünüyorsunuz?

    Yıl biterken ve yılı bitirirken sizlerle birlikte ”Bir Birim Dönüşüm” atölye çalışmasını ilhamla, arzularımıza odaklanarak tamamladık; Bir’likte, birlikte gelişiyoruz inancıyla.

    ”Bitiyor, bitti.” cümlesinin sizdeki hissi nedir diye sorsam hissinizi nasıl tanımlardınız? Biten bir çok şey çoğumuza hüzün verir. Terk etmiş, terk edilmiş hisleriyle. Oysaki doyuma ulaşan her şey yeni bir formla yeni bir arzuya kendini bırakarak tırtılın kelebeğe dönüşümü gibi kişiyi hayatın nihai amacına götürmeye devam eder. Buna bilimsel yaklaşımla yaşamsal döngü diyorlar ve bizler de böyle öğrendik. Doğanın bir parçası olduğunu unutan kişi için durum durdurulamayan bir arzudan diğer arzuya, peşinden koşmanın dışında bir açıklaması olmayan tatminsizlik, boşluk hissi içerisinde bir arayıştan bahsedebiliriz. Bir an dur ve…

    ”Peki, sen kendine giden uzun yolculuğa ne zaman başlayacaksın?” Rumî

    Yukarıdaki soruyla başlayabilmek için önce zihnimizdeki çöpleri diğer bir deyişle farkındalık eksikliğini dengelemek önemlidir. Bugün başka bir duygu yükü ile anlamlandırılan bir eyleme; terk edilme, terk etme diyerek bir bakışla diyelim ve başlayalım.

    Terk etmek, ondan ayrılmak, onu bırakmak, onunla ilgilenmek istememek diyebiliriz. İnsanın varlığını etkileyen bir eylemdir. Çoğumuzun hayatında bu eyleme ait hissedilen duygularla bir ya da fazla anısı olabilir. Burada farkında olsak olmasak hissedilen hislerle birlikte yaptığımız eylemler ve sahip olduklarımızdır. Ancak doğamız gereği insan edindiklerine değil, hislerine tutunarak bir hayatı yaşamayı seçtiğinde neler olur? Bu deneyime de sahibizdir, ancak unutup tekrar tekrar aynı eylem eylemsizliklerle hayatınızda başka bir dünya yaratarak kendinize neler yaptığınıza, neler yapmadığınıza tanıklık etmeyi seçtiğinizde neleri fark ederdiniz? Görmezden gelmeyi seçtiğiniz neleri fark ederdiniz?

    Dünya realitesinde farkındalık alanını algılamak doğanın yasalarından polarite yasası ile mümkün olduğunu zihnin fonksiyonlarının yardımı ile analiz ederek homeostazı fiziksel, hormonal duygusal ve zihinsel alanlarımızda sağlarken ruhsal olarak da büyürüz. İçten gelen diye tanımlanan merakla, ilerleme, genişleme, büyüme isteği ile. Kendimizi bildiğimizden beri bu böyledir.

    Bir çok bilim bunu …. yıllık döngüler diye tanımlar ve açıklamaya çalışırken anlam arayışındaki kişi için bazen kafa karıştırıcı olur. Öğrendiği bilgiyi referans alarak hayatına bakmaya çalışırken kendisi için doğrusundan ayrılabilir. Başka bir deyişle bilginin doğruluğunu araştırmadan kör bir inançla öğrendiği bilgi, yönünü kaybetmesine neden olabilir. Bunu fiziksel olarak diğer adı hastalık ya da davranış bilimleri alanından disfonsiyonel alışkanlıklar sonucu ile açıklanır diyebiliriz. Duyguları varın siz, kendiniz tanımlayın. Belki bu tutunma ihtiyacını yaratır ve muhtaçlık hissi ile bağımlılık özelliği ile hayatınızda deneyimliyor olabilirsiniz. Örneğin bu davranışı hasta olduğunuzda en yakınlarınıza yapıyor ya da size yapılıyor olabilir. Bu düşünceye tutunmak sözlerimize, nefesimize davranışlarımıza hatta beden duruşumuzla bile ifade ediyor olabiliriz. Tanıdık mı? Kederli, buğulu gözler belki, güçsüz bacaklar, kambur bir omurga belki de…

    Oysaki kişi deneyimlerinden edindiği izlenimlerin ona kattıklarına odaklansa ve doğru soruları sorarak içsel gelen arzularını en yüce değerlerine hizmet edecek şekilde kullanabilme becerisini geliştirebilse hangi fırsatlarla hayatının kuşatılmış olduğunu fark edebilirdi.

    Bu hayattan gerçekten ne istiyorsunuz? Hayattan istediklerinizi alabildiniz mi? Belki de hâlâ doyuma/tatminliğe ulaşamadınız. Belki de ne aradığınızı, amacınızı bilmiyorsunuz. Yol kendini bilmekten, bilincinde bir üst seviyeye çıkmaktan, kendi olmaktan geçiyor. Özgüvenle, tek bir amaca tutunarak, adanmışlıkla… Yapaylığın, doğallığı maskeleyen tüm davranış, eylem eylemsizliklerini, özelliklerini hayatınızda nasıl kullandığınızı, nasıl edindiğinizi fark etmeyi isterseniz tetiklendiğiniz ne/neler bunları tespit etmeniz kendi yolunuzda kendinize ve çevrenizde nasıl değişim/dönüşüm getirecek domino etkisi gibi bir düşünseniz, hangi olasılıklarla çevrili olduğunuzu algılayabilirsiniz.

    Sosyal bir varlık olan insan kelebek etkisi diye açıklanan gücüne uyanması ve yapıcı kullanması ancak bir üst bilince geçerek mümkündür. Seçim sizin. Bu seviyeye gelme yolunu nasıl yapacağınız sizin seçiminiz. Kendi yönetme becerilerinizi geliştirip, edinene kadar bir uzmana, bir uzman desteğine ihtiyacınız olacağını sizlere söyleyebilirim. Size doğru sorular soran, sizi zorlayan, sizi kendinizi bilmeye yönlendiren. İçinizde size ait doğrulara sizi uyandıran… En yüce değerlerinizle amacınızı gerçekleştirmek üzere doğallığınız/varoluşunuzla bağlantıya geçin.

    Buddha’nın dediği gibi; ” Geçmişte kim olduğunu bilmek istiyorsan, şu an kim olduğuna bak. Kim olacağını bilmek istiyorsan ne yaptığına bak.”

    Takipte kalın.

    Sevgi ve saygılarımla.

    Arzu Aykın

  • Yorulmaz İyilik!

    ”Hayat kendini bulmakla ilgili değil. Hayat kendinizi yaratmakla ilgili.” George Bernard Shaw

    Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.

    Merhaba,

    Bugün gerçek anlamından uzak olduğumuz iyilik kavramıyla insana dair bir bakış diyerek başlıyorum.

    Hayatınızda ne olmak, ne yapmak, neye sahip olmak isterdiniz?

    Bu sarsıcı soruya gerçek bir cevap arayışına başlamadan önce bir virgül koyalım ve başka bir kapıyı aralayalım.

    Hepimizin olmak istediğimiz kişi olmamızı engelleyen sayısız inancımız vardır. Çoğunun farkında bile değilizdir. Bu düşünce biçimleri bize ne kadar kötü geliyorsa onları maskelemeye de o kadar çok çalışırız. Bazen artık onlara sahip olmadığımızı bile düşünebiliriz. Görmezden gelir, çoğunlukla bunun için diğerlerinin size nasıl zararlar verdiğinden bahseder, bahaneler arkasında, acele verilen kararlarla hayatınıza olmadık, beklenmedik durumların içerisinde olmanıza neden olursunuz. Oysaki tesadüf diye bir şey yoktur. Sonuçların sebeplerini idrak edemeden kişi sorumluluktan uzak, arzunun, isteklerin belki de tutkunun peşinden koşturur, kişi kendisi dışındaki her şeyi etiketler ve mutsuzdur. Tanıdık geliyor mu? Kabul etsek de etmesek de böyle davranışlara sahibiz.

    Deneyimi kabul etmek ile kendini kabul etmek arasındaki farkı görmek önemlidir. Bu kabul ediş zordur; çünkü egomuz, yaşadığımız bütün kötü deneyimlerin aynı davranışı bizim de başkalarına uyguladığımızı bize göstermekten başka bir amacı olmadığını itiraf etmek istemez. Buradaki soru şu. Hayatınızın yönetimini ne zaman alacaksınız?

    Diğer bir deyişle, eğer zıddı olmasaydı hiç bir şeyi mutlak bir açıklıkla anlayamazdık. Mesela kötülük olmasaydı, onun karşıtı olan iyiliğin değerini bilemezdik, acı ve tatlı gibi, nefret ve sevgi, açlık ve tokluk, ayrılık, bölünme ve yakınlık, bağlılık gibi.

    Varoluş amacımız kendi olma mutluluğudur ve soru şu; tekrar hatırlayabilmek için neler yapmaya ihtiyacımız var? Hatırlayabilmek için bilinçaltına iteklediğiniz, görmezden geldiğiniz neler varsa yaşınız kaç olursa olsun sonuçların nedenlerine bakmak önemlidir. Birini alalım ve bir bakışla diyelim…

    Reddedilmeye ve reddetmenin anlamlarına birlikte bakalım. Kovmak, istemeyip uzaklaştırmak, itmek, tahammül edememek, izin vermemek, bir yere sokmamak.

    Anlamını okurken zihninizden geçen o an ve durumları, olayları gözünüzün önüne geldiğini görebilirsiniz. Bir an ve eylemler dizini; bir filmim karesini izler gibi zihninizden geçtiğini fark edebilirsiniz. Duygularla yüklenen ve her benzer ya da aynı durumla karşılaşmak…

    Hayatında reddedilme, reddetmeyi yaşamayan yoktur. Bir özelliktir. Ancak yaşanan bir durum/olay ile duyguyu ilişkilendirdiğinizde duygu yükü olarak hayatınızda siz nerede o da orada. Sizinle aynı ya da benzer durumlarda vereceğiniz tepki, her seferinde aynı olacağı ve hayatınızda özgürlüğünüzü kısıtlayan eylemler dizininin yaratıcısı olarak baş rol oynayacağınızdan habersiz, belki de kaçma eğilimi gösterirsiniz. Küçük bir yaranın üzerinde oluşan kabuğu her kopardığınızda kanaması ve tekrar tekrar üstünde oluşan kabuğu kopardıkça kısır bir döngüyü deneyimler gibi eylem ve sonucunun baskısını üzerimizde hissederek yaşayabiliriz.

