Hiç Kimsenin Haklı Olmadığı Savaş!

” Yurtta sulh, cihanda sulh.” – Mustafa Kemal Atatürk

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.

Hiç kimse suçlu değil.

Hiç kimse haklı değil.

Bu düşünceleri görsek de taraf tutmak isteyen hallerimiz, bizleri her seferinde birbirimizden ayırır. Tam o an düşünemeyiz. Parasempatik sistem tetiklenir ve üç halden biriyle ummadığımız sonuçları yaratırız. Beklemediğimiz, hiç istemediğimiz sonuçlar ile telafisi olmayan durum ya da olaylar zinciri içerisinde kendimizi yuvarlanırken buluruz. Çoğumuza tanıdık bu hallere öylece bakarız. İncelemekten, dikkati toplayabilmekten uzağızdır. Doğamızın en büyük tehlikeli bakışına, bir virus gibi bulaşıcı hallere yakalanırız. Varın ismini siz koyun!

Öyle zamanlardan geçiyoruz ki, içsel tansiyonlar yüksek. Tahammül seviyeleri düşük. Ve öyle ki olumsuz sonuçlarını yaş olarak da daha genç yaşlarda gözlemliyoruz. Yargının tuzağına düşmüş, kontrolün tamamen dış etkenlere bağlı olduğunu düşünen ve hatta inananların çoğunluğu giderek artıyor. Sokaktaki sonuçları da insan hayatlarını kıyıma kadar vardırdığını izlerken basit ama derin sorular ile cevapları hatırlamak çok önemli olsa gerek.

Dünya tarihinin insanlığın bugünlere gelişindeki rehberliğini hatırlamak da bir o kadar önemli!

Hangi yaşta olmamızın bir önemi yok. Burada aynı dünyada, aynı gemideyiz. Derinliğini hiç bilemediğimiz, hala sorularımızla cevaplarını aradığımız bir realitenin içerisindeyiz. En küçük birim kişiden aileye, topluma diyerek genişleyen, uzanan çizgide nedeni arayarak bulmaya ve çaba sarf etmenin önemli olduğu ayrılıkların tam zıttı hareket etmemizin gerekli koşullarının içerisindeyiz.

Istırap*keyif arasındaki ilişkiyi, dengeyi arayan içeride, içsel dünyalarımızda çok derinlerden bazen cılız duyduğumuz o sesi dinleyerek, o sesin bu dünyada büyük bir fark yaratacağına inanarak, aklın kalbin birliğinden uzaklığımızı keşfetmek gerçekten önemlidir.

”Eğer bir gün hiç sorununuz olmadan uyanırsanız hemen dizlerinizin üzerine çöküp, bir sorununuz olması için dua etmeye başlayın, çünkü aksi takdirde ölmüşsünüz demektir.”

– Norman Vincent Peale

İyi kötü yoktur.

Algıladığımız bir dünyaya, bu dünyaya bakarken gördüğümüz her bir kötülük diye anlamlandırdıklarımız bizi ne olmaya, ne yapmaya, neye sahip olmaya itiyor?

Neyle ilişkisini kuruyoruz? Ya da ilişkisini kuramadığımızın önündeki engel nedir?

Bir nefes ile bağlı olduğumuz bu hayat bize ne gösteriyor? Ne öğreniyor ya da öğrenmeye direniyoruz?

Hangi eksikliği hissediyoruz?

İstenilen ve var olan koşullar arasındaki farkta bizler nasıl hareket ediyoruz?

Ve…

İçsel barışı hissetmeden dışsal barışı hissetmek nasıl mümkün olabilir ki?

Zamanı, parayı, enerjiyi nerede kullanıyorsunuz?

Nedeniniz nedir?

Umalım ki, çaba sarf ederek, birlikte, barışa gelebilelim.

Arzu Aykın

Nasıl Yardımcı Olabilirim? Paylaşmak İster misiniz?

BÜTÜNÜN DENGESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin