”Beden asla yalan söylemez.” – Martha Graham

Gerçek, Bir'likte. Dönüşüm, kararlı bir güç gerektirir.
Beden bize bir hediyedir. Bir bütün olarak bakabilmemizde, bizlere verilen nefes ve daha birçok şey için bir şükran aracıdır.
Çevremize bir bakalım. Çevremizi, evimizi, alanımızı, bedenimizi nelerle dolduruyoruz?
Fark ediyoruz ki nedenini bilmeden aldıklarımız bizleri bunalttığında verecek yer arar durumdayız. Giysilerle taşan gardıroplar, küçük ev aletleriyle dolu mutfak dolapları, o an gözümüze hoş, yeni geleni, popüler olanı alma israfı, moda uğruna bükülen ayak parmakları, ağrıyan topuklar, bel, karın, bacakta biriken yağlar, hemen verilmesi istenen kilolar, ”… Bende de var.” sözleri ile görünür ve kabul edilebilir olmanın, yaşamımızda krizler ile sonuçlanan birçok durumlarda, farklı formlar aracılığıyla deneyimlerken ıstırap içerisindeyiz. Ancak ıstırabın nedenini ne düşünür, ne de değişmek için çaba sarf ederiz. Çoğu zaman şikayet hallerinde gezinir, içinden çıkılamaz döngü denilen popüler tanımlar arasında totemler ile kısa insan ömrünü israf ederiz.
Büyük büyük atalarımız bizlere çok muhteşem miras bırakmış olmasına rağmen her yeni ürün, öyle ki kendi ürününü bile bir öncekine kıyasla övgülerle yüceltirken farkında değilizdir. Farkında olmadığımız yıllar içerisinde bu beden denilen dış ve iç yapıda bedelini birlikte ödemek zorunda kalacağımız birçok sonuçlar doğuracaktır.
Daha çocukluk zamanlarında, kendimizi yeni bilmeye başladığımız o zamanlarda bize öğretilmeye çalışılan, öğrenilmiş olan sorumluluk nedir? Şu an nasıl algılıyoruz?
Ve..
Hangi eylemlerle sevdiklerimize, çevremize, birbirimize, kendimize iyi örnekler verebiliyoruz?
Beslenme denildiğinde çoğumuzun ilk akla gelen ağızdan alınan besinlerdir. Ancak sabah uyandığımız ve akşam uyuduğumuz o ana kadar duyularımız vasıtasıyla içeriye birçok şey alır, içimizden dışarıya bırakırız. Mesela gün içerisinde varlığını bile unuttuğumuz solunum sistemi ile nefes alırız. Aynı anda büyük bir sistemin çalışması ve bedenin hareketini sağlayan bütün bir sistem bizi mutlu etmeye çalışırken, içeriye aldığımız yakıt denilebilen her şeyi enerjiye dönüştürmeye çalışır.
”Ne yersen O’sun.” sözünü her birimiz biliriz. Haydi gelin birlikte tüm dikkatimizi bugüne verelim. Farkındalıkla yapabildiğimiz kadar, sanki bir başkasını izler gibi kendimizi izleyelim. Yine yapabildiğimiz kadar her bir arzu ile hareket ederken çocukken yaptığımız gibi neden diye soralım. Yapabildiğimiz kadar düşünelim. Günün sonunda elimizde veriler olacaktır. Kendimizi ölçmek, yapmak istediklerimize gerçekçi yaklaşabilmek için eylemlerimiz ve yönü hakkında nasıl bir stratejimiz olduğu ya da olmadığı hakkında bir izlenime sahip olacağız. Yani bir ihtiyaç ortaya çıkacak. Bu, servet değerinde bir sonuçtur.
Değişmek istiyorsanız şimdi uygulanabilir bir eylem planı eksikliği hissedeceksiniz.
”Hayallerinizin gerçekleşmesi an meselesidir. Süreci yaşarken de hayat ile dolmak en muhteşem olanıdır.” – Anonim
”Bugün gelecek için küçük bir adım ile başlamayı ister miyim? İstersem o küçük adım ne olurdu?”
Birlikte düşünüp, birlikte hayatı hissedelim.
Arzu Aykın

Yorum bırakın