”Benim Gerçek Yolum Ne?” Tam O An…

”Kendimize karşı gerçekten dürüst olduğumuzda aslında bize ait olan şeyin, yaşamımız olduğunu görürüz. dolayısıyla nasıl bir adam olduğumuzu, yaşamımızı kullanış şeklimiz belirler.” – Cesar Chavez

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.

Yaşamımızın öyle bir dönemi ya da günün öyle bir anı vardır ki; zihnin karmaşası içinde aniden o klasik, yanıtını bir türlü netleştiremediğimiz soru belirir: “Benim gerçek yolum ne?”

İçinde bulunduğumuz koşulların ve durumların ışığında düşünmeye, araştırmaya koyuluruz. Daha önce baktığımız yerlerde bu sorunun yanıtını bulamadığımız gerçeğinden hareketle; bıkmadan, yılmadan, bazen de çaresizce… Genellikle sonu hüsranla biten bir arayışla, belki bir dost sohbetinde çekinerek dile getirdiğimiz bir gizlilikte ya da içsel mağaramızın en kuytu köşelerinde geçmiş tüm tecrübelerin izini süreriz.

Beş duyumuz vasıtasıyla algıladıklarımız gelişim yasasının baskısı altındayken, duygu ve düşünceleri birbirine karıştırmadan ayrıştırmak nasıl mümkün olabilir? Henüz sahip olduklarımızı doğru biçimde kullanmayı bilmezken ve harcadığımız çabanın doğruluğundan endişe ederken, tüm bunların berrak bir vizyona dönüşmesini nasıl bekleyebiliriz ki? Kabul etmekte zorlandığımız gerçek belki de şudur: Bu vizyonu, dış dünyadaki hiçbir otoriteye devrederek elde edemeyiz.

Yaşamımızdaki araçları ne kadar doğru kullanabiliyoruz? “Benim…” dediğimiz hayatı ve geleceğimizi, ancak o yöne doğru kendi arzumuz ve çabamız ölçüsünde netleştirebiliriz. Şüphesiz ki bu, yazıldığı kadar kolay bir süreç değildir; içsel bir güç, adanmışlık ve sarsılmaz bir kararlılık gerektirir. Dünyayı ve kendi dünyamızdaki sonuçları, ancak doğru bir çerçeveden bakarak, adım adım kavrayabileceğimizin farkındayızdır.

Bilmek; “olmaya” ve “sahip olmaya” giden yolda küçük ama son derece kıymetli bir farkındalıktır. İlerledikçe, hayatın içinden gelen bu farkındalığı büyütmenin bizi dönüştürdüğünü yıllar içindeki deneyimlerimizle anlarız. Ve tam da bu noktada, başka bir şeye daha ihtiyacımız olduğunu fark ederiz.

Kendimize sabırla, gerçeğe sebatla yaklaşmak son derece önemlidir. Bu süreç, kesintisiz bir pratik gerektirir. Uyguladıkça; deneyimlediğimiz tüm yaşam alanlarını tespit etmeye, araştırmaya ve netleştirmeye ihtiyacımız olduğunu görürüz. Ayrıca üzerimizde emeği olan ailemizin, dostlarımızın ve yakınlarımızın ruhumuzda bıraktığı izleri—karşılıklı biriktirdiğimiz, birbirimize sunduğumuz ve fark edebildiğimiz ölçüde—açığa çıkarabiliriz.

Bize ilham ya da itilim veren zıtlıkların birliğinin, “hayat” denilen o büyük kucaklaşma olduğunu fark edebileceğimiz bir anlayışa ulaşabilir miyiz?

Yaşam alanlarımızda derinleştikçe, kendi hayatımızı adeta bir kitap gibi, taşıdığımız arzularla okumaya başlarız. Büyük resimdeki yerimizi merakla anlamak istediğimiz o kırılma noktasında; sürecin kendisinin gerçek yol ve ritim olduğuna, “yapma” ve “olma” hallerimizle dinamik bir yapıyı birlikte ördüğümüze uyanırız.

Hayatın, yaşamımızda bir çağrısı var; duymaya hazır olanlara…

Duymaya ve kucaklamaya hazır mısınız?

Arzu Aykın

Nasıl Yardımcı Olabilirim? Paylaşmak İster misiniz?

Ay-kır-ı ... sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin