”İnsanlar sıklıkla yaşamlarını ters yaşarlar: Kendilerini daha fazla mutluluğa taşıyacak şeyleri daha fazla yapabilmek içim daha fazla nesneye veya paraya sahip olmaya çalışırlar. Aslında olay tam aksi yönde çalışır. İlkönce gerçekten kim iseniz o olmalısınız, sonra istediklerinize sahip olmak için gerekeni yapmalısınız.” – Margaret Young

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
Yaşamınızı hangi inançlar, hangi gizli düşünceler idare ediyor?
Her seferinde yeni hedefler belirliyor, bunların gerçekten istediğimiz şeyler olduğuna inanarak kararlı, küçük adımlarla yola çıkıyoruz. Ancak o noktada; stratejilerimizi ve aksiyon planlarımızı felç eden, anlamlandıramadığımız bir dirençle karşılaşıyoruz. Kafamız karışmış bir halde plana geri dönüyor; defterlere, telefonlara, ajandalara yapacaklarımızı tekrar ve tekrar not ediyoruz. Sözlü olumlamalarla süreci desteklemeye çalışsak da, nafile bir çaba sarf ettiğimiz hissiyle kendimizi yine en başta buluyoruz.
İşte o “görünmez ıstırap” burada başlıyor.
Maalesef çevremizden duyduğumuz, gördüğümüz rastgele tavsiyelerle beslenen “yapabilme fantezisi”, çoğumuzun yaşamında kalıcı bir yer ediniyor. Uygulanamayan her aksiyon planı, zamanla boşa harcanan bir enerjiye, yitirilen zamana ve mutsuzluğu derinleştiren bir maddi yüke dönüşüyor. Bu, sonu gelmeyen bir döngüdür.
Planlamada nerede hata yaptık?
“Bu arzu gerçekten bana mı ait?” diye sormaya başladığımızda, işte o zaman gerçek anlamda düşünmeye başlamış oluruz. Kararlarımızı nasıl alıyoruz? Plan yapmaya başlamadan önce, zihinsel bir hazırlığa ihtiyaç duyup duymadığımızı sorgulamak, “kendinden emin” görünen ama temelsiz kalan davranışlarımıza daha dikkatli yaklaşmamızı sağlayabilir.
Peki, bu inançları kimlerden öğrendik?
İnançlar, çevreden aldığımız ve her eylemimize güç veren kök düşüncelerdir.
Ancak biz bu düşüncelerin ne kadar farkındayız? Çoğu zaman düşüncelerimizin nerede olduğunun bile farkında olmadığımız bu yaşamda, gerçekten nasıl hissediyoruz?
Sebep-sonuç ilişkisini kuramadığımız her durum ya da olayda, inançlarımızın bir yansıması olan korku ve çekingenlik en büyük problemimiz haline gelir. “Gerçek” kabul ettiğimiz varsayımlarımız hangileri? Çoğu zaman bahanelerin arkasına sığınıp başka otoriteleri suçlayarak, onlara güç vererek gerçekleşememiş hayallerin ıstırabından kaçmaya çalışıyoruz. Hatta bu acıdan uzaklaşmak için, bizi kendimizden daha da uzaklaştıran bambaşka eylemler dizinine kendimizi bırakıyoruz.
Hayaller bugünden inşa edilir.
Peki, çıkış yolu ne? Kendinizi, niteliklerinizi ve yeteneklerinizi bilmek; önceliklerinizi bilinçli bir farkındalık düzeyine taşımak bu hazırlığın ilk adımıdır. Fırsatları görebilmek, ancak sürdürülebilir ve metodolojik bir çalışma ile mümkündür.
Ve en önemlisi: Tek başınıza devam edemezsiniz. Süreci yönetme becerilerinizin tam anlamıyla geliştiğinden emin olana kadar profesyonel bir destek almanız, bu görünmez ıstırabı sonlandırmanın anahtarıdır.
Hayat sizden ne istiyor? Belki de sadece kendinizle dürüstçe tanışmanızı…
Arzu Aykın

Nasıl Yardımcı Olabilirim? Paylaşmak İster misiniz?