”Bolluk bir yaşam ve düşünme biçimidir, sadece para ya da varlıklarla ilgili değildir. Darlık bir yaşam ve düşünme biçimdir, sadece para ya da varlıklarla ilgili değildir.”
– Eric Butterworth

Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.
Gördüğümüz her şeyin gerçekliğine inanan ve daha da ötesi yargılayan bir doğaya sahibiz. Yargıyı da varsayarak, görünmeyen kısımları, boşlukları doldurmayı seven her birimiz muhteşem bir hikaye anlatıcısıyızdır. Hikayeye öyle inanırız ki ilişki içerisinde olduğumuz sevdiklerimiz, dostlar, aile, arkadaş, çocuklar ve benzeri kavramlarla ilişkilendirdiğimiz, ilişkilendiğimiz her birinde onarılması zor durumlara sebep oluruz. Muhatapların her iki tarafı da az ya da çok etki alır. Ancak zamana yayılan, hatta savrulan sonuçların farkında değilizdir.
Ve öyle ki bir sonraki ilişkilere, nesillere taşınmasına sebep oluruz. Dolayısıyla sonuçlarına tanık olduğumuz, nedeni hatıra gelmeyen ayrılık hikayelerini her birimiz duyarız, biliriz, kalp acısı denilen ıstırap, travma tanımları içerisine zip dosyası biçiminde zihin alanına sıkıştırdığımız her bir durum, olay yaşamlarımızın bir gerçeğidir. Pikaptaki aynı şarkı sözlerinde takılmış plak gibi bitmeyen, bitemeyen şikayetler, ayrılık sözleri, hüzün ile onun yanına eşlik eden eylemler ve daha nice drama diye tanımlanan sonuçlar bu dünyada kişinin peşini bırakmaz.
Totemler ya da sosyal medyadan ya da birbirimizden etkilenerek diğer birçok çözüm diye gördüklerimizle tecrübe etmeden, içeride bir çalışma yapmadan mutlu olunabileceğine inanıyorsak akıldan ne kadar uzak olduğumuz gerçeği her seferinde yüzümüze tokat gibi vurmasına, az ya da çok maddi manevi kayıplar yaşamamıza rağmen duyarsızca normalleştirerek yaşamaya yaşamak diyebilir miyiz?
Her günün aynı olduğunu mu söylüyorsunuz?
Her günün aynı olduğunu mu duyuyorsunuz? Belki de daha zorlaştığını…
Ne yapmıyoruz da bu bakıştan çıkamıyoruz? Hep birlikte düşünelim.
Doğru bir niyet ile hareket etmediğimiz sürece amaçsızca bu dünyada yaşamdan bahsedemeyiz.
Çevrenin gücünün farkında olmadan doğru bir çevre nasıl inşa edilebilir ki?
Bizler Kendini bilmekten uzaksak ne olunabilir ki?
Bir kaç arzunun peşinde diğerlerinin sahip olduklarına sahip olma arzu ile gördüğümüz örnekleri muhakeme etmeden ne yapabiliriz, nasıl sahip olabiliriz ki?
Hayatın bir amacı var.
Ve…
Mutluluğun anahtarı her birimiz için eşsiz niteliklerimiz ile hayatın bizlere sunduğu fırsatları birbirimize hizmet ederek, hayat amacı ve süreci yaşayarak, edinerek, keşfetmekle mümkündür.
Bir üst bilinci herkes ister. Ancak arzusunun peşinden gidebilecek gücü yaşamının tüm alanları, niyeti, hayat amacı ile ilişkilendirerek doğru bir niyet ile yapabilmek nasıl mümkün olabilir?
Bu dünyada barış istiyorsak tüm memnuniyetsizliğin üzerine çıkarak dünyada bazı örneklerini de gördüğümüz gibi, tüm mücadeleyi içsel dünyada devam ederek diğerlerine önem vererek, doğru ve kalbimizin en derinlerine gömdüğümüz arzuladığımız ilişkileri inşa edebilmek için temel insan toplumunun prensiplere göre elimizden gelenin en iyisini yapabilme arzusu ile mümkündür.
Oysaki bunu, hepimiz biliyoruz. Ama hissetmiyoruz. Nasıl hissedebiliriz? Harekete geçmek için daha neyi bekliyoruz?
Hayat sizden ne istiyor?
Barış sizinle olsun.
Arzu Aykın

Nasıl Yardımcı Olabilirim? Paylaşmak İster misiniz?