Hepimizde Ortak Olan: Ruh Hali

” Hatalardan korkmayın. Öyle bir şey yoktur.” – Miles Davis

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.

Yaşam, tüm çılgınlıkları ile her gün bizleri şaşırtmaya devam ediyor. Felaket haberi almadan geçen tek bir günümüz bile yok. Sosyal medya denilen ağ sayesinde, dünyadaki her türlü gelişmeyi tüm duyularımızla anında algılıyoruz. Üstelik duygusal varlıklar olarak, çoğu zaman neden yaptığımızın farkında bile olmadan, en kırılgan taraflarımıza hitap eden haberlerle etrafımızı kuşatıyoruz.

Aslında her birimiz farklıyız; her birimiz eşsiz niteliklere sahibiz. Ama bunu çoğunlukla göz ardı ediyor ve tek bir ortak paydadan bağ kuruyoruz: Ortak ruh halinden.

Gündelik dilde en çok kurduğumuz cümlelerden biri, “Beni anlıyor ama…” cümlesidir. Çünkü her birimiz için anlamaktan ziyade “anlaşılıyor olmak”, bağları sürdürmenin en temel koşulu gibidir. Benzerin benzeri çektiğini, zıttın ise ittiğini biliriz. Kategorize edilen ilişkilerde de durum farksızdır; hatta orada sınırlar daha da keskindir. Oysa çeşitlilik gelişmeyi sağlarken, biz genelde ilişkilerdeki belli rutin davranışlar içinde stabil kalmayı “dengede olmakla” karıştırırız. Hep mutlu olmak isteriz ama mutlu etmeyi önceliği haline getirene pek rastlamayız. “Seni seviyorum,” deriz; ancak sevdiklerimizle ortak bir paydada buluşup çözüme varmak yerine, onlar hakkındaki şikayetlerimizi üçüncü kişilere anlatmayı seçeriz. Sevdiklerimize de çoğu zaman isteğimizi yaptırmak için türlü türlü yöntemler ile baskı yapmayı tercih ederiz. Belki de içten içe sadece kendimizi haklı çıkarma arayışındayızdır. Oysaki o ortak ruh halinden bakmayı becerebilseydik, herkesin kendince haklı oluşunu görebilir miydik? Denemeden hiçbir zaman bilemeyiz.

Aramızda ebeveynlerine benzemek istemeyenlerin sayısı çoktur; “Onun gibi olmayacağım,” sözünü çoğumuz kendimize vermişizdir. Ancak zaman bize gösterir ki, her zaman en kolay yolu arayan ve en az efor sarf edeceği eylemleri seçen zihnimiz, öğrendiği eski alışkanlıkları rol model alır. Böylece bilinçsizce yaşamaya devam ederiz. Buna bir de çevre etkisini eklediğimizde, dış dünyaya baktığımızda hissettiklerimiz ve düşündüklerimizle baş başa kalırız. Cevaplarından hoşlanmasak da tüm bunları duyularımız vasıtasıyla algılayan biziz.

Günün sonunda algımız bize net bir şey söyler: Farklı bedenlerde ve farklı hayatlar içinde olsak da aslında hepimiz aynı görünmez ağlarla birbirine bağlı, tek bir kolektif havayı soluyoruz. Bu ortak ruh halinde en çok derin bir anlam, samimiyet ve şefkat eksikliği hissediyoruz; çünkü dışarıdaki gürültü arttıkça, içerideki o hakiki bağ zayıflıyor. Bunca karmaşanın içerisinde senin gerçekten özlemini çektiğin nedir ki şu an ne yapıyorsun?

Peki, bu ortak ruh halini iyileştirmek, bu eksikliği gidermek için bugün iyilikle yapılan tek bir eylemimiz olsaydı, neyi seçerdik? Belki de sadece yargılamadan dinlemeyi, haklı çıkma çabasını bırakıp sadece “orada, o anda” olmayı seçerdik. Çünkü ortak ruh halini dönüştürmek, bir başkasının yarasında kendi kırılganlığımızı görüp ona şefkatle dokunmayı istemekle başlar.

Hayat sizden ne istiyor?

Arzu Aykın

Nasıl Yardımcı Olabilirim? Paylaşmak İster misiniz?

BÜTÜNÜN DÜNYASI sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin