”Zorluğun ortasında fırsat yatar.” – Albert Einstein

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
Değer verdiklerimize dair her şeyi bilmek ister, gücümüzün yettiğince öğrenmeye çalışırız. Peki, elimizden gelenin en iyisini yapma isteği uyandıran o “güç” dediğimiz şey gerçekten nedir? Düşünen her bir insan için bu sorunun cevabı farklıdır.
Yaşam dediğimiz alanlar, ihtiyaçlarımıza göre biçimlenirken hem kendi içinde hem de bir diğeriyle kopmaz bağlar kurar. Çoğu zaman fark etmediğimiz bu bağı keşfetmek, yaşam kalitesini artıran en önemli farkındalıktır. Tıpkı fiziksel bedenimizin biyolojik işleyişi gibi… Bütün koşullar, sonuçlar ve durumlar, neden-sonuç ilişkileri içinde o büyük “hayat amacına” hizmet etmek içindir.
Kısacası; yaşamak ciddi bir iştir.
İşte, evde, ailede ve her türlü ilişkide sürekli aradığımız, beklediğimiz bir şeyler vardır. Sürdürülebilir eylemlerimizi besleyen, bizi topluma ve hayata katmaya iten bir arzu, belki de derin bir özlem… Belki de sadece olduğumuz halimizle ciddiye alınmak!
Peki, kendi içimizdeki eksikliğin ne olduğunu bile henüz tarif edemezken; kendimizle bütünsel bir bağ kuramıyorken bu nasıl mümkün olabilir?
Sadece sevildiğimiz sürece sevmeyi bildiğimiz ama hissetmediğimiz, ilişkileri yalnızca beklentiler üzerinden sürdürmeye çalıştığımız bir düzende bu nasıl gerçekleşebilir?
İşte, evde, sokakta, alışverişte, trafikte… Birbirimizi dinlemekten vazgeçtiğimiz, hatta birbirimizi umursamadığımız her yerde; adını koymaktan kaçındığımız bu eksikliğe nasıl bir yaklaşımla bakmalıyız ki başarmak istediklerimize ulaşabilelim?
En nihayetinde hepimiz mutlu olmak istiyoruz. Yaşam alanlarımızda olmak, yapmak ve sahip olmak istediklerimize gerçekten nasıl bir ciddiyetle yaklaşıyoruz? Yoksa sadece içi boş söylemlerle, bize verilen ömür günlerini öylece tüketiyor muyuz?
Gerçekten ne istediğimizi ve içimizdeki asıl eksikliğin ne olduğunu nasıl bilebiliriz?
Belki de her gün dile getirdiğimiz yüzeysel hayallerle kendimizi oyalamaya izin veriyoruz. Nasıl bir yaşama sahip olmak istediğimizi biliyor olabiliriz; fakat bunu gerçekleştirmek için içimizde ne kadar gerçek bir arzu taşıyoruz, bunun ne kadar farkındayız?
Bir tık ile her bilgiye ulaşabildiğimiz bir zamandayız. Peki, önümüze akan bu veri denizinde edinip benimsediklerimizin kendi değerlerimize ve ihtiyaçlarımıza uygunluğunu nasıl test ediyoruz?
Peki, temel değerlerinizi gerçekten biliyor musunuz? Ve bu değerlerin, var olduğunuz yaşam alanlarıyla nasıl bir ilişkisi var?
Siz hayattan çok şey bekliyor olabilirsiniz…
Peki ya Hayat sizden ne istiyor?
Arzu Aykın

Nasıl Yardımcı Olabilirim? Paylaşmak İster misiniz?