    Kendini reddedilmiş hisseden kişi tek taraflı bakış içerisindedir. Farkındalık eksikliği ve yargısı ile yorumlar, etiketler. Deneyimindeki duyguya tutunmaktadır. Acı*zevk ikileminin yani hazzın oluşturduğu iz üzerindedir. Buna bağlı bir çok eylem, eylemsizlik, özellik edineceği bunun tersi durumlardan tetikleneceğini söyleyebiliriz. Reddedilmenin sonucu görünür olmak, fark edilmek için performanslı bir çaba harcadığınız bile olmuş olabilir. Disfonsiyonel nefes alışkanlıklarına sahip olabilirsiniz. Bu farkındalık eksikliği ile edinmiş olabileceğiniz alışkanlıkların ve hislerin nasıl hastalıklara dönüşebileceğini tahmin edebilirsiniz. Eğer özgür olmak değerleriniz içinde ise yazarak düşünmenizi önemle rica ederim.

    Tekrar yazacağım hayat bir bütündür. Dışarıda hiç bir şey yok. Bu gerçeği kabul ederek, arzular dünyasında arzunun peşinde her eylemin çift yönlü +-olmasının insanı geliştirmek, ilerletmek üzere, aklın muhakeme gücünü kullanabilmesi ile mümkün olduğunu hatırlayalım. Reddedilmenin, reddetmenin tersi ile birlikte hayatınıza neler kattığını hiç düşündünüz mü? Belki de çok yaratıcı fikirlerinizi atıl bir halde karanlıkta kalmış, gün ışığında serpilmeyi bekliyor! Doğru sorularla yanıtlarına ulaşmak ve hayatınızın yönünü hayat akışıyla bir hale getirebilmeniz mümkün. Sadece doğru sorular ve aklın/kalbinizin birliği ile sürdürülebilir yeni izlerle. Gerçek en yakınınızda!

    ”İhmal ettiğiniz hislerinizi kullanmaya başladığınızda, ödülünüz dünyayı yepyeni gözlerle görmek olacak.” Barbara Sher

    Korkularınızla yüzleşin. İyi olmak, iyilik hali anlamını bedeninizde, duygularınızda, zihinsel ve ruhsal alanlarınızda yeniden inşa edin. Ancak bilmelisiniz ki ilerlemenizin kalıcı ve sürdürülebilirliği kendi kendinize yani tek başınıza olamayacağıdır. Ayrıca sizi yolda tutacak araçlara da ihtiyacınız olacaktır.

    ”Güzel günler sana gelmez. Sen onlara yürüyeceksin.” Rumî

    Bir birim uzman desteği önerilir. Böylece algınızdaki dönüşümü keşfedebilirsiniz.

    Sevgi ve saygılarımla.

    Arzu Aykın



  • Sessizliğin Sesi

    Günlük yazma konuları
    Biriyle (bir arkadaş, başka bir blog yazarı, anneniz, postacı vb.) röportaj yapın ve aldığınız yanıtlara göre bir yazı yazın.

    “Yeni doğmuş bir bebeğinki gibi esnek ve yumuşak hale gelene kadar yaşam nefesine odaklanabilir misin?” -Laozi, Tao-te Ching

    Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.

    Merhaba,

    Bir sabah meditasyon sonrası bir soru ve hislerle cevaplar kendiliğinde;

    ”Ne olmak istiyorsun?” dedi.

    ”Etrafımı saran, benden ayrıksız, sevdiğim her şeyi gittiğim her yere benimle götürmek” dedim.

    ”Olmuş bil” dedi. ”Başka?”

    ”Dur durak bilmeyen enerjileriyle, iz yapan hareketleriyle hatırlatırken, sonsuz olmak istiyorum.” dedim.

    ”Olmuş bil. Başka?” dedi.

    ”Deneyimin izleniminden bilge, uyanık, kendim olmak istiyorum.” dedim.

    ”Süreç içerisinde kal.” dedi.

    ”Derin bir nefes aldım. Kalbimin o eski haykırışlarını dinledim. Güvenle… Kapattım gözlerimi. Kendimi öylece attım ateşe.” Arzu Aykın

  • İçinizi Şenlendiren Nedir?

    ”Bırak kalbin ve sevdiğin, kaybolduğunda pusulan olsun.” Lady Antebellum

    Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.

    Merhaba, nasılsınız?

    Görelilik teorisine göre yaşadığımız dünyada, birlikte ya da yalnız yaşadıklarımız, sonuçlarına bakarken nedenlerini kaçımız sorgularken şu andan değişimi/dönüşümü başlatıyoruz? İnsanlık için, insan olmak için…

    Dünyamızda ilişki kurduğumuz insanlar karşısında tutumumuz, yaşadığımız olaylar ve durumlarda aldığımız her karar ve ilgili davranışlarımız, bunları nasıl muhakeme ile analiz ettiğimize dayanır. Bu tutum, karar ve davranışlarımız yaşamamızdaki yönü gösterir. Yaşamamıza verdiğimiz yön ise, doğamızı analiz edip nasıl değerlendirdiğimize bağlıdır. Var olan her şeyin bağını da idrak ederek!

    Kişilerle ve kendimizle ilişkilerimizde, başkalarının ve kendimizin yapıp ettikleri ve ortaya koydukları ile ilgimizde, yakın çevremiz, çağımız, geçmiş ve gelecekle bağımızda belli bir bütünlükte bir kişi olarak var olmamızın temelinde değerlerimizdir.

    Ancak aynı olayların, durumların, kişilerin davranışların ve genellikle aynı realitenin değerlendirilmesi öylesine farklı yapılıyor ki, bu da öylesine sert çatışmalara, kişi harcanmalarına yol açıyor ki, bu da kişinin içinde boşluk hissi ile birlikte depresyon ve diğer yıkıcı davranışları; sonuç olarak ortaya çıkaran kısır bir döngünün içinde bulabiliyor insanoğlu. Kişi bu durumun farkında ise bilinçli bir arayış içinde kendi değerlerine göre, kendini bilerek yeniden bir inşa sürecinde hayat yaşamaya başlıyor. Farkında değilse ne aradığını bilmeden arzularının peşinde, mutsuz, arzu ve hazzın birbirini iptal ettiğinin farkındalık eksikliği ile diğerlerinin otoritelerine tutunma çabasında yaşarken, varoluşun bütünlüğünden ayrık, kopuk, doğasını bilmeden, doğanın parçası olduğundan habersiz arzularının esiri bir hayat yaşıyor. Disfonksiyonel nefes alışkanlıkları, tansiyon, kalp, tiroid, dikkat eksikliği, anksiyete, depresyon, sigara, alkol, yeme alışkanlıkları ve buna benzer geliştirirken düşünmeden sadece hayatta kalmak üzere sempatik/parasempatik sinir sisteminin her durumuna anlam vererek fiziksel düzeyde bir hayat yaşamaktadır. Neden burada olduğundan habersiz sadece hayatta kalmak üzere! Sizce bu ne demek olabilir?

    Kısır döngü içerisinde, kendi yargıları içinde karşılaştığı, yaşadığı durum ve olayları objektif değerlendirebilmesi mümkün olmadığı gibi, yıkıcı davranışlarında çevrenin de etkisi ile kendini haklı çıkararak mahkûm yaşadığından da habersizdir. Dünya realitesinin insanoğluna dayattırdıkları arasında kısır, cansız bir hayatın içinde olduğundan kişi habersizdir. Oysaki burada bulunma amacını hatırlamak ve onu gerçekleştirmek için kendine adım atması onun mutlu olması için ilk adımdır.

    Gerek sosyal medya, gerekse medyadan izlediğiniz haberlerden ne görüyorsunuz? Gördüğünüz bu durum ve olaylar bazen sizi hayrete düşürüyor olabilir, tiksindirici, iğrenç de geliyor olabilir. ya da hayranlık verici. Tüm bu gördüklerimiz bir sonuç! Biz insanoğlu ne yaptı ya da ne yapmadı da insanoğlu olarak bu sonuca bakıyor ve mutsuz oluyoruz? Birlikte düşünelim mi? Her şeyi para ile ölçer hale gelen insanoğlu için huzur, dinginlik, mutluluk, denge ki sevgi niteliği ile yaratılan tüm realite içinde insan kendini bilmek ve kendi koyduğu sınırlardan özgürleşerek hayatın amacına, hayat amacına ancak kendi manasını bularak gelebileceğini kendi deneyimlerimden de söyleyebilir ve yazabilirim.

    Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum diyorsanız; Carl Gustav Jung ‘un yönümüzü bulmamızda bize rehberlik eden sözünü tekrar hatırlayalım: ” Sadece kendi kalbine baktığında vizyonun berraklaşır. Dışarı bakan rüya görür, içeri bakan uyanır.”

    Sizi şenlendiren nedir?

    ”Sizi şenlendiren” nedir? Bir’likte, birlikte düşünelim. Son bir kaç ayınıza bakın; bir gününüzü nasıl yaşıyorsunuz? Hayat bir bütündür. Her ne kadar hayatı alanlara bölerek bir çok soru üretip, sorsak da hayat bir bütün olduğu gerçeğini her an kendinize hatırlatın. Şimdi önünüze bir kağıt/kalem alın ve yazmaya başlayın. Gözler gördüğünü bilir ve inanır.

    Çoğunluğun; dünya koşullarının daha da zorlaşacağını dile getirdiği, insan ve oluşturduğu sistemlerin işlemeyen sonuçlarının dile geldiği bir dünyaya hep birlikte bakıyoruz. Ne hissediyorsunuz? Ne algılıyorsunuz? Bulunduğunuz bilinç seviyesinden çözümler bulamazsınız. Gerçek bu. Peki, Bir üst bilinçten büyük resmi algılayarak kendinizi bilerek süreci hangi yönetme becerilerinizle çözerek istediğiniz sonuçları elde ederdiniz? Nasıl?

    Değerlerinizle uyumlu, hayat amacınızla bir, istediğiniz bir hayat inşa edebileceğiniz gerçektir ve mümkündür. Değerlerinizi biliyor musunuz? Peki, değerlerinizi keşfetmek ister misiniz? Sizin için, kendinize yaklaşım için, Gerçek için, sevgi nitelikleri ile kendinizi yeniden inşa ederken kolaylaştırıcı neler yapabilirsiniz? Yakında açacağım ”Klasik Vedik Meditasyon” eğitimi kendi olmaya dair diğer bir adım olabilir!

    Sevgili okuyucu, uyan ve üstündeki tozu temizle.

    Sevgi ve saygılarımla.

    Arzu Aykın

  • Gözünü Aç ve Hislerini İzle!

    ”Ben terbiyeyi terbiyesizlerden öğrendim.” Ebu’l-Alâ el Maarî

    Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.

    Merhaba, umarım iyisinizdir. Son yazımdan bugüne zihnimde yankılananlar, sonuçların hissettirdikleri, diğerlerinin izlenimleri, diğerlerinden izlenimler derken nedenleri algılayınca, algımla birlikte bilinçteki genişleme, değerlerimle tekrar tekrar beni orta yola yerleştirdi. Dostlarımla almanın-vermenin gerçeğine tanıklık ettik Bir’likte, birlikte düşünürken… Teşekkür ederim.

    Günlük hayatınızda neler oluyor? Çevrenizin sizin üzerinizdeki etkisinin ne kadarının farkındasınız? İstekleriniz, arzularınız size mi ait; yoksa ne? Emin misiniz?

    Bugün isteklerimizden ve sonuçlarına bir bakışla başlayalım.

    ”Bir şeyi arzu edeli çok zaman olmuştu ve bunun üzerimdeki etkisi bir felaketti. ”Samuel Beckett

    Günlük hayatımızda farkında olsak ya da olmasak bizleri çevreleyen arzular, istekler dizini ile hareket ederiz. Yatakta uyandığımız anda başlar. Eğer ki teknik öğretilerle meditasyon yapıyorsanız zihninizdeki düşünceler, inançlar, duygular sizi harekete geçirecek ya da harekete geçiren düşünceleri zihnin fonksiyonları ile değerlendiriyorsunuz. Bir adım ötesinde de önceliklerinize göre bir hayatı yaratmak üzere adım adım geleceğinizi inşa ediyorsunuz. Dıştan bir örüntü içerisinde, içsel bir örüntü ile birlikte. Bir de buna anne karnından itibaren bir bakışla baktığınızı hayal edin… Arzular dünyasında size ait arzular var mı? Yani gözünüzü açtığınız dünyada? Hangisi, hangileri size ait?

    Hayatınızı arzularınıza göre biçimlendirirken çevrenin çok önemli bir etkisi olduğunu bir çok bilim dalı bize söyler. Yine farkında olsak olmasak arzular çevrenin etkisi ile belki de hiç hoşunuza gitmeyen sonuçlar yaratır. Belki de hem yaşayan hem de izleyen olarak arzularınızın esiri tüm bedellerden habersiz, düşüncesizce yapılan eylemlerde, arzuların peşinde, her türlü deneyimin içinden geçersiniz. Yaşanan durum ya da olaylar farkındalık eksikliği ile içsel duygusal patlamalar yaratabilir, düşünmeden hatta bilgi sahibi olmadan ya da eksik bilgi ile aksiyon almış olmanız bir anda dünyanızı tersine çevirmiş gibi hissedebilir, dünya realitesinde ”sahip olduklarım” dediğiniz ne varsa tersini deneyimleyebilirsiniz. Peki, gerçekte olan nedir?

    İnsan arzularının, isteklerinin, tutkularının özlemiyle aksiyon alırken intikam, rekabet, kıskançlık gibi duygularla anlık fantezilerinin sonuçlarını hesap yapmaktan uzak kalabilir. Küçük bir ürperti yeterlidir bunun için!

    Abraham Maslow’un ”İhtiyaçlar Hiyerarşisi” diye sözünü ettiği piramit, Aristoteles ”Telos” ”Kendini Gerçekleştirme” diyerek insanlık tarihinde insana dair, benlik kavramına yaklaşım ciddi bir araştırma konusu olmuş ve bir çok bilim dalı da ortaya çıkmıştır. Buddha’nın öğretisi bunu ”Dört Yüce Gerçek ve Sekiz Aşamalı Yol’‘ olarak inşa etmiş, günümüze kadar gelmiş, hâlâ insanlığa, insanın ”Kendini Bilme” konusunda hizmet etmektedir.

    Dünyadaki hazlar;

    1. Seks 
    1. Yemek 
    1. Para 
    1. Şeref, güç 
    1. Bilgi 

    Tatmin olmayan hazlar; 

    Yoğun nefret,

    Rekabet, 

    Güç savaşı, 

    Onur arayışı… 

    Tüm öğretilerin odağında arzuları disipline etmekten bahseder. Dönemlerinde ve sonrasında belki de şimdi, arzuların disipline edilmesi ya yok saymak ya da bastırılmak neticesi ile insanın farklı formlarda taşkın davranışlarına dönüşmüş olduğunu hep birlikte izliyoruz. Günümüzde yaşadığımız ve gözlemlediğimiz de bundan ne fazlası ne de eksiğidir. Doğamızı bilmeden insanlık en mutsuz olmaya mahkûm. Boşluk hissi ile depresyonu yaşamaya mahkûm. Yeni bağımlılıklar arayışında boşluk hissinden kaçışlara mahkûm. Dünyada yaşanan bundan başka ne olabilir ki? Ekonomi tanımına bakın. Ne demek istediğim daha anlaşılır olacaktır.

    Algıladığımız hayat, insanın arayışı dışarıdan içeriye yöneldiğinde, doğru soruları sorduğunda, cevaplarını duymaya hazır olduğunda yapıcı, üst bilinçten Gerçek algıdan, duyularının ötesinden kaliteli, hayat amacına uygun olacağı kesindir.

    Farklı bir çok bilim/ilim hastalıklı bir aklın ürünü ya da milyonlarca yıllık evrimin yerleştirdiği içgüdü diyerek bazı rahatsız edici arzulardan bahsederler. Burada kısaca alma ve vermenin sonuçları diye not düşeceğim. Başka bir yazıda bu konuyu biraz derinden bakışla diyerek devam ediyorum.

    Belki de arzu ettiğimiz şeyi idealize ettiğimizden şüphe ediyoruz ve çıkaracağımız kargaşadan korkuyoruz: arzu ettiklerimize tutunuyoruz ve onları uzaklaştırıyoruz, hayranlık/tiksinti ikiliğinde. Tahammül edemiyor, hayal kırıklıkları içinde onun daha güçlü arkadaşları hayatımızın kontrolünü alıyor olabilir. Eksiklik hissinin hem kendi hem de diğer insan hayatına sonuçlarıdır belki de gözlemlediğimiz. Ancak gerçek şu ki muhakeme yeteneği ile insanlık yapıcı davranış alışkanlıkları geliştirerek bu durumdan özgürleşeceği kesindir.

    Doğru sorular ve cevapların kendisinde olduğu gerçeğini bilerek ve destek alarak… Gerçek; yoldan uzaklaşmadan içsel gelişmenizi sağlayacak size uygun araçlarla, pratiklerle alışkanlığa dönüştürmekle, insan doğasını bilerek ve çevre ile ilerlemenizdir. Daha enerjik, ilham verici, tatmin edici, kendi kendine hareket edebilen, yaratıcı üretken fikirlerle, günlük görevlerinizi ilham aldığınız bir şeye dönüştürmek mümkündür. Takipte kalın.

    Sevgi ve saygılarımla.

    Arzu Aykın

    ”Sevgi bizim gerçek kaderimiz. Hayatın anlamını bir başımıza bulamayız; bir başkası ile beraber buluruz.” Thomas Merton

  • Daha ”İyi” Bir Hayat İçin…

    ”Her şeyin arkasında o kadar basit, o kadar güzel, o kadar etkileyici bir fikir var ki bundan on yıl, yüz yıl ya da bin yıl sonra onu tamamen anladığımızda birbirimize ”Nasıl başka türlü olabilirdi? Nasıl bu kadar kör olabildik?” diye soracağız.” -John Wheeler

    Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.

    Merhaba,

    İnsanın yoktan var yaratıldığını ilimden, bilimden de evrim teorisi ile biliyoruz. Kısaca diyebiliriz ki doğanın yasaları ile insan kutuplaşma ve karşıtlıklarla evrilip gelişmeye devam ediyor. Yani kötülük olmadan iyilik, zorlama olmadan destekleme, savaş olmadan barışı edinemeyiz. Büyüme ve gelişme için, bütünlük kavramını idrak için, adalet için, denge için. Bir başka deyişle sevgiden başka bir şey yoktur.

    Bugün daha ”iyi” bir hayat için alışkanlıklara bir bakışla kalemimden döküleceklere birlikte tanıklık edeceğiz.

    Farkında mıyız atalardan gelen genler vs gibi ek olarak çocukluktan başlayarak, neredeyse her durumda makine gibi otomatik, düşünmeden tepki vermemizi sağlayan bir dizi koşullandırılmış yanıt geliştirdik. Yapılan bilimsel araştırmalar diyor ki düşündüğümüz, hissettiğimiz, yaptığımız, başardığımız her şeyin %95′ i alışkanlık. Düşünmeden edemedim! Peki insan olarak ben bunun neresindeyim? Biz neyiz? Biz kimiz?

    Başarı/başarısızlık diye ayırdığımız bir dizi davranış kalıpları da bir alışkanlıklar dizisini oluşturuyor. Bunun hem faydası hem de zararının olduğu kesin. Burada yazma niyetimize odaklanarak devam edersem değişim/dönüşüm için alışkanlıkların değiştirilmesi mümkün. Nasıl? Eskiyi bırakıp, yeni alışkanlığı yaratmak üzere bir eylemler dizisi ile yeni bir koşul yaratmak mümkün. Neden? Burada bulunma nedenimize yani hayat amacımızı gerçekleştirmek üzere.

    “Başarı, hayatınızı yaşamak istediğiniz şekilde yaşama, en çok sevdiğiniz şeyi yapma, hayran olduğunuz ve saygı duyduğunuz insanlarla çevrili olma yeteneğidir.” Daha geniş anlamda, başarı hayatınızın önemli alanlarının her birinde hayallerinizi, arzularınızı, umutlarınızı, isteklerinizi ve hedeflerinizi gerçekleştirme yeteneğidir. Tüm yazılarımın ana sorusu ”Ne istiyorsunuz?” ”Hayat amacınız nedir?”

    Sizi engelleyen hangi, kendi kendini sınırlayan inançlarınız var? Kendiniz ve başkaları için en iyisi olma çabanızın ardındaki inanç! Siz kendinizin en iyisi olsaydınız ne /neyi değiştirirdiniz?

    Baskın düşünce ve duygularınız ile hangi tür insanlar nasıl hayatınıza girdi? Hangi durum ve koşullar meydana geldi? Bunu nasıl değiştirebilirsiniz? Dış dünyanızda değişiklik görmek için içsel hangi özelliğinizi, hangi düşünce koşulunu değiştirmeyi istiyorsunuz? En az üç yeni düşünce alışkanlığınızı belirleseniz bunlar ne olurdu? Bunu da daha mutlu ve daha başarılı olmak üzere deneyimlerinizle geliştirebilirsiniz. Daha fazlasını hikayelerle renklendirdiğim ”Arzunun Dünyasında, Arzunun Dönüşümü” podcast ve bölümlerinde bulabilirsiniz.

    Yeni bir alışkanlık için ;

    *Önce bir karar verin.
    *Hiçbir zaman istisnaya izin vermeden disiplinli olun.
    *Başkalarına anlatın.
    *Kendinizi görselleştirin.
    * Kendiniz bir onaylama oluşturun.
    *Kalıcı olmaya karar verin.
    *Kendinize bir ödül verin. (SMART) Yani Bir stratejik planınızın olması önemlidir.

    Değerlerinizi biliyor musunuz? Peki, ara ara çek ediyor musunuz? Bütün cevaplar günlük hayatınız içerisinde! Değerlerinizi ve bunları yaşamınıza ve davranışlarınıza nasıl dahil edebileceğinizi düşündüğünüzde, nasıl bir kişi olursunuz?. Mesela, hayatınıza farklı insanları ve fırsatları çekersiniz. Dış dünyanız yakınlaşarak iç dünyanızı yansıtmaya başlar. En önemli hedeflerinize ulaşmak için daha hızlı hareket etmeye başlıyorsunuz ve hedefleriniz hızla size doğru ilerlemeye başlıyor. Her şey sizin kişisel idealinizin oluşumu ve gelişimi üzerinde tam kontrol sahibi olmanızla başladığı gibi gelişiyor da. Deneyimleyen arkadaş, dostlarımın yorumlarınızın ilham verici olacağına inanıyorum ve yorumlarınızı heyecanla bekliyorum.

    “İnsan sürekli tekrarlanan eylemlerinin kölesi olur. İlk başta seçtikleri, sonunda zorlar. ” Orison Swett Marden

    Bir Gerçek daha var ki yalnız başınıza gelişemez, ilerleyemezsiniz. Kanıtlanmış bir düşünce deneyiminden bahsediyorum. Doğamızın niteliklerinde iki özellik var ki korkusuzluk ve doğal olma niteliklerimiz üzerindeki kabuklardan arınmak üzere güvenebileceğiniz uzmanlardan destek alın. Sizin, arzularınızı başarmanızı sağlayacak araçlarınızı fark edin. Uyanın.

    Sevgi ve saygılarımla.

    Arzu Aykın

  • Bir Birim Dönüşüm İster misiniz?

    Arzunuzun Büyüklüğü Ne Kadar?

    İçinizdeki Dâhinin Farkında Olun ve Harekete Geçin.

    Ne istediğinize karar verin.

    Bir şeyler yapın.

    Ne olduğunuzun farkında olun.

    Esnek olun.

    Değişime Hazır mısınız?

    Hedef belirleme ve gerçekleştirmede insanın nöro-psikolojik ”sistemi” ‘nin bir içsel hedefe, bazen de bilinçsiz olarak tepki verme biçimini içermektedir. Doğal yeteneklerinizin ne kadar farkındasınız? Arzu ettiğiniz bir duruma ulaşmak mümkündür. Çünkü her bir davranışta olumlu bir niyet vardır. ”İyi belirlenmiş” bir sonuç için nelere ihtiyacınız var?

    Hiçbir sorun kendi yaratıldığı düzeyde çözülemez.”

    — Albert Einstein

    Bir Birim Değişime Hazırsanız;

    23 KASIM 2023 VE 30 KASIM 2023 Tarihlerinde iki ayrı gün toplam beş saat sürecek çalışmada neler var?

    Yeni bir yıla adım atmadan önce eski, size fayda sağlamayan ne varsa bırakacak, yeni neleri hayatınıza almak istediklerinizi belirlerken stratejik planınız nasıl olacak sorusuna cevaplarda aksiyon planınızı oluşturacaksınız. Bunu yaparken de kendinizle mutabakata vararak hedeflerinize ulaşmanızda kendinizle anlaşma sağlamış olacaksınız. Başarı bir sonuç değil, bir süreçtir.

    Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.

    Birlikte bir şeyler yapalım

  • Bilgeliği Yaşamak, Onun Hakkında Bir Şeyler Bilmekten Daha Önemlidir!

    ”Kendinizi ruhu olan bir beden değil de bedeni olan bir ruh olarak görmeye başlayın.” Wayne Dyer

    Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.

    Merhaba, nasılsınız? Umarım iyisinizdir!

    Bir bakışla konuya hemen giriş yapıyorum.

    İnsanın doğumu ile başlayan süreci çocukluk, ergenlik, erişkinlik, yaşlılık ve ölümle biter. Bunu hepimiz biliyoruz. Geçici boyutun yani dünya realitesi denilen yer; canlı ve hissedilen nitelikleri, değişim ve dramdır. Duygusal olarak algılanan değişim, dram doğurur. Değişmeden kalmak sonsuzluk anlamına gelir.

    Yunanca’da “büyük bir şey yapmak, mistik ayinler uygulamak ya da kurban sunmak” anlamına gelen ”drao” sözcüğünden türetilen dram, yapılmakta olan bir şeyi anlatır ve “tiyatro” sahnesinde sergilenen etkinlik anlamına gelir. Ona eşlik eden “theatron” sözcüğü ise “seyretmek, huşu ve hayranlık içinde tanıklık etmek, yaşamı seyretmek olarak tanrıların (theos) seyretmesine eşlik etmek” anlamına gelen “theoein” teriminden türetilmiştir. Esas olarak temsil edilemez olan, insan etkinliği ve deneyimi içinde ve onun aracılığıyla gözle görülür ve anlamlı hale gelir.

    Dram ve tiyatro, insan varoluşunun ritüelleştirilmiş ya da mitleştirilmiş sembollerini sunar. Varoluşun güçleri, varoluşun saklı düzeyinde transpersonel güçler tarafından insan etkinliğinde, ıstırapta, yazgıda ve gelişim de sahneye konan, yaşamın trajik ya da komik “muntazam ” niteliğini, varoluşsal anlamı betimler.

    Bizleri duygusal olarak harekete geçiren ve hisler iki yönlü olduğu için de çatışma ya da gerginlik yaratan, statik dengeyi bozan her tür düzen ya da anlam örüntüsünü dramatik olarak niteleriz. Dram, dengeyi yeniden sağlamak ya da parçalanmışlığı riske atmak için bir meydan okuma anlamı taşır. Olayların doğanın yasalarıyla neden/sonuç ilişkilerini, hedef ve amaca dair yönelişimiz, kapasitemiz dramatik deneyimlerimize dayanır.

    Tüm doğal ifadeler kutuplaşma üzerinden algılanır . Karşıtlar olmaksızın algılayamaz ve muhakeme edemeyiz. Diğer bir deyişle zıtlıklar arasındaki gerginlik yaşamda form, örüntü farkındalığımızın önemli bir ifadesidir. Her form her örüntü özgün, eşsiz, özgür olmak ve yüce bir bütünün örüntüsü şeklinde analiz edilerek büyük resme ulaşmak için mücadele eden eşsiz parçalar arasında karşılıklı etkileşim yolu ile işlerlik kazanır.

    Daha sade yazarsam hoşlandım/hoşlanmadım, sevdim/sevmedim yaklaşımıdır dram üzerinden yazdıklarım. Dram insanın olgunlaşma sürecinde yaşamın nabzını oluşturur. İki kutupluluk ve karşıtlığın etkileşimi organizmanın dengesi, temeli olabilir mi?

    Yaratılan doğamız insanın kendiliğinden ve kaçınılmaz olarak yok etme dürtüsü verir. Yıkıcılık, yaratıcılık için bir zorunluluktur. Değişen realitede eski olanı yıkmadan hiç bir şey yaratılamaz. Burada önemli bir durumla kar karşıyayız: Çatışma!

    Güce karşı kuvvete örnekleme de yapalım ki konumuz daha anlaşılır olsun. Bağışlayan*suçlayan, anlayan*kavrayan, canlandırıcı, yorucu, kendinden emin*kibirli, manevi*maddi, tutumlu*cimri, yapıcı*yıkıcı…

    Bu çatışmayı çözüme kavuşturmak kendimizi ya da daha büyük ihtimalle başkalarını kurban etme ihtiyacı duyarız. Ne dersiniz? Peki, hangisini tercih etmek size, bize ne getirir, neyden razı olursunuz? Neyin analizini yapar karar verirsiniz? Bunun neden/sonuçları nelerdir? Bir’likte, birlikte düşünelim.

    Bir soru ile de bitirelim. Gerçekten zıtlıklar arasındaki yaşam içerisinde varlığınızda, varlığınızla hayat amacınız ne? Herkes bu sorunun cevabını aramıyor. Peki siz arıyor musunuz? Yoksa ne?

    Sevgi ve saygılarımla.

    Arzu Aykın

    Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.

  • Sadece Kendinize Saklamak Mümkün müdür?

    ”Hayat bir olma sürecidir. İçinden geçmemiz gereken süreçlerin bir kombinasyonudur. İnsanların burada başarısız oldukları nokta; bir durum, bir hal seçip orada kalmak istemeleridir. Bu bir nevi ölümdür.” Anais Nin

    Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.

    Merhaba, nasılsınız?

    Bugün Pazartesi ve yazıma başlamadan önce sizlere bir duyuru ile başlamak istiyorum. Bir süredir yüce bir amaç ve niyetle ”Ayağa Kalk, Yapabilirsin. Arzunun dünyasında arzunun dönüşümü; bizim hikayemiz!” isimli kitabımı yazıyorum. Kitabıma yoğunlaşma, odaklanma ihtiyacı ile yazılarım artık her gün değil, haftalık olarak devam edecek. Siz sevgili okurlar hem haftalık yazılarımla hem de podcast ile kendimiz, özümüz ve birbirimizle olan bağı inşa etmeye devam edeceğiz. Anlayışınız, hoşgörünüz için hepinize teşekkür ederim.

    İnsan; bilinçli bir şekilde hissederek yeteneklerini geliştirirken sağlıklı duygu alışkanlıklarının farkına varır ve daha da geliştirmek ister. Anlayış, hoşgörünüz gelişir, daha özgüvenli olursunuz, her hissi ve algıyı faydalı bulursunuz. Her türlü duyguyu yaşamaya kendinizi açarken ayrıca sorgular, analiz ederken de bulursunuz. Böylece yaratılış doğanız hakkında gerçek fikirler edinebilirsiniz. Yaşam deneyimlerinizin size ve seçimlerinizle biçimlendiğini bilirsiniz. Peki, böyle bir durumda sadece kendine saklamak mümkün müdür?

    Sevgi ve saygılarımla.

    Arzu Aykın

  • Geride Bırakmak!

    ”Zekâ ve duyguları eyleme geçirip durdurarak ruhun iç dengesini yaratan ihtiyaçlardır.” A. Guilld

    Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.

    Merhaba, nasılsınız?

    Bugün Pazar ve düşünmek, yeni yeniden hedeflerinizi gözden geçirmek, tercih ve çabalarınızı anlamlı kılacak bir eylem planı yapmak için harika bir gün. Hem de yeni bir yıla da az kalmışken tam zaman, bu zaman! Belki bir meditasyon sonrası harika bir zaman olabilir!

    Neleri geride bırakmak isterdiniz? Yeni yıla taşımak, aktarmak istemediğiniz neler var? Bir plana ihtiyacınız olacak. Hedeflerinizi spesifik, ölçülebilir, eyleme dayalı, ulaşılabilir ve zamana bağlı olmasına da dikkat ederek gerçekçi olması önemlidir.

    En yüce değerlerinizi en son ne zaman sorguladınız?

    Kendinizi desteklemeyi unutmayın. Ayrıca ”Arzunun Dünyasında, Arzunun Dönüşümü” podcast üçüncü bölümü ile yayında. Keyifle olsun. İyi Pazarlar.

    Sevgi ve saygılarımla.

    Arzu Aykın