Doğamızı Tanıyor muyuz?

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.

Ya da ne kadar tanıyoruz? Yoksa tanıdığımızı mı sanıyoruz?

İnsan hayatının temel amacı; doğuştan getirdiği bencil ve sadece kendi çıkarını düşünen yapısından sıyrılıp, hiçbir karşılık beklemeden bütüne hizmet eden özgecil (altruist) bir doğaya dönüşmektir.

Bu yolculuk, kişinin kendi içindeki derin çatışmayı fark etmesiyle başlar. Birey, ne zaman saf bir niyetle bir iyilik yapmak veya kendinden bir şeyler vermek istese, içindeki ego hemen direnç gösterir ve o tanıdık soruyu fısıldar: “Bundan benim kazancım ne olacak?”

Gelişim doğrusal değildir.

Bu dönüşüm süreci düz bir çizgide ilerlemez; aksine büyük yükselişler ve derin düşüşlerle doludur. Kişi içsel dünyasında ilerlediğini hissettiği an, içindeki bencillik daha da güçlü bir şekilde uyanır. Ona “boşuna çabaladığını” hissettirerek ideallerine ihanet etmesine neden olur.

Ancak bu durum bir hata değil, sürecin mutlak bir gerekliliğidir. Çünkü insan, ancak kendi çabasıyla bu köklü değişimi gerçekleştiremeyeceğini ve mutlak bir acizlik içinde olduğunu anladığında, dışarıdan gelecek bir yardıma gerçekten ihtiyaç duyar.

Bu yolda karşılaşılan engellerin ve yaşanan “ihanetlerin” (hedeften sapmaların) iki önemli işlevi vardır:

  • Ayna Görevi: Kişinin içindeki bencilliği tüm çıplaklığıyla görmesini sağlayarak, gerçek bir değişim arzusu yaratır.
  • Kontrast Oluşturma: Işık ve karanlık arasındaki farkı öğreterek, ulaşılan sonucun değerini ve sevincini artırır.

Sonuçta kişi bu dönüşümü tamamladığında geriye dönüp bakar ve geçmişteki tüm o sancılı düşüşlerin, başarısızlıkların ve umutsuzluk anlarının aslında büyük bir merhametin parçası olduğunu anlar. Geçmişte acı veren o “ihanet dolu” anlar, artık gelişimin kıymetli birer nişanesi olarak kokmaya başlar. O zorluklar olmasaydı, bugün ulaşılan tamlık ve bütünlük seviyesine gelmek mümkün olmayacaktı.

Fark edebildiğimiz iç dirençle nasıl başa çıkabiliriz?

Direncin doğal bir tepki olduğunu kabul etmek. İnsan doğası, yapısı gereği her eylemde kendi faydasını arar. Sırf başkası için bir şey yapmaya niyetlendiğinizde içsel yapının savunmaya geçmesi normaldir. Bu direnci yok etmeye çalışarak enerji kaybetmek yerine, odağı bencilliği dönüştürecek yüksek değerlere, öğretilere ve bütüne hizmete yöneltmek gerekir.

Özgür irade için denge kurmak.Kişi kendini ne tamamen mükemmel ne de tamamen başarısız görmelidir. İçteki iyilik veya kötülükten biri diğerini tamamen bastırırsa, özgürce karar verme yetisi kaybolur. Gelişim yolunda ilerledikçe içteki bencilliğin de aynı oranda güçlenmesi, aslında kişiye her seferinde yeniden ve daha bilinçli bir “seçim yapma şansı” sunar.

Kötü hissedişleri keşif olarak görmek. Süreç içinde yaşanan motivasyon kayıpları veya eski bencil alışkanlıklara dönüşler birer başarısızlık değildir. Bunlar, içteki engellerin ne kadar derin olduğunu görmek için birer fırsattır. Kendi içindeki direncin gerçek boyutlarını görmeyen biri, değişime olan ihtiyacını da kavrayamaz. Bu zor anlar, dönüşüm için gerekli olan o “derin boşluğu ve arzuyu” yaratır.

Sınırlı varlıklar olduğumuzu kabul edip, destek istemek. İç dirençle başa çıkmanın en kritik aşaması, kişinin kendi sınırlı çabasıyla bu köklü doğayı tamamen değiştiremeyeceğini dürüstçe kabul etmesidir. İnsan kendi gücünün bittiği noktaya geldiğinde, değişim için kendisinden daha büyük bir güce, iradeye veya kolektif bilince açılır. Gerçek ve kalıcı değişim, bu samimi çaresizlik ve yardım talebiyle başlar.

Zıtlıkların birliğinden analiz yapmayı öğrenmek. Yaşanan her direnç ve her karanlık an, ulaşılan sonucun değerini belirleyen bir ölçüdür; çünkü aydınlığın kıymeti ancak karanlığın içinden geçildiğinde tam olarak anlaşılır. Süreç tamamlandığında, geçmişteki o en sancılı direnç anları, bugünkü olgunluğu inşa eden en değerli taşlar olarak anlamlı ve güzel birer hatıraya dönüşür.

Son söz ve ortak alan

Son olarak diyebiliriz ki; Hayatın gayesi; insanın kendi ilkel doğasını aşarak, üst bir sevgi, kabul ve karşılıksız verme seviyesine ulaşmasıdır.

Tüm buraya kadar, içsel dünyanızda hissettiğiniz eksiklik nedir? Bir soruyla birlikte düşüneceğimiz bu yerde cevapları birlikte arayalım. O halde, tüm yanılsamaları bir kenara bırakıp o en çıplak gerçekle yüzleşelim:

“Kendi karanlığından kaçmak için mi bir ‘ben’ inşa ediyorsun, yoksa o karanlığın içinden geçip bütüne ait bir ışığa dönüşmeye cesaretin var mı?”

Arzu Aykın

Nasıl Yardımcı Olabilirim? Paylaşmak İster misiniz?

BÜTÜNÜN DÜNYASI sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin