”Başkalarını tanıyan kişi akıllıdır. Kendini tanıyan kişiyse bilge.” – Tao Te Ching

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
Günümüzde evin duvarlarında hala yer bulan, eğitici duvar takviminin sayfalarının her sabah tüm günlerden kopardığımız gibi bizler de ömrümüzde öylesine yaşamlar içerisinde öylesine günleri koparıyor, boş boş harcıyoruz. Öylece israf ediyoruz. Fakiriz. Ve… Ömrümüzde daha da fakirleşirken fakir olma sebebini kendi kendimize yaptığımızdan habersiziz.
Çoğu zaman her ne yapıyorsak ne ve neden yaptığımızın farkında bile değilizdir. Sorsak her birimize ”En zor koşulları yaşayan benim.” tanıdık, bildik çığlıkları ve tahammülsüz davranışlarımızda dinlemeyiz, duymak istemeyiz. Ve… görünen o ki ve öfkeyi gördüğümüz o ki genel yaklaşımda her birimiz her birimize ilgisiz, umarsız, tahammülsüzüz. Bunu da tuhaf karşılıyoruz. Oysa ki kendi kendine zamanını, enerjisini, parasını israf eden her birimiz için şikayetler ile diğerlerini umarsızca yargılamanın tuhaflığından habersiziz.
Geldiğimiz sonuçlar ve her seferinde ilk defa oluyormuş gibi hissedişlerimiz ve kaprislerimiz, gurur ya da kibrimiz nedendir genellikle düşünüyor muyuz?
Evin dışına çıktığımız andan itibaren apartman, mahalle, market, banka, alışveriş merkezlerinde ve benzeri her karşılaştığımız tanıdık yüzler ve tanışıklıklarda bir yerde selam verilen tam tersi ile bir yerde verilmeyen hallerde, içsel dünyamızda durulmayan kavgalara her bir yenisinin eklenmesiyle içeride ne biriktirdiğimizin farkında mıyız?
Kategorize edilen çeşit ilişkilerde varsayım ve yorumlarla daha da içinden çıkılamaz hastalıklı hallerimizin sonuçlarından yıkıcı sonuçlar yarattığımızın farkında mıyız?
Birbirine benzer, tekrar eden döngülerin bazen sessiz, bazen delicesine haykırışlarında, bulamadığımız, kendi kendimize, bulunduğumuz koşullar içerisinden bulamayacağımız cevap arayışlarında nedenleri sorgulayan, zorlayan ve doğru desteği alan kaç kişiyiz?
Bir kere de bulamayacağımızı bilmemize rağmen çaba sarf edecek doğru gücü nerde nasıl bulacağını durmadan, her şeye rağmen arayan ve devam eden kaç kişiyiz?
”Neden benzer durumlar başıma geliyor?”
Cevabı nedir? Sorguladıkça, araştırdıkça geliyor. Öyle ki net, emin olduğumuz yer ve zamanda da cevap çözümleri ile görünüyor ve hissediyoruz. ”Bu kadar basit miydi?” demekten de kendimizi alamıyoruz. Aslında cevap basitti. Gören gözlerimiz, duyan kulaklarımız varsa… Ve… bunu arzulayan özlemimiz varsa…
Peki, nedir bu farkında olmadığımız? Sebebini bir türlü bilemediğimiz ama kötü hissettiren nedir?
Nefret dediğimiz sıkıştırılmış bir zip dosyasıdır. Birçok hissedilen dediğimiz, duygular, düşünceler, eylemlerin birliğinde olaylar, durumların sonuçları olarak biriktirilmiş olandır dersem ne derdiniz? Hatta öyle ki ”seviyorum/sevmiyorum, hoşlandım/hoşlanmadım.” diye içerisinde seviyelerine göre de basamaklanmış, karşılıklı her bir ilişkilerde, karşılıklı iletişime yönelik konuşmalarda birbiri ardına , genişleyen biçiminde kendini kötü hissetmeyi de büyüten bir büyüsü vardır.
Nefret birçok hastalığın da sebebidir. Anlamayız. Farkında olmadan yani sebepsiz nefretin tüm günü ve hatta tüm yaşamımızı işgal edişinin birçok örnekleri ile yaşamı yalnızlaştıran, tek başına ölen, günlerce ölü olduğundan habersiz olduğumuz eş, kardeş, anne baba, komşu haberleri ile günümüzü meşgul etse de bizleri meşgul etmez. İki elin arasına kafayı alıp, düşünmeyiz. Çoğumuz için diyebiliriz ki kendisini ilgilendiren rahatsız eden bir durum yoktur. Olsaydı eminim ki hepimizin yargıları varsayımlarla, en acımasızından ortaya çıkacaktır. Her konuda bilgili olduğumuzu iddia eden doğamızın gurur ile son söyleyeceği mutlaka bir sözü vardır. Bu sonuçlar her birimize tanıdık geliyor olabilir.
Nefret dediğimizde eylemler dünyasında her bir kişiye özel ve ait hissedilen düşünce ve eylemlerle ilişkisi vardır ki her birimizi en sonunda hayatın amacına getirir.
Peki, sebepsiz nefrete bağımlı olduğumuzun ne kadar farkındayız?
Mutsuzluktan şikayet ediyorsak adım atmak için her yeni gün sonsuz fırsatlarıyla günümüzü aydınlatır.
Şu an en eksikliğini hissettiğiniz nedir?
Hayat ne istiyor?
Arzu Aykın

Nasıl Yardımcı Olabilirim? Paylaşmak İster misiniz?