-
Konsantrasyonunu Artır…
”Dikkatinizi yoğunlaştırma gayretleri yıllarca sonuç vermez gibi gelse de, bir gün gelecek ruhunuzu tam bu çabalarınız oranında bir aydınlık kaplayacaktır.” – Simone Weil

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
Gün içerisinde bir çok şeye maruz kalırız. Bu ne iyidir ne de kötüdür. Önemli olan günün sonunda nasıl hissettiğimiz ve bir sonrakine nasıl hazırlandığımızdır.
Gün bittiğinde yatmaya gitmeden önce hangi düşünce, duygular, niyetler, eylemler ile uyuyorsunuz?
Gün başlarken henüz gözünüzü açmışken zihninizi hangi düşünceler içerisinde hissediyorsunuz?
Yataktan nasıl kalkıyorsunuz?
Kendinizi nasıl yeniliyorsunuz?
Gününüzü neye göre planlıyorsunuz?
Gün içinde kendinizi yeniliyor musunuz?
Birçok yerde duyuyoruz; ”Bizler hissi varlıklarız.”
Neyi, nasıl hissediyoruz?
Ancak gün içerisinde histen hisse geçerken genel olarak farkındalık eksiklikleri içerisinde kayboluyoruz.
Çoğu zaman kendini kötü hissetme ya da boşluk hissi diye de tanımlanabilen bu histen nasıl çıkabiliyorsunuz?
Deneyimlerimizden biliyoruz ki tek başımıza bu durumdan çıkamıyoruz. Peki ne yapıyorsunuz? Neden?
İçsel dünyanızı güçlendirecek hangi hobilere sahipsiniz?
Odaklanmayı, odaklandığınız her ne ise yoğunlaşmayı sağlayacak hangi teknik ya da metot uygulamaları hayatınıza aldınız ve kullanıyorsunuz?
Bunu tüm hayatınızın alanları ile nasıl ilişkilendiriyorsunuz?
Konsantrasyonunuzu artırın…
Ve…
Arzularınız, düşünceleriniz içerisinde aklın fonksiyonları ile muhakeme gücünüzü güçlendirdikçe hayatınızın nasıl dönüştüğüne, bilgelik ile anlayışınızın değişimine, duyularınızın gelişimine tanıklık edebilirsiniz. Buna mucize diyebiliriz. Farkındalık eksikliğinden uyanıklık ve kendini yönetme haline yavaş yavaş gelişinizi gözlemlerken daha pek çok şey ile birlikte, korkusuzca ilerlemeye daha da istekli hale gelebilirsiniz. Bu, mümkündür.
Mutlu olmak istiyorsanız seçme özgürlüğüne sahip olduğunuzu hatırlamak size yardımcı olabilir.
Arzu Aykın
-
Konuşmayı Bilmiyoruz…
”Hepimiz birbirimizi anlayış ve şefkatle dinlemeyi öğrenmeliyiz ki birbirimizin neler hissettiğini anlayabilelim.” – Tich Nhat Hanh

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
Bu zamanın en büyük problemlerinden ve büyük sonuçlara sebep verendir. Konuşmayı bilmiyoruz. Karşılıklı diyalog nasıl kurulur bilmiyoruz.
Gerçek şu ki birbirimizi hissetmeyi istemiyoruz. Çünkü anlamak istemiyoruz. Kendi düşünce, arzularımız ve hissettiklerimiz içerisinde öyle kaybolmuşuzdur ki, çoğu zaman iletişim kurmaktan, ilişkilerimize yönelik cevap arayışlarından uzağızdır. Ne dersiniz?
Genellikle şikayetleri başkası üzerinden yaparken görmezden geldiğimiz nedir ki bir çok seferinde aynı koşulların içinden geçeriz?
Yargılar dünyasında boğuluyoruz. Farkında olmasak da buna sebep olan kişinin kendisidir. Kişi önem verdiklerine, inançlarına, düşünce ve duygularına göre yaşar.
Günlük hayatınızı biçimlendiren nedir? Önem verdikleriniz mi yoksa etki aldığınız çevrenizin önem verdikleri mi?
Kolay bir soru değildir. Bizler çoğu zaman kendini kandırmaya meyilli egoya sahip insanlarız. Kendi, nitelikleri hakkında kişinin kendi içinde geliştirmesi gereken güçlü bir analiz, muhakeme yeteneğine ve doğru bir çevreye ihtiyacı olacaktır. Bunu bize hayat öğretir. Hayat, kişiyi araştırmaya getirir. İlişki, iletişim kurmaya getirir ki anlayışımız gelişir. Böylece öğreniriz. Ya da tam tersi…
Genellikle anne babamızdan görerek öğrendiklerimize akıl eklemeye başladığımızda ”Ben böyle yapmayacağım.” diye dile getirsek de zaman bize gösterir ki aynısını yaparız. İlişki becerilerinde kişinin daha önce denemediği, yeni olan bir şeyi hayatına alması genellikle zordur. Düşünmeyi de , öğrenmeyi de sevmeyiz. Bilmek isteriz. Belli kalıplar içerisinde hareket etmek kişiye daha kolay gelir. İçsel değil, dışsal değişiklikler belki de…
Niteliğimizi değiştirmek değil yapmamız gereken niyeti, onu nasıl kullanacağımızı değiştirmektir.
Böylece gerçekten benim dışımdaki diğerlerini hissetmeye başlayabilir miyim?
Konuşmaya özlem duyanlardansanız denemek için gün bize her zaman ki gibi birçok fırsatlar sunacaktır.
Değişmek istiyorsanız…
Arzu Aykın
-
Sıcakların Hissettirdikleri
”Sevgi birbirinize bakmak değil, birlikte aynı yöne bakmaktır.” – Antoine de Saint Exupery

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
Sanki dünya kocaman bir köy gibi. Her bir gün köyün sağından solundan, aşağısından yukarısından yangın haberleri gündemi oluşturuyor. Yangınların götürdükleri her geçen gün büyüyor. Hissettirdiklerini konuşmuyoruz daha… Üstüne su krizi… Buna eklenen elektrik kesintileri…
Ev, apartman tarlasına dönmüş büyük köyümüzde gece gündüz nefes almak imkansız gibi… Gecenin boşluğu uykusuz hallerimiz ile dolarken kişinin bir sonraki güne nasıl başladığını tahmin etmek zor olmasa gerek. Sanki kaçınılmaz sonuçlar giderek artıyor… Nedir tüm bu olanlar? İşe gitmenin ıstıraba dönüştüğü sıcaklar, beraberinde, hem işe giden hem de hizmet alan açısından tahammülsüzlüğü de getiriyor.
”Nasılsın?”
”Yuvarlanıp gidiyoruz.”
Gördüklerimiz karşısında dehşete düşmeyi çoktan bıraktık. Normalleştirilen bir durumun da daha aşağısında belki de umursamazlık ile öylece izliyor muyuz?
Birbirimize vermekten sakındığımız hatta vermeyi hiç düşünmediğimiz sadece kendimize sakladığımız nedir ki bu haldeyiz?
Bu köyde aşağı yukarı her yer böyle olsa gerek ki mutlu olan bir kişiye hasret bir haldeyiz.
İşte tam o an o muhteşem soruyu soralım kendimize!
Sıcakların bizlere hissettirdiği tahammülsüzlükte hayatın manası nedir ki ne yapıyoruz ya da yapmıyoruz?
Neyin eksikliği içinde hissediyoruz?
”Sebepleri görmezden geldikçe sonuçların daha da büyüyeceği bir ıstıraba dönüşmesi kaçınılmazdır.” – Anonim
Arzu Aykın
-
…’nın Hazine Sandığı

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
Birçoklarına baktığınızda;
Yaşamınızda derin izler, anılar, hisler bırakan size göre en güçlü olan kimdi?
Ve…
Size hazine sandığından neler verdi ki siz sessizce aldınız?
Tüm yaşamınız boyunca sizi neye hazırladı?
Aldıklarınız neydi ki nasıl kullanıyorsunuz?
Özlem ile iç çekişlerinizde hâlâ destek aldığınız, şükran içinde teşekkür ettiğiniz…
Ruhunuzun kökünde…
Ve…
Şimdi
Sizin hazine sandığınızda var olan ve eklemeye devam ettiğiniz nedir ki sizi içinde bulunduğunuz koşulda ya da durumda özgürleştirir?
Arzu Aykın
-
Fırsatları Görebilmek Nasıl Mümkün Olabilir?

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
Bu sorunun cevabı yaşamınızın bir kaç ya da tüm alanlarında orta uzun vadeli ortaya koyduğunuz, her gün hedefe yönelik üzerinde düşündüğünüz, eylemleri ve sonuçlarını analiz ettiğiniz bir durumdayken aynı zamanda zamanınızı, arzularınızı, düşüncelerinizi ve eylemlerinizi yönettiğinizde mümkündür.
”Yok olduğunu sandığınız şeyler aslında artık farklı bir frekanstadır; birden ortaya çıktığını sandığınız şeyler ise bizim bulunduğumuz frekansa giren şeylerdir. Gerçekte yoktan var olan da, yok olan da bir şey yoktur. Her şey sadece şekil değiştirir.” – Buckminster Fuller
Hayat sizden ne istiyor?
Siz tam olarak neyin eksikliği içindesiniz?
Ve…
Fırsatları görmek için ne yapıyorsunuz?
Gördüğünüzde ne yapıyorsunuz?
Nasıl ilişkilendiriyorsunuz?
Mevcut araçlarınızı nasıl kullanıyorsunuz?
Başarıya adım adım ilerlerken kim ya da kimlerden destek alıyorsunuz?
Arzu Aykın
-
Bariyeri Gördüğünde Ne Yaparsın?
”Her zaman yapamadığım şeyi yaparım, bu sayede onu nasıl yapacağımı öğrenebilirim.”
– Pablo Picasso

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
Bizler bir yanda büyümek, bilmek isterken, diğer yanda zorlanmaktan hoşlanmadığımız yaşamın bir kaç alanında veya tamamında direnç gösteririz. Kişi kendini zorladığı miktarda nicelik ve nitelik olarak gelişim gösterir. Diğer bir deyişle çaba sarf ettiği ölçüde arzusunu gerçekleştirebilir.
Şu an içinde bulunduğunuz durumda sizin için bariyer nedir?
Yerinizi tam olarak belirlemede nasıl bir stratejiniz var?
Bilincin seviyelerinde; her seferinde ve seviyede bariyer ne öğretir? Ne öğreniriz?
Buradan ne elde ederiz?
Süreçte ve hedefe ulaştığımızda nasıl hissederiz?
Dışarısı denilen ya da dediğimiz nedir bilmiyoruz. Ancak beş duyu vasıtası ile içeriye aldığımız içeride işlediğimiz bilgi arzu, düşünce, duygu ve eylemlere doğru ve hepsinin birlikteliği ile bizleri bir yerden bir yere getirir. Tetiklenerek ilerleriz.
Doğduğumuz andan bugüne gözlemleyerek, inceleyerek, deneyerek bunu yaparken önem verdiklerimize göre ya da çevrenin etkisi altında bir çok arzunun peşinden giderek tecrübe ediniriz. Göremediğimiz şey aralarındaki ilişkiyi fark edemeyiz. Anlayamayız. Bunun sonuçları çoğu zaman ıstırap getirebilir! Ya da tam tersi!
Yaşamımızda bize kendini tanımaktan, keşfetmekten bahsedilmez. Daha çok belli başlı hazların peşinden koşmamız istenir. ”İstiyor musun?” diye bile sorulmaz. Bu çarkın içine girmeye zorlanırsınız. Bu ne iyidir, ne de kötü. Her bir eylem, eylemsizlik ile ne isteyip, istemediğimizi, eksikliklerimizi, ilham aldıklarımızı ve benzeri keşfederiz.
Gücünüzü, korkusuzluğunuzu, adanmışlığınızı fark edersiniz. Daha büyük bir resmin parçası olduğunuzu belki de…
Kendinize bir kaç dakika ayırın. Düşünün. Eksikliğinizi keşfetmek üzere…
Ve…
Cevap arayın.
Bugün küçük bir adım atacak olsaydınız her şeye rağmen bu ne olurdu?
Arzu Aykın
-
Bilinçli Yaşıyor muyuz?
”Ancak çok yüce bir adam iyi bir dinleyici olabilir.” – Calvin Coolidge

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
Bilinçli yaşıyor musunuz?
Başlarken bu soruyu, kendini keşfetmeye yönelik içsel bir soru olarak cevap aramanızı tavsiye etmek isterim.
Bu sorunun öncesinde bir kaç soru sorarak bu soruya gelmek, yine bu soruya vereceğiniz cevaplarınızı daha net görebilmenizi ve hatta daha kendi, içten olabilmenizi sağlayabilir.
Bilinç, bilinçli olmak sizin için ne demek?
Hangi eylem, eylemsizlik, özellikleri ile nedir bilinçli olmak?
Her gün ve her an…
Durmadan, belki de üzerine eklenerek…
Beş duyu ile algıladığınız dünyada siz neyi gözlemliyor, görüyorsunuz?
O an ne yapıyorsunuz?
Sonrasında ne yapıyorsunuz?
Farkına vardığınız nedir ki bir sonrakinde kullanmak üzere, hissettikleriniz ile nasıl bir sonuçtan hangi bir karara varıyorsunuz?
Şimdi!
Bu, size ne kattı? Neye sahip oldunuz?
Amacınıza, yönünüze nasıl bir etkisi oldu ya da olacak?
Bilinçli yaşayabiliyor musunuz?
Hayat sizden ne istiyor?
Arzu Aykın
-
Beklerken…!
”Okunacak en büyük kitap insandır.” Rumi

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
Bugün sabahın erken saatlerinde yığın yığın kalabalıkların içinde yönü belki bir yola düştüm. Görünen o ki insanlar hâlâ uykulu, düşünmeksizin kendini otomatik eylemlere bırakmış bir grubun içindeydim. Hissettiğim benim için bir gün, diğerlerinin her gün tekrar ettikleri bir eylemler dizini gibi sanki. Yanılıyor olabilir miyim?
Beklerken…
Güneş en yüksek seviyeye doğru yükseliyor. Koşuşturan, kimsenin kimseyi görmediği bir yerde birlikteyiz.
Beklerken…
Nasıl sorusunun cevabından tatmin olmayan, o yolun deneyiminden yoksun, endişeli bekleyişi ile aşağı yukarı hareket eden bir kaç kişi belirsizlikten son derece rahatsız gözler ile tam o an göz göze geliyoruz.
Beklerken…
Göremediğimiz nedir ki bu endişeli bekleyiş içinde tahammül edemediğimiz hisler içindeyiz? Görmeyi umut ettiğimiz nedir ki doğruca ilerliyoruz?
Herkes birbirine bağlı ve bağımlıdır.
Ancak gözlere çöken kibir, gurur besbelli bizleri alçakgönüllü olmaktan uzaklaştırdığından habersiz bir hâldeyizdir.
Niyetler, beklentiler sadece kendine yönelik olduğunda aldığımız, verdiğimiz hizmetlerden diğerlerini ne kadar memnun edebiliriz ve memnun oluşlarından biz memnun olabiliriz?
Ne kadar da uzak olduğumuz bir düşüncenin fantezisini kurarken ve diğer herkes gibi beklerken yaşamdan bir kesit, kesitin hissettirdikleri diyerek içten bugün bir kaç söz yazmak istedim.
Barış sizinle olsun.
Arzu Aykın
-
Kariyer Basamaklarında Doğru Çabayı Sarf Ediyor musunuz?
”Ne ararsak onu görürüz.” John Lubbock

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
Çoğu kişi kariyer sahibi olmak ister. Kişinin kariyer sahibi olma arzusu gözlemlediği belki de yaşamının bir çok safhasında hayranlık ile örnek aldığı kişi yada kişilerden -arzusunun büyüklüğüne göre- aldığı etki ve verdiği çabadır.
Kariyer sizin için ne demek? Neden? Amacınız, niyetiniz nedir?
Kariyer sahibi olmak, ilerlemek; bireyselleşen dünyada anlaşılması giderek daha da zorlaşan bir konudur. Egoistlik doğamıza bağlı olarak rekabet derken hep birlikte her türlü zorbalığı normalleştiren bir dünya inşa ettik. Ve… Devam da ediyoruz. Kurallar, kararlar kime, neye göre biçimlendiği giderek daha kafa karıştırıcı bir hal almışken kişi, işinde istediği, ulaşmayı hedeflediği yere nasıl gelebilecektir?
Çocukluktan yetişkinliğe doğru ilerlerken bizleri hayata hazırlayacak tecrübe, deneyimlerden ve birlikte iş yapma becerilerinden çoğu zaman uzağızdır. Sorumlu olduğumuz bir kaç şeyin etrafında bir dünyamız ve problemleri içindeyizdir. Genellikle de problemlerimiz ilişkilerdir…
Diyerek…
Şimdi bir noktadan hareket edebiliriz; kişinin kendini bilme farkındalığına doğru…
İş sizin için ne demek? Hangi yaşta olursak olalım eksiklik hissettiğimiz her bir anda sorabileceğimiz ve ulaşmak istediğimiz yere bizi ilerletecek bir sorudur. Eylem, eylemsizlik, özelliklerini ve fayda zararlarını incelemek günlük eylemlerimizde, anlayışımızda fark yaratacaktır.
Değerlerinize göre yaşamınızın iş, gelir, aile ve ilişkiler v.b. alanların ilerlemenizde birbiri ile sıkı bir bağı vardır. Kendini bilme burada önemli hale gelir. Kendinizi keşfettikçe duygu/düşüncelerinizdeki dengesiz algılayışları fark edip, nasıl kullanacağınıza akıl ekledikçe bu alanların aralarındaki ayrılmaz bağı görebilirsiniz. Nedeniniz, niyetiniz her zaman ki gibi yine yönünüz boyunca net, kararlı ilerlemenizde size yardımcı olacaktır.
İş arkadaş tanımınız nedir?
İş ilişkilerinizi nasıl tanımlarsınız?
İş arkadaşlarınız ile aranızdaki ortak amaç nedir?
İş tanımı içerisinde çeşitlendirilmiş görev tanımlarınız, sorumluluklarınız ve kendinizi, ayrıca tüm bunların ilişkisini nasıl görüyorsunuz?
Diğer iş arkadaşlarınız, iş tanımı ve görev tanımları ile nasıl bağlar kuruyorsunuz?
İşin tamamlanması sürecini nasıl yönetiyor ve sonunda hangi hislerde oluyorsunuz?
Bir sonraki güne nasıl başlıyor ve devam edebiliyorsunuz?
Elde ettiğiniz ya da elde etmeyi umduğunuz nedir?
İş ilişkileriniz nasıl ilerliyor? Ya da tam tersi?
Size nasıl hissettiriyor? Sonrasında ne yapıyorsunuz? Neden?
Arzuladığınız başarıya ne kadar yakınsınız?
Tam olarak ihtiyacınız olan nedir?
Diğer önemli bir soruda kariyer yolculuğunuzda boşluklarınızı nasıl dolduruyorsunuz?
Mümkün olan çabayı sarf edebiliyor musunuz?
Arzu Aykın
-
Konuşuruz, Nasıl?
”Dünyada var olan tek anormallik; sevme kapasitesine sahip olmamaktır.” – Anais Nin

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
Hangi yaşta olursak olalım hem konuşmak hem de tersi eyleme her birimiz, her yaşta, farklı seviyelerde deneyime sahibizdir. Ancak algımızda sanki sadece tek bir eylem deneyimine sahipmişiz gibi çoğu zaman, benzer biçimde şikayet ederiz.
Oysa ki hayat bizi zıtlıklarla büyütmek, geliştirmek ister.
Ancak bizlerin problemi bilgiyi işlerken duyguların kırılganlığında odaklandığımız duygu yükü olduğunda akıl ile ilişkilendirmekte zorluk yaşarız. İnsani özelliklerimizde, benzer tepkisel eylem, eylemsizlikler ile tepki veririz. Aklın fonksiyonlarından uzağızdır.
İlişkilerinize bakınız; iş yerinde, evde, bunların dışında aileniz, arkadaşlarınız, eşiniz ya da sevgiliniz ile birlikte iken… Aranızdaki konuşma, diyalog nasıl başlıyor? Nasıl gelişiyor? Nasıl devam ediyor?
Başlangıçtan konuşmanın bitişine geldiğinizde nereden nereye geldiniz?
Hangi hislerden geçtiniz?
Konuşmada nereye odaklandınız? Karşınızdakinin söylediklerine mi yoksa kendi söyleyeceklerinize mi?
Gözleriniz devrildi mi? Sesleriniz yükseldi mi? Ya da tam tersi?
Sonuçta haz alabildiniz mi? Haz alırken neyden haz aldınız?
Bir sonra ki adımınız nasıl gelişti?
Yaklaşımınızda, etkileşiminizde pozitif etki ile sizi, ilişkinizi, etkileşiminizi ve çevrenizi nereye doğru ilerletti?
Kendinize ait neyi fark ettiniz? Araştırmaya başladınız? Ya da tam tersi?
Etkileşimde olduğunuz kişide neyi gözlemlediniz? Nasıl hissettiniz?
İlişkilerinizin geneline baktığınızda hangi bir noktadan, karşılıklı bir etkileşime girdiğinizde nasıl bir deneyime sahipsiniz? Hangi izlenimleriniz, düşünce, inanç, duygularınız ilham aldığınız seviyeden referans aldığınız bir ölçme aracına dönüştü?
Bu, size, nasıl hissettiriyor?
Gibi gibi daha birçok soru…
İçinizden yükselen cevaplarınızı keşfetmeye istekli misiniz?
Kalbinizin rahat ettiği yer neresi?
Hazır mısınız?
Arzu Aykın
