-
Konuşuruz, Nasıl?
”Dünyada var olan tek anormallik; sevme kapasitesine sahip olmamaktır.” – Anais Nin

Gerçek, Bir'likte. Dönüşüm, kararlı bir güç gerektirir.
Hangi yaşta olursak olalım hem konuşmak hem de tersi eyleme her birimiz, her yaşta, farklı seviyelerde deneyime sahibizdir. Ancak algımızda sanki sadece tek bir eylem deneyimine sahipmişiz gibi çoğu zaman, benzer biçimde şikayet ederiz.
Oysa ki hayat bizi zıtlıklarla büyütmek, geliştirmek ister.
Ancak bizlerin problemi bilgiyi işlerken duyguların kırılganlığında odaklandığımız duygu yükü olduğunda akıl ile ilişkilendirmekte zorluk yaşarız. İnsani özelliklerimizde, benzer tepkisel eylem, eylemsizlikler ile tepki veririz. Aklın fonksiyonlarından uzağızdır.
İlişkilerinize bakınız; iş yerinde, evde, bunların dışında aileniz, arkadaşlarınız, eşiniz ya da sevgiliniz ile birlikte iken… Aranızdaki konuşma, diyalog nasıl başlıyor? Nasıl gelişiyor? Nasıl devam ediyor?
Başlangıçtan konuşmanın bitişine geldiğinizde nereden nereye geldiniz?
Hangi hislerden geçtiniz?
Konuşmada nereye odaklandınız? Karşınızdakinin söylediklerine mi yoksa kendi söyleyeceklerinize mi?
Gözleriniz devrildi mi? Sesleriniz yükseldi mi? Ya da tam tersi?
Sonuçta haz alabildiniz mi? Haz alırken neyden haz aldınız?
Bir sonra ki adımınız nasıl gelişti?
Yaklaşımınızda, etkileşiminizde pozitif etki ile sizi, ilişkinizi, etkileşiminizi ve çevrenizi nereye doğru ilerletti?
Kendinize ait neyi fark ettiniz? Araştırmaya başladınız? Ya da tam tersi?
Etkileşimde olduğunuz kişide neyi gözlemlediniz? Nasıl hissettiniz?
İlişkilerinizin geneline baktığınızda hangi bir noktadan, karşılıklı bir etkileşime girdiğinizde nasıl bir deneyime sahipsiniz? Hangi izlenimleriniz, düşünce, inanç, duygularınız ilham aldığınız seviyeden referans aldığınız bir ölçme aracına dönüştü?
Bu, size, nasıl hissettiriyor?
Gibi gibi daha birçok soru…
İçinizden yükselen cevaplarınızı keşfetmeye istekli misiniz?
Kalbinizin rahat ettiği yer neresi?
Hazır mısınız?
Arzu Aykın
-
En Büyük Soru…
”Hata ve tesadüf yoktur. Bütün olanlar bizim onlardan öğrenmemiz için yaşadığımız fırsatlardır.” – Elizabeth Kubler Ross

Gerçek, Bir'likte. Dönüşüm, kararlı bir güç gerektirir.
En büyük soru, herkesin sorduğu bir sorudur.
”Hayatımın anlamı nedir?”
Öyleyken, kişiye, düşünmek zorlayıcı gelir. Bunun birçok sebebi sayılabilir. Ancak konumuz bu değil. Konu doğamız ile ilgilidir. Yani egoist doğamız, parlatılmayı bekleyen niteliklerimiz ve keşfedilmeyi bekleyen arzularımızın yükselen belli bir ivme ya da tam tersi ile bizleri ulaşmak istediğimiz yere getirebilmesi için mümkün olan en iyi çabayı göstermektir.
Diğer bir deyiş ile nereye odaklandığımız önemlidir.
Sizce herkesin sorduğu soruyu cevap arayanların sayısının az olması nedendir?
