Sevgi Yatırım Gerektirir!

”Hayat, topluluk karşısında keman solosu çalmaya ve nasıl çalınacağını çalarken öğrenmeye benzer.” – Samuel Butler

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.

Sevgi, Varoluş ve Dönüşüm: Öz’e Giden Yolun Yapı Taşları

Sevgi, kendiliğinden yeşeren pasif bir his değil; emek, zaman, idrak ve cesaretle beslenen en köklü yatırımdır. Kalabalıkların gürültüsünde giderek yalnızlaşan insan, kendi ve başkalarının kalıplaşmış tanımlarında veya sıkça tekrarlanan kavramlarda kendi “Ben”ini aramaya itiliyor. Dış dünyada beş duyumuzla deneyimlediğimiz hazlar; en yüce değerlerimize, derin eksikliklerimize ve bizi “olmaya, yapmaya, sahip olmaya” yönlendiren hayat amacımıza göre biçimleniyor.

Peki, henüz eksikliğini hissetmediğimiz —belki bir yer olarak da tanımlayabileceğimiz— arzuyu nasıl analiz edebiliriz? Zihnimizin veya çevremizin tekrar ettiği o aynı kelimelerin ardındaki gizli arayış çığlıklarını nasıl duyabiliriz?

Niteliksel Dönüşüm ve Bütün Anlayışı

Yatırım kavramına, kendimizi ifade etmeye başladığımız ilk andan itibaren küçük büyük, az çok pek çok eylem, eylemsizlik ve anlam yükleriz. Ancak mesele niceliksel bir birikim yaratmak değil; her adımda hayata niteliksel bir değer katabilmektir. İçinde yaşadığımız bu dünyaya ortak bir fayda sunmanın önemi; “Ben” dediğimiz o bütünün gerçek anlamını ve varmak istediği yeri hep birlikte sorgulamamızdan geçer. Düşüncelerimiz tam olarak nerede?

Sevgi, farkında olalım ya da olmayalım, hepimiz için nihai bir hedeftir. Hepimiz sevilmek isteriz; fakat sevmeye gelince genellikle “…ama” ile başlayan cümlelerin arkasına sığınırız. Doğanın bize sunduğu rehberliği doğru okuyabilmek, derin bir anlayış gerektirir.

Sevilmeyi istemek ya da sevilme beklentisi içinde olmak kendi başına ne iyi ne de kötüdür. Asıl mesele; sevilmek uğruna nelerin üstünü örttüğümüz, neleri tolere ettiğimiz, eylemlerimiz veya eylemsizliklerimizle kendi öz niteliklerimize etki ederken nasıl, hangi düşünce, inanç ve arzu ile tepki verdiğimizdir. Başkaları dediklerimize yönelimimiz, bizim tutumumuzdur. Bugün edindiklerimizin geleceğimize nasıl bir yatırım olarak dönüştüğünü incelediğimizde; amaç, misyon ve vizyon tanımımızın adım adım şekillendiğini fark ettiğimiz bir idrak seviyesine ulaşmamız kaçınılmazdır.

Istıraptan Amaca: Denge ve Uyanış

Yaşamımızın belirli dönemlerinde —belki de tam şu anda— “ıstırap” olarak etiketlediğimiz deneyimlerin, aslında bizi amacımız etrafında dönüştüren devasa bir yapılanma sürecinin parçası olduğuna uyanabiliriz. Tıpkı bir nefes gibi: Alış ve verişin, o tek bir anda hissettirdiği kusursuz denge gibi… Hayat, tam da en yüksek gerilimin olduğu yerde hissedilen o anlık durağanlıktır.

Yaşamsal denklem her birimiz için özel, tek ve eşsiz olduğu kadar, hepimizi birbirine bağlayan ortak bir ruh halidir. Bizi bir noktadan diğerine taşıyan o temel hareketin arkasındaki güç nedir?

  • En derin eksikliğimiz mi?
  • Yoksa en köklü özlemimiz mi?

Mevcut tüm koşulların ve durumların, sırf bu hakikati fark etmemiz için olması mümkün mü?

Arzu Aykın

Nasıl Yardımcı Olabilirim? Paylaşmak İster misiniz?

Ay-kır-ı ... sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin