”Zorluklar aşılmak üzere vardır.” – Ralph Waldo Emerson

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
Hayatın asıl amacı, insanın en yüksek düzeyde haz ve memnuniyet, tatmin olma, doyum hissetmesi için tasarlanmıştır. Ancak, insanın doğuştan ve sadece kendi menfaatine odaklanan egoist doğası, bu hazzın tam olarak hissedilmesinin önünde bir bariyer oluşturur. Bu durum, kişinin ruhsal anlamda bir tür içsel cimrilik içinde olması, yani tüm kaynakları ve doyumu yalnızca kendi varlığına hapsetmek istemesi olarak değerlendirilebilir. Bu yaklaşım insanın mutluluğunun önündeki en büyük engeldir.
Gerçek bir gelişim için bu dar, bencil yapının dönüştürülmesi kişinin kendini bilmesi denilen bilincin seviyelerinde basamaklanır ki en üst seviyede sevgi niteliği ve eylemi doğa yasalarından ihsan yasası ve kapasitesinin edinilmesi yer alır. Değişmek ya da dönüşüm süreci diye adlandırılan bir kaç metot ile anlatılmak istenen budur. Bu dönüşüm sürecinde gerçekleştirilen her türlü yapıcı eylem, başlangıçta zorlayıcı bir “çalışma” gibi görünse de, aslında büyük bir içsel birikimin temelini atar.
Bu süreçte fark edilen en yüce değerlerimizi nasıl kullanabileceğimize dair bir anlayışı niyet ve amacımızla ilişkisini keşfettikçe her bir doğru eylemin ve niyetin içine, o eyleme özgü, özel bilinç derecesi biriktirilir.
Kalbimizden yükselen en büyük eksiklik her an bize kendini farklı koşullarla hissettirir.
Peki,
Onu duyabilecek, görebilecek ve hatta hissedebilecek dikkate, odaklanmaya ne kadar sahibiz?
Çeşit çeşit hislerle kendimizi bağladığımız, gözlerimizi kör ettiğimiz kendi bakış açılarımızda nasıl görebiliriz ki?
Bilmekle ilgilenen, kendi kendini sabote eden doğamızın hapishanesinden, kendini sevme hallerinden nasıl çıkıp üst bir bilinç eksikliğini kaçımız özlüyoruz ki?
Her birimizin gerçekleşen ve gerçekleşmeyi bekleyen hayalleri vardır. Dışarısı diye toplu tanımladıklarımız ve arkasına saklandığımız bahanelerden sıyrılmadıkça beklemeye devam eden hayallere, arzulara sahip olacağız. Ve… hatta üzerine eklenen olumsuz hislerle birlikte zihin alanımızda belki mirasımızda taşımaya…
İşte belki de farkındalığa gelmemiz gereken yer;
En büyük kötülüğü kendi kendimize yaptığımızın farkındalığından yoksul, ıstırap*keyif arasında salınırken ömürden günler boşa gidiyor ve öylece izliyor olabiliriz. Hayalleri kurarken bu olası halleri kaçımız düşünmüş olabiliriz ki? ”Bugünkü aklım olsaydı… ”ile başlayan cümleleri kullanmayanımız yoktur sanırım!
Bilincin seviyelerinde hangi arzu, düşünce ya da hayali gün be gün beslenmezsek zihin alanımızda gittikçe daha sessizleşen bir çığlık haline dönüşmesine kimler tanıklık etmeyi ister ki?
Umalım ki her birimiz hayat amacını bilme eksikliği ile bir üst bilinci edinmeye gelebilsin. Belki de uyanmaya başlayan bir arzunuz var. Kuyuyu hazineye dönüştürmek için küçük bir adım ile fırsat önünüzde duruyor olabilir. Dikkatle kalbinizin sesini dinleyin.
Arzu Aykın

Nasıl Yardımcı Olabilirim? Paylaşmak İster misiniz?