Bu, bir disiplin, adanmışlık, kararlılık, devamlılık gibi niteliklerin her gün tüm eylemlerinizin düşünce, arzu, amacınız ile ilişkisini kurarak, niceliksel, bugünden geleceğe doğru hem keşfederken hem de inşa etmeniz demektir. Zamanı, arzularınızı, duygularınızı, düşüncelerinizi v.b. yönetmeniz demektir.
Yaşamınıza, tüm alanlarına orta uzun vadeli bir yatırımdan bahsediyorum. Kolay değil ama zor da değil. Tabi ki bir amacınız varsa!
”Ben, ben, ben…” derken, kişi her şeyi bildiğini söylerken, size her söylenene bir cevabınız varken bu nasıl mümkün olabilir ki?
Tepkisel mi ya da tam tersi nerede, nasıl davranışlar gösteriyorsunuz?
Sonucunda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Sonrasında ne yapıyorsunuz?
Yaşamınızın alanları ve tüm alanlarınızdaki ilişkilerinizi kurup, sürdürürken, yaşamınızı büyütebiliyor musunuz? İlerletebiliyor musunuz?
Bunu neyi referans alarak yapıyorsunuz? Ya da tam tersi?
Elde etmek istediğiniz ya da edinmek istediğiniz nedir ki nelerden taviz verebiliyorsunuz?
Neden?
Tam olarak eksikliğini hissettiğiniz nedir?
Yönünüzü nasıl tanımlarsınız?
Arzu Aykın
-
En Önem Verdiğiniz Nedir?
”Sevgi dolu bir insan sevgi dolu bir dünyada, düşmanlık dolu bir insan düşmanlık dolu bir dünyada yaşar. Tanıştığınız herkes sizin aynanızdır.” – Ken Keys

Gerçek, Bir'likte. Dönüşüm, kararlı bir güç gerektirir.
Son zamanlarda, çoğunlukla kendinizi ne yaparken buluyorsunuz?
Düşünceleriniz nerede?
Ne hissediyorsunuz?
İçinizden, derinlerken yükselen ne ki siz çoğu zaman ne yapıyorsunuz? Hayata nasıl tutunuyor, nasıl devam ediyorsunuz?
Hatta biraz daha ileri giderek sorayım hayatınıza devam edebiliyor musunuz? Yoksa sürükleniyor musunuz?
”Bir kayıp gün daha…” diyerek kendinizi uyutmaya izin mi veriyorsunuz?
Amacınıza yönelik en önem verdiğiniz nedir ve yaşamınızı nasıl çeşitlendiriyorsunuz? Yoksa çoğunluğun yaptığı gibi durum ya da koşullardan şikayet içerisinde misiniz?
Böyle olmanız sizi ilerletiyor mu? Mutlu ediyor mu? Hayatınızda, çevrenizde ne değişiyor?
Siz böyle olmasanız bile şikayet içindeki çevreniz sizi nasıl etkiliyor? Bir araya gelişleriniz ile birbirinize ne katıyorsunuz?
Gün bitiminde, en son, yatağınıza hangi hislerle gidiyorsunuz? Sabah nasıl uyanıyor ve güne nasıl devam edebiliyorsunuz? Çevrenizdeki her bir kişi ile hangi ruh hali içerisinde etkileşimdesiniz?
Bir öncekinden farklı bugün ne değişti ve bugünden tüm düşünce, arzularınız nereye doğru hareket ediyor? Hayat amacınıza yönelik eylem, eylemsizlik, nitelikleriniz ile siz ve +bir nedir?
Her gün yüzlerce insan ile temas halindeyiz. Yürürken, yolda, otururken, koşarken, otobüste, metroda, iş yerinde, markette, okulda, evde v.b. En derinlerden yükselmeye çalışan, çoğunlukla görmezden geldiğimiz hangi uyanışımıza fırsat olacak nelerden kendimizi mahrum bırakıyoruz? Kendimizi kalabalıklar içerisinde giderek büyüyen yalnızlığa mahkum ediyoruz.
Istırabımız büyüyor…
Ne yapıyoruz? Ne yapmıyoruz?
Bizi durduran nedir?
En başta sorduğum ve birlikte düşüneceğimiz soru; ”En önem verdiğiniz nedir?”
Hayat sizden ne istiyor?
Arzu Aykın
-
Güç Dışarıda Değil.
”Sezgisel zihin kutsal bir hediyedir, rasyonel zihin ise sadık bir hizmetkardır. Biz, hizmetkarı onurlandırıp hediyeyi unutan bir toplum yarattık.” – Albert Einstein

Gerçek, Bir'likte. Dönüşüm, kararlı bir güç gerektirir.
Abraham Maslow’a göre ihtiyaçlar hiyerarşisi bir üçgenin geniş tabanından yukarıya doğru; fizyolojik ihtiyaçlar, güvenlik ihtiyacı, bağlanma, sevme/sevilme ihtiyacı, kendine güven, itibar ve üçgenin en tepesinde de kendini gerçekleştirme yer alır.
Genel olarak çoğumuz bunu duymuş olmamıza rağmen yaşamımız ile ilişkilendirmeyiz. Bilmediğimizden midir yoksa düşünmek istemediğimizden midir ya da başka bir neden ile midir bilmiyorum. Ancak sebep ne olursa olsun düşünmek önemlidir. Neyi, nasıl düşündüğümüz yani hangi niyet ile düşündüğümüz önemlidir. Neden? Mutlu olmak istiyorsak…
Burada başka bir soru belirir. Mutluluk nedir, ne değildir? ”Beni ne mutlu eder?” sorusu arzularımızın, düşüncelerimizin yönünü belirler. Kararlarımızın devamlılığını, eylemlerimizin sonuçlarından bir sonraki ve bir sonraki eylemin kalitesine etki eder. Bir kaç dakikanızı alacak bir çalışma. Yapın. Bir sonraki gün etkilerini, kendinizdeki farkı göreceksiniz.
Güç dışarıda değil.
Keşfedilmeye hazır.
Eğer siz potansiyelinizi keşfetmeye yönelik bir arzu içerisinde iseniz…
Dışarısı olarak beş duyumuz vasıtası ile algıladığımız dünyanın bize hissettirdikleri nedir ki bugünden geleceğe doğru ne olmak, ne yapmak ve neye sahip olmak istiyoruz?
Gün içerisinde birçok eylem, eylemsizlik, özellikler vasıtası ile kendimizi ölçebiliriz. Neye göre? Ulaşmak istediğimiz şeye göre. Bizi ulaştıracak nedenimizdir, ona verdiğimiz önemdir.
Çoğunlukla iyi bir niyet içerisinde aksiyon aldığımızı düşünür ve başkalarına söyleriz. Gerçekten öyle midir?
Günlük yaşamınız ve hayatınızın tüm alanlarının ilişkisine baktığınızda gördükleriniz karşısında bir karşılık verirsiniz.
Neyi, nasıl yaptığımız, kendi niteliklerimizi nasıl kullandığımız önemlidir. Önemini içinde bulunduğumuz koşulda anlayışımızın eksikliği ile çevremizden destek almaya yöneliriz.
Ve…
Sonrasında neyi, nasıl yaptığımız yine önemlidir. Düşünüyor muyuz? Yoksa ne?
Güç dışarıda değil.
Hayat sizden ne istiyor?
Arzu Aykın
-
Servet Derken…

Gerçek, Bir'likte. Dönüşüm, kararlı bir güç gerektirir.
Servet sizin için ne demek?
Bakışınızı bir yerden bir yere daha da ileriye taşımanızda faydalı bir kaç soru ile devam edelim.
Şükran duyulabilecek ne tür bir servete sahipsiniz?
Ne tür bir servet tezahür ettirmek istersiniz?
Yaptığınız hangi şeyler sizi daha fazla servete sahip olmaya doğru ilerletiyor?
Daha da değerli hissetmek için hangi hizmetleri sunabilirsiniz?
Dünyadaki herkese faydalı olabilecek nasıl bir iş yapabilirsiniz?
Yapacağınız bu hizmeti nasıl bir servete dönüştürebilirsiniz?
Nasıl bir hizmet vererek diğerlerinin de kazanmasına destek olabilirsiniz?
Tasarruf etmek sizin için ne demek?
Tasarruf etmek hayatınıza nasıl fayda sağlayacak?
İhtiyacınız olan bir yer için düşünmek!
Hayat sizden ne istiyor?
Arzu Aykın
-
Şimdi, Başlayın!
”Neyi hayal edip yapmak istiyorsanız yapabilirsiniz, başlayın. Cesaretin içinde deha, güç, sihir vardır. Şimdi başlayın!” – Johann Von Goethe

Gerçek, Bir'likte. Dönüşüm, kararlı bir güç gerektirir.
Şimdi, Başlayın!
Evet, başlayalım! Başlayalım da içimizde durmak bilmeyen çelişkiyi nasıl yöneteceğiz?
İnsan her gün planladığı eylemlerine sadık kalacağını söyleyip, yapamadığını gördüğünde ne olur?
Bizlerin hissettikleri ve dile gelen şikayetleri ile ilerleme gücünü bizler nereden alacağız?
Bakışımızın gün içinde birçok hislerden geçtiği koşullarda dengesini nasıl sağlayabiliriz ki ilerlemeye, durmadan ilerlemeye devam edebiliriz?
Metotlu bir çalışma gerektirdiği bir gerçektir. Ayrıca ortak bir amaca sahip kişilerle bir arada olmanın önemi bizleri güçlü kılacağı diğer bir gerçektir.
Örneğin, uzun yıllar kurumsal bir şirkette ya da ailede bir amaç ile çalışmak, katkı sağlama deneyimine sahibizdir. Kendimizi bu amaca ne kadar entegre ettiğimiz, bunun parçası olduğumuz hissini bizlerde geliştirirken, diğer yaşam alanlarımızda da benzer bağları sevdiklerimizle kurmayı isteriz. Çaba, gayret gösteririz. Çoğu zaman bilinçsizce farkında olmasak da…
Bugünden geleceği inşa ederiz ya da etmeye çaba sarf ederiz.
Nerede olduğumuzu bilirsek ilerlemek için stratejik eylemlerimizi de keşfederken geliştirerek inşa edebiliriz. Neye göre? Önem verdiğimize göre!
Buna ne kadar isteklisiniz? Neden?
Arzu Aykın
-
Değişirsem Dünya Değişir
”Her şeyi olduğu gibi değil, olduğumuz gibi görürüz.” – Anais Nin

Gerçek, Bir'likte. Dönüşüm, kararlı bir güç gerektirir.
Birçok yerde gördüğümüz, duyduğumuz bir sözdür. ”Değişirsem dünya değişir.”
Uzak olduğumuz anlayış, değişimi, dönüşümü hayat ile nasıl ilişkilendirdiğimizdir. Peki, öncesinde kendimizi hayat ile nasıl ilişkilendiririz? Bu cevapları bulmadan mümkün olabilir mi?
Arzular, düşünceler, duygular, niyetler nasıl nereden derken, kavramlardan uzak olduğumuz, sebep sonuç ilişkilerini kuramazken nasıl olabilir ki?
Algının daha da bulanıklaştığı fantezi alemlerin içerisinde kendimizi aldatıyor olabilir miyiz?
Değişimi istiyorsak üzerinde düşünülmesi, araştırılması gereken sorulardır. Ancak çoğunluğun ilgisini çekmeyen sorulardır.
Örneğin; arzunun onu yönetmesinden memnun gibi yaparken, yorulmasını umursamadan, çaresizliğe gelene kadar kişi devam eder. Kendi bakışında tüm bunlara neden olan her seferinde diğerleridir. Diğerlerine bir çok isim veririz; anne, baba, arkadaş, sevgili, eş, çocuk, patron, dünya ve benzeri.
Dünyamızın ya da arzularımızın küçüklüğünden habersiz diğerlerinden aldığımız etkilerle değişimden bahsederiz çoğu zaman. Gerçekten bu değişim olabilir mi?
Değişim nedir?
Sizi değişime getiren nedir ki, devam ediyorsunuz? Ya da tersi?
Basitçe bir gününüzü değerlendirin. Uyanışınızdan, uykuya gidişinize kadar neyi, neden yapıyorsunuz? Mutlu musunuz?
Yaşamınızda en çok neyin eksikliği içerisindesiniz? Öyle ki sürekli zihninizi meşgul eden, bunun için her şeyden vazgeçmeyi göze alabilme kapasitesine sahip olduğunuz şeyden bahsediyorum. Tüm yaşlar boyunca araştırmaktan bıkmadığınız, doyumu da bir türlü bulamadığınız eksiklik nedir ki bıkmadan usanmadan, adanmışlıkla devam ettiğiniz bir şey peşindesiniz?
Bu araştırmanızda etki aldığınız, ilham aldığınız nice kişiler size ne kattı? Tüm bu etkiler; eylem, eylemsizlik, özelliklerini incelediğinizde içsel potansiyelinizi nasıl harekete geçiriyor?
Arzunuz hangi yönde, nasıl büyüyor? Size ne hissettiriyor?
Aklınız neleri ayırt ederken hangi hesaplardan nasıl mutabakata varıyor? Devam etmek için nasıl emin olabiliyorsunuz?
Ve…
Siz, artık, nasıl bir bakış ile hangi davranışı ne yaparak hayatınıza ekliyorsunuz? Tüm bunlar olurken nasıl, nereden güç alıyorsunuz?
Araçlarınız nedir? Kullanabiliyor musunuz?
Sizi yolda ne tutuyor?
Ulaşmak istediğiniz nedir ki her gün nasıl devam edebiliyorsunuz? Ya da tam tersi?
Hayat sizden ne istiyor?
Arzu Aykın
-
Daima…
”Hayattaki mutluluğunuz, düşüncelerinizin niteliğine bağlıdır.” – Marc Aurel

Gerçek, Bir'likte. Dönüşüm, kararlı bir güç gerektirir.
Daima….
İlk aklınıza ne geldi?
Üç noktaya ne yazmak sizi hangi hisler, düşünceler, arzular ile doldurdu?
Düşüncelerimiz nerede ise bizler oradayızdır. Benim dışında diğerlerini izlerken, gözlemlerken bunu fark ederiz. Karşımızdaki insanların düşüncelerinde olduğunu görürüz. O an sizin yanınızda değillerdir. Ancak kendimizde fark edemeyiz. Ta ki başımıza bir felaket, bir kaza gelinceye kadar. Her şey birden oldu zannederiz. Gerçekten öyle midir?
Daima…
Istırap büyük olmasına rağmen derecesini fark edemeyiz. Çoğu zaman tutunulan fiziksel acı, ağrıdır.
Istırap kavramı sizin için ne demek?
Tam tersi için çabalarken kaçındıklarımız mı?
Belki özlem, belki eksiklik ya da derinden gelen hissedemediğimiz mi?
Tanımlayamadığımız şey, belki de ne yapacağımızı bilemediğimizden olabilir mi?
Daima…
Belki de bir niyet…
Hayat sizden ne istiyor?
Barış sizinle olsun.
Arzu Aykın
-
Gerçek Nedir?
”Bana söylersen unuturum. Gösterirsen, belki hatırlarım. Yapmama izin verirsen, yapabilirim.” – Lao Tzu

Gerçek, Bir'likte. Dönüşüm, kararlı bir güç gerektirir.
Düşüncenin gücünü birçok yerde duyuyoruz. Değişimi isteyen kişi için en önemli araçlardan biri olduğunu da.
Düşüncenin gücünün ne anlama geldiğini nasıl öğrendik?
Ne kadar denedik ve sonra nereye geldik?
Ve…
Hangi karar ile yaşamımızda nasıl, kim için ne yapıyoruz?
Çoğumuzun tökezlediği yer burası olabilir mi?
Örneğin genellikle güzel görünmek isteriz. Kişi kendisi için ister güzel görünmeyi. Kusurları diğerleri tarafından görünmesin diye de birçok küçük, zararsız diye düşündüğü, inandığı hileye başvurur. Sosyal medyada bununla ilgili her şeyi bulacağı kesindir.
Burada neyi ıskalarız?
Kendimizi kandırdığımız olabilir mi?
Başkalarına iyi/kötü görünme hali kişiyi nasıl hissettirir?
Hangi bahaneler arkasında kendinizi direnç içinde bulursunuz?
Problem gördüğümüz yerde, problemi içinde bulunduğumuz algı, düşünce, inanç , duygu yapısı ile çözemeyiz. Böyle olduğunu duysak bile bunu içselleştiremiyor olmamız yaşamımızın her alanında tekrar eden sonuçlara bizi tekrar tekrar getirdiğini görürüz.
Neden?
Düşünmek, incelemek, araştırmak ile birlikte değerlerimiz üzerinde büyük etkisi olan çevrenin bizi nasıl etkilediğini analiz etmemiz ve içsel dünyamızda eksikliğini hissettiğimiz o her neyse, onu görmemiz için olabilir mi?
Bizleri diğer canlılardan ayıran en önemli özellik muhakeme yapabiliyor oluşumuzdur. Doğru muhakemeye nasıl ulaşırız?
Aklın fonksiyonlarını fark ederek, nedeni, amacı, niyeti tam olarak net belirleyerek olabilir mi?
Kusurlarımızı gizleyerek değil, kusurları düzeltmek için çaba sarf etmek çok önemlidir.
Ve…
Nedenimiz ile niyetimizi ilişkilendirmemiz de bir o kadar önemlidir.
Ve…
Bunu gün içerisinde defalarca kendimizi yenileyerek denememiz de bize, dünyaya bakışımıza bir fark getirecektir.
Bu fark, içsel dünyamızda hissederek yükselen bir eylem olabilir mi?
Sevdikleriniz ile birlikte iyi bir gün dilerim.
Arzu Aykın
-
Hiç….. Yok mu?
”Birisi tarafından sevilmek size güç, birisini sevmek ise cesaret verir.” – Lao Tzu

Gerçek, Bir'likte. Dönüşüm, kararlı bir güç gerektirir.
Hiç…. Yok mu?
Yandı bitti kül oldu.
Neler oluyor?
Ne yapıyoruz?
Durdurulamayan nedir ki gittikçe daha da kötüye gidiyoruz?
Bireysel olarak ne yapıyoruz? Ne yapmıyoruz?
Anlam veremediğimiz ama yapmaktan da geri duramadığımız ”Bana ne?” ”Sana ne?” karşıt davranışları daha ne kadar kötü olsun istiyoruz ya da bekliyoruz?
Tüm mesele hayatın amacını sorgulamamak olabilir mi? Amaç olmadan bir hayat nasıl olabilir?
Doğdum, büyüdüm, yaşlandım, öldüm.
Bu hayat olamaz sanki…
Bilinçli eylemler ile hayatı daha hissedilir yaşamak arzularınız arasında ise, işte sorgulamak, araştırmak için bir yeriniz var demektir.
Elimizden gelenin en iyisi olarak bizler ne yapabiliriz?
Bugünden gelecek için hangi yatırımları yapmaya gönüllüyüz?
Bakışımızı, anlayışımızı, düşüncelerimizi nasıl kullanırsak dünyayı daha yaşanılır bir hale getirebiliriz?
Hiç… Yok mu?
Boşluk olan yerde eksikliğini hissettiğimiz nedir ki şimdi ne istiyoruz?
Ve…
Hayat bizden ne istiyor?
Arzu Aykın
