Hayata Dair…

  • BİR BAKIŞ

    ”Dünyanın size seçmenizi dayattıklarına boyun eğip, ”Amin” demek yerine, neyi tercih ettiğinizi bilmek ruhunuzu canlı ve hayatta tutar.” Robert Louis Stevenson

    Merhaba, nasılsınız?

    Bugün bazı kavramlara tüm olanla bağına farkındalıklı bir bakışla bakmaya çalışacağız. Keyifli okumalar dilerim.

    Seçimlerimiz ve zihin fonksiyonları arasında çok güçlü bir ilişki vardır. Seçim yapma sürecimiz, beynimizin birçok farklı bölgesindeki fonksiyonların birleşmesiyle gerçekleşir. Zihin süreçleri bireylerin algıladığı, düşündüğü, hatırladığı ve karar verdiği süreçlerdir. Ayrıca nörolojik ve bilişsel süreçlerin sonucu olarak oluşur. Bu süreçler, sinir sistemi aracılığıyla bilgiyi işler, anlamlandırır ve depolar. Ancak, bu süreçlerin hızı ve yoğunluğu, çevresel faktörlere, duygusal durumlara ve diğer etkilere bağlı olarak değişebilir.

    Örneğin, karar verme sürecinde prefrontal korteks, duygusal değerlendirme sürecinde limbik sistem ve hafıza sürecinde hipokampüs gibi beyin bölgeleri etkili olabilir. Bu süreçlerin hepsi, bir karar verme süreci sırasında birbiriyle etkileşime girer ve sonucunda bir seçim yapılır.

    Ayrıca, kişilik özellikleri, deneyimler, inançlar ve değerler gibi bireysel faktörler de seçimlerimizi etkiler. Bu faktörler, beynimizdeki belirli nöronal ağların oluşumunda ve güçlenmesinde rol oynar. Örneğin, bir kişi özgüvenli ise, prefrontal korteksin özgüvenle ilgili bölümleri güçlenebilir ve bu da o kişinin karar verme sürecinde daha fazla özgüvenle hareket etmesine neden olabilir. Seçimlerimizin geçicilik niteliğine sahip olduğunu hatırlatmak isterim. Geçicilik, zamanın bakış açısından her şeyin değişime ve dönüşüme tabi olduğu fikridir. Derinlemesine baktığımızda, her şeyin nedenler ve koşullar yüzünden değiştiğini algılarız. Daha da derinden bir bakışla incelersek başka bir kavrama Benliksizlik kavramına geliriz. Ancak bu kavram başka bir yazının konusu.

    Zihin süreçleri kavramlarını farkındalıklı kullanma becerimiz geliştikçe seçimlerimizin sorumluluğunu bilinçli farkındalıkla alırız. Her şeyin geçiciliğini idrak edebilirsek hayatımızı yönetme ustalığına sahip olduğumuzu hatırlarız. Diyebiliriz ki zihin süreçleri geçicidir; zamanla, değişen çevresel faktörlere ve bireyin duygusal durumuna göre değişebilir. Bu gerçek, insanın davranış ve düşüncelerini anlamak, değiştirmek için kullanılan koçluk, mentorluk, terapi öğrenme ve geliştirme tekniklerinin temelini oluşturur.

    Burada Kendimizi tanıma ve deneyim kazanmak, hayatımızı yönetmede ustalaşmak dikkat çekiciliği ile karşımıza çıkar. Tüm insanlık tarihi boyunca ilgi çekici bir konu olmuş İnsan; ”Ben” kavramı.

    Zihin süreçleri zamanla da değişebilir dedik. Örneğin, yaşlanma sürecinde, zihin süreçleri yavaşlayabilir ve hafıza, dikkat ve karar verme becerileri azalabilir. Dengeli bir yaşam ile uyku ve beslenmede ihtiyacımıza uygun etkin olduğumuzda ayrıca hareketi egzersizleri hayatımıza kattığımızda bu süreç en aza indirilebilir.

    Peki, eylem, eylemsizlik, özellik nedir?

    Eylem, eylemsizlik, özellik bir nesnenin hareket veya hareketsizlik eğilimi ve niteliği ile ilgili kavramlardır ve birbirleriyle yakından ilişkilidirler.

    Eylem-eylemsizlik özelliği, bir nesnenin hızını veya yönünü değiştirmek için ne kadar güç uygulandığını gösterir. Denge, bir nesnenin sabit bir konumda durması veya hareket etmeden sabit bir şekilde durması durumudur. Bir nesnenin dengede kalabilmesi için, ağırlık merkezinin sabit bir noktada kalması gereklidir. Bu, nesnenin yerçekimi kuvvetiyle etkileşimini dengeler.

    Evrenin üç niteliği, genellikle uzay, zaman ve madde olarak tanımlanır.

    * Uzay: Uzay, evrende var olan tüm nesnelerin, cisimlerin ve olayların konumunu ve ilişkilerini belirleyen boşluktur. Uzay, üç boyutlu bir yapıya sahip ve nesneler arasındaki mesafeleri ve ilişkileri belirler. Uzay, fiziksel olayların ve hareketlerin gerçekleşmesi için gerekli bir alan sağlar.

    * Zaman: Zaman, evrende gerçekleşen tüm olayların akışını belirleyen ve ölçülebilen bir kavramdır. Zaman, evrenin doğal hareketleriyle birlikte ilerler ve evrende gerçekleşen tüm olayların zaman çizelgesinde sıralanmasına olanak sağlar. Zamanın birimleri saat, dakika, saniye gibi ölçülerle ifade edilir.

    * Madde: Madde, evrenin varoluşu için gerekli olan ve tüm fiziksel nesneleri oluşturan temel yapı taşıdır. Madde, atomların ve moleküllerin birleşmesiyle oluşur ve evrende farklı şekillerde bulunur. Madde, evrenin her yerinde bulunur ve enerjiyle birlikte, evrenin varoluşu için gerekli olan diğer temel yapı taşlarından biridir.

    Bu üç nitelik, evrenin varoluşu için birbirine bağlıdır ve birlikte evrenin temel özelliklerini oluşturur.

    Zamanın niteliği, zamanın doğası ve özellikleri ile ilgilidir. Zaman, evrende gerçekleşen her olayın ölçülebilir bir şekilde sıralanmasını sağlayan ve herhangi bir hareketin gerçekleşebilmesi için gerekli olan bir kavramdır. Zaman, insanların hayatında büyük bir rol oynar ve birçok farklı disiplinde incelenir.

    Zamanın niteliği, genellikle aşağıdaki özelliklerle tanımlanır:

    * İlerleyen bir süreç: Zaman, sürekli olarak ilerleyen bir süreçtir. Geçmiş, şimdi ve gelecek olmak üzere üç ana bölüme ayrılır ve herhangi bir zamanda sadece bir an mevcuttur.

    * Ölçülebilirlik: Zaman, ölçülebilir bir kavramdır ve birimleri saat, dakika, saniye gibi ölçülerle ifade edilir. Bu birimler sayesinde zaman, doğru bir şekilde ölçülebilir ve zaman çizelgelerinde sıralanabilir.

    * İlişkisel bir kavram: Zaman, herhangi bir hareketin gerçekleşebilmesi için gerekli olan bir kavramdır ve zaman, başka bir olayın gerçekleşmesiyle ilişkilendirilir. Örneğin, bir saatte 60 dakika vardır ve her dakika, bir önceki dakikanın ardından gelir.

    * Göreli bir kavram: Zaman, göreli bir kavramdır ve farklı gözlemciler tarafından farklı şekillerde algılanabilir. Bu, zamanın hız, kütle ve yerçekimi gibi faktörlere bağlı olarak değişebileceği anlamına gelir.

    Zaman, insanların hayatında büyük bir rol oynar ve birçok farklı disiplinde incelenir. Çoğumuz zaman yönetimi konusunda ustalaşmak isteriz ki bu da öz disiplinle başarılı sonuçlar elde ederiz.

    Yoga felsefesi de evrenin üç niteliği olan uzay, zaman ve madde kavramlarını “Triguna” olarak adlandırılan üç enerji prensibiyle ilişkilendirir: Rajas (hareket), Tamas (durgunluk) ve Sattva (denge). Bu üç enerji prensibi, evrende bulunan her şeyin bir araya geliş şeklini ve varoluşunu açıklar.

    Rajas, evrende hareketi temsil eder ve enerjik, hırslı ve aktif bir niteliğe sahiptir. Tamas ise evrende durgunluğu temsil eder ve yavaş, pasif ve karanlık bir niteliğe sahiptir. Sattva, evrende dengeyi temsil eder ve armonik, huzurlu ve sakin bir niteliğe sahiptir.

    Yoga, insan bedenindeki bu üç enerji prensibinin dengelenmesine yardımcı olur ve ruhsal, zihinsel ve fiziksel sağlığı geliştirmek için kullanılır. Yoga egzersizleri, nefes teknikleri ve meditasyon, bu üç enerji prensibinin dengelenmesine ve içsel dengeyi bulmaya yardımcı olur.

    Diyebiliriz ki Evrenin üç niteliği insanın potansiyelini oluşturur.

    Soru şu;

    * Fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal bir yapıya sahip insan evrenin bu üç niteliği ile özdeşleştiğinde ne olur?

    * Doğum, ölüm, kalıcılık, bozulma, gelme, gitme, tek ve çok. Kendi algımdaki anlamları ne?

    * Bu kavram ve onlara yüklediğimiz anlamları nasıl bırakabiliriz?

    * Peki, bıraktığımızda ne olur?

    Kavramlara tüm olanla bağını özetleyecek olursak; evrenin niteliklerini idrak etmek önemlidir. İnsan evrenin nitelikleriyle doğrudan bağlantılıdır ve bedenindeki enerji prensiplerinin dengelenmesine yardımcı olarak Asana pratikleri, meditasyon, Pranayama (nefes) ve güçlü zihin teknikleri ile içsel dengeyi bulmaya ve evrenle daha derin bir bağlantı kurmak mümkündür. Bu da, gayretli emekle, adanmış kararlılıkla, öz disiplinli çalışmayla gerçekleşir. Sürdürülebilir, kalıcı bir huzur, denge için de uzman desteği almanızı öneririm. Sevgi ve saygı ile Arzu Aykın

    ”Hakikat, mis kokulu Dünya’yı korur, akan suyu ıslatır. Hakikat ateşi yakar ve havayı hareket ettirir, güneşi parlatır ve tüm yaşam büyür. Gizli bir Hakikat her şeye destek verir. Bul onu ve kazan.” Ramayana

  • ÇEVRİLİYDİ.

    Kalpten küçük dokunuşlar. İyi Pazarlar…

    ”Çevriliydi. Etrafındaki telden örülmüş duvarlar ulaşmama engeldi. Dokunamıyordum. Daha dokunmadan canımı acıtır düşüncesi tellere yaklaşmama engel oluyordu. Hatta sesim çaresiz, bedenim öylece bakakaldı içerde olana, duruma, olaya, içimdeki Ben’ e.

    Yıllarca nasıl kaçtığımı, öfkeyle saldırgan vahşi bir panter gibi nasıl davranışlar gösterdiğimi hatırlıyorum. Tellerin bir adım gerisinde öylece tüm hayatıma bakıyordum. Bir adım daha geriye gittim. Daha net izleyebiliyor, Arzu’nun hayatına bakıyor ve neyi göremediğine tanıklık ediyordum.

    Bir adım daha, geriye gittim. Tellerle çevrili ”Ben” hala oradaydı. Düşünüyordum. Oraya ne zaman girmişti? Nasıl girmişti? Hatırlıyorum; bu, bir oyundu başlangıçta, dikkat çekmeyi başardığı bir oyun. Sonra da çıkış yolunu unuttuğu bir oyun. Öyle içerden bakan Ben’e bir adım daha geriden baktım. Onu oraya sokan düşüncenin yine aynı düşünce ile dışarı çıkabileceğini yüzüne bakarak, sezgisel kalpten bağlanarak, konuşmadan O’na ilettim.

    Sessizce kıpırdaman tellerin  gerisindeki beni izliyordu. Bakan kim? Gören kim? Kim kime bakıyor ve kim ne algılıyor? Tanıklık ederken bedenin gözlerinden değil de, daha da derinden bilişsel diye içinden geçen düşünceler ve hatırladığı hislerle izlerken öylece…” Arzu Aykın

    ”Tanrı’nın özüne, esasına varabilmek… Kişi önce kendi özüne inebilmeli… Ruhun derinliklerine git. En yüce olanın gizli yerine, köklere, yüksekliklere, Tanrı oralarda yoğunlaşmıştır.” Meister Eckhart

    ”Bireyselleşmiş farkındalık alanındaki dalgalanmalar durduğunda ve bunlar sınırlandırılıp kaynaklarına döndüklerinde yoga gerçekleşir. O zaman gözlemci (algılayan kişi) kendi saf doğasında ikamet eder. Bu şekilde olmadığında gözlemci zihinde ve algılarda oluşan değişken etkilerle özdeşleşme eğilimindedir.” Patanjali Yoga Sutraları 1:2,3

  • Gerçek Tek

    Kavramlara verdiğimiz anlamlardan özgürleşmek, gerçek haline bir bakış.

    ”En çok kendimizi ve kendimizi korumayı düşünmekten vazgeçtiğimizde ciddi anlamda muazzam ve kahramanca bir bilinç değişiminden geçeriz.” Joseph Campbell

    Merhaba, nasılsınız?

    Bugün sorguladığımız bir gün olsun dedim ve hemen bir kaç soruyla başlayalım. Ne dersiniz? Bilmek ne demek? Neden çabasızca bilemeyesin? Neden herhangi bir sorun olsun? Ben varım diyoruz, var olduğumuzu biliyoruz ama kim olduğumuzu bilemiyoruz? Bir an duralım ve klasik soruyu soralım; Sen kimsin? Ben kimim? Bir kaç dakika düşünsek ve bir kaç cümle ile yazsak, Kendimiz hakkında neler yazabiliriz?

    Ben kimim? Bu soruyu hayatımızda bir çok kez cevapladığından eminim. Nerede, nasıl mı? Cevapların kişiye, kuruma özel cevaplar olduğundan da eminim. İlk tanıştığımız kişilerle, grup ya da toplantı, okul, iş görüşmesi gibi ilk tanışma, buluşma anlarında iletişim için bir kaç kelime ile kendimiz ile ilgili bilgiler veririz. Peki, bu kendini bilmek ve ifade etmek gerçek midir? Kim olduğumun farkında olarak mı cevaplar veririz? Yoksa ne deriz?

    Yaklaşık yirmi bin yıldır gezegenimizdeki insanlar mutlak bir gerçekliğin varlığını ispat etmeye bu varlığın gücünden ve etkilerinden nasıl yararlanabileceklerini anlamaya ve onu deneyimlemeye çalışmaktadırlar. Hayal edilen bir Mutlak Gerçekliğe dua edilmekte, övülmekte, iyilikler istenmekte, adaklar adanmakta ve O ışık, sevgi, mutluluk, aşkın ancak ulaşılabilen şefkatli ve bağışlayıcı olarak tanımlanmaktadır. O’na atfen kullanılan bazı isimler Allah, Tanrı, Mutlak Gerçeklik’tir.
    Gerçeği arayanlar şöyle sorar;” İnsani özellikleri olmayan aşkın bir gerçekliğe etkili bir şekilde nasıl dua edebilir ve O’nunla nasıl iletişim kurabilirim? O’nu nasıl anlayabilir ve bana ve diğerlerine yardım etmesi için nasıl ikna edebilirim? Kendimi nasıl bilebilirim? Ben kimim nasıl hatırlayabilirim?
    Metafizik gerçekliklerin tamamını zihinsel olarak anlayıp kavramak mümkün olmasa da bunlar zihne ya da duyulara bağlı olmayan sezgi gücü ile bilinip kavranabilir. Sezgi geliştirilebilir. Ruhsal bir beceri olduğu için biz onu kullanmaya çabalamadığımız zaman en kolay ve doğru şekilde çalışır. İnsanlar tarafından binlerce yıl önce deneyimlenen daha geniş bir gerçekliğin farkındalığı onların pek çok değişik felsefi ve dini sistemler yaratmalarını ve ