Süreç Dediğimizde Yaptıklarımız ve Yapmadıklarımızla…

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.

Yaşam denilen bu devasa alanda bizleri harekete geçiren, her gün yeniden ayağa kalkıp bir şeyler yapmaya devam ettiren şey nedir?

Bu devinimi genellikle fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal eksikliklerimizle açıklarız. Ancak çoğunlukla detayları incelemekten kaçınır, hayatın bizim yerimize bir başkası tarafından organize edilmesini bekleriz. Yaşımız kaç olursa olsun, içsel dünyamızda büyüyememiş, duygusal yoksunluklarla sıkışıp kalmış o çocuk; ebeveynlerinden, dış dünyadan destek görmek ister. Bu durum ne iyidir ne de kötü. Sadece sormamız gereken asıl soru şudur: Düşünmekten ve kendi sorumluluğumuzu almaktan mı kaçıyoruz? Yoksa başka ne?

Oysa yaşamın her bir alanı; kişinin niteliklerine, çabasına, yönetim becerilerine ve arzusuna göre gelişmeyi bekleyen derin süreçlere sahiptir. Kendi kendimize, tamamen yalıtılmış bir şekilde öğrenemeyiz. Çevremizin etkisiyle, görerek, deneyimleyerek ve kendi değerlerimizin süzgecinden geçirip tepkiler vererek, hem kendi yaşam alanlarımızın hem de parçası olduğumuz ortak dünyamızın inşasına ortak oluruz.

Bugün, çoğunlukla bilinç dışı otomatik pilotta yaşadığımız gerçeğiyle yüzleşmek zorundayız. Çocukken dilimizden düşürmediğimiz ama büyüdükçe neredeyse tamamen unuttuğumuz o güçlü “Neden?” sorusuyla ve daha birkaç şeyle yeniden bağ kurmalıyız. Bu soru, bizi mutluluk bilincine doğru götürecek en güçlü yön arayıcı ve bulucudur.

Peki, “süreç” dediğimizde gerçekte ne yaparız, neyi yapmaktan kaçınırız?

Gelişimi arzulayan doğamızı doğru yönlendirmek, ancak bu arzuyu yönetme becerilerimizi hangi amaç ile biçimlendirdiğimize bağlıdır. Öğrenilen her bilgiyi, sadece “bilmenin” ötesine geçip hayatımıza nasıl işleyebiliriz? Yaşam alanlarımızda, bizi gerçek mutluluğa götürecek o “bir birimlik” ilerlemeyi nasıl başlatabiliriz?

Süreci yönetebilmek ve bu yönetim becerilerini hakkıyla kullanabilmek, içimizdeki bazı nitelikleri güçlendirmekle mümkündür. Sabır, her şeyden önce sürdürülebilirlik gerektirir. İçimizde keşfedilmeyi bekleyen, henüz açığa çıkmamış potansiyeli görmek ve hissetmek, derin bir farkındalık ister. Yaşam, her birimiz için tek ve eşsizdir; ancak bu eşsizliği tek başımıza, izole bir şekilde göremeyiz ve hissedemeyiz. Çevremizi her gün yeniden düzenlemek, hayatın bize sunduklarını incelemek, araştırmak, denemek ve tecrübelerin süzgecinden geçirmek, her birimiz için en kıymetli hazine olan “zamanı” çok daha nitelikli ve anlamlı kılacaktır.

Nihayetinde hayat, sadece edilgen bir şekilde içinden geçip gittiğimiz bir zaman dilimi değil; her anını incelik ve hassasiyet ile tasarlamamız gereken bir iletişim ve dönüşüm mimarisidir. İçimizdeki o meraklı çocuğun elinden tutup “Neden?” diye sorma cesaretini gösterdiğimizde, zihnimizdeki görünmez prangalar da çözülmeye başlar. Kendi potansiyelimizi görmek, sabırla ve sürdürülebilir bir çabayla o bir birimlik ilerlemeyi başlatmak bizim elimizdedir. Unutmamalıyız ki; çevremizle kurduğumuz bağları tazelediğimizde ve yaşamı bir keşif sahnesi olarak kabul ettiğimizde, aradığımız o mutluluk bilinci bir varış noktası olmaktan çıkar; yürüdüğümüz yolun kendisi haline gelir.

Şimdi sorma sırası bizde: Bugün kendi yaşam alanımızda, o eşsiz potansiyeli uyandırmak için hangi adımı atıyoruz?

Arzu Aykın

Nasıl Yardımcı Olabilirim? Paylaşmak İster misiniz?

BÜTÜNÜN DÜNYASI sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin