Özgünlüğünüzü Keşfedin

”Keşiflerimin hiçbirini mantıklı düşünme süreci aracılığı ile yapmadım.” – Albert Einstein

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.

Yaşamımızın belirli evrelerinde “yeni bir dönem” olarak adlandırdığımız süreçler deneyimleriz. O anların içinde bulunurken süreci yönetmek şöyle dursun, yaşadığımız şokun etkisiyle çaresizce donup kaldığımızı hatırlarız. Hatta öyle ki hissizleşir, hayatı sadece sürüp giden bir akıştan ibaret sanırız.

Zaman geçip de geriye baktığımızda ya da bir dost sohbetinde o günleri anarken, yaşadıklarımızın üzerimizdeki etkilerini kavramaya başlarız. İlk anlatışlarımızda duygusal dünyamızın ağırlığı öne çıkarken, zamanla ya da içsel bir çaba ile cesaretimiz geliştikçe zihinsel dönüşümümüzü fark ederiz. O an verilen kararların ve uygulanan eylemlerin, o günkü idrakimizin verebileceği en iyi tepkiler olduğunu anladığımızda, değişimin gerçek anlamı da zihnimizde şekillenir.

Her birimiz eşsiziz; fakat bu farkındalığa ulaşmadıkça eşsizliğimiz hakkında bir fikrimiz olamaz. İnsan olarak eylem ve eylemsizliklerimiz, temel özelliklerimiz ölçüsünde birbirine benzer. Bizi benzersiz kılan; yaşam amacımıza uygun doğamızı keşfetmek ve bu süreci yönetme becerisini geliştirerek elde edeceğimiz doyumu bütünün yararına sunabilmektir.

İnsan mutlu olmak ister. Ancak içsel ve dışsal mutluluğun kısıtlı davranış kalıplarıyla tanımlanamayacağını gördüğümüz an, arayışımızın yönü değişir.

Peki, değerlerinizi keşfetmek için tam da doğru zaman bu zaman olabilir mi? İşte o zaman özgürlüğümüzü keşfetme vakti gelmiştir. Istırap ile keyif arasında sıkışıp kurtuluş aradığımız bu düzlemde, aykırı ve ezber bozan sorularla doğru cevapları iç dünyamızda hissetmeye başlamak bir süreçtir. Bu süreç, yavaş gelişen doğamıza karşı sabırla ve kararlı eylemlerle yönetilmesi gereken bir yapı içinde ilerler; kaldı ki bu yapının keşfi tek başına yürünebilecek bir yol da değildir.

“Biz neyiz?”, “Nereden gelip nereye gidiyoruz?”, “Hayat amacım nedir?” soruları, özgünlüğümüzü keşfettiğimiz kapının anahtarlarıdır. Üzerimizdeki duygusal, zihinsel, fiziksel ve ruhsal baskıların kaynağını korkusuzca aramak içsel bir çaba ister. Çevrenin şekillendirdiği “ben” algısından, aklın ve kalbin birliğine ulaşan bir süreci yönetmek; aklın işleyişini kavrayarak sebep-sonuç ilişkisi kurmaya yönelik bir gayret gerektirir.

Dünya, durumlar ve koşullar birer sonuçtur. Nedeni sorgulamak ise kendini bilmeye ve eşsizliğini keşfetmeye giden yoldaki en cesur adımdır. Yol boyunca bizi taşıyan birçok araç olabilir; fakat her araç bizi bir yere kadar götürür. Sonrasında zihnimizde o tanıdık yankı belirir: “Peki, ya sonrası?” Daima bir eksiklik duygusuyla süren bu arayış, nihayetinde bizi derin bir kavrayışa ulaştırır: Hayattaki her şey, içimizdeki asıl eksikliği keşfedene kadar tam da olması gerektiği gibidir.

Özgünlük; eksik hissettiğimiz her şeyin aslında tamamlanmamız için birer basamak olduğunu kavramaktır. Bu kavrayışla birlikte baskı yerini özgürlüğe, çaresizlik ise içsel bir güce bırakır. Ve hayat, tam da kendi içimizdeki o doğru cevaba dokunduğumuz an gerçek anlamıyla başlamış olur.

Hayat sizden ne istiyor?

Arzu Aykın

Nasıl Yardımcı Olabilirim? Paylaşmak İster misiniz?

Ay-kır-ı ... sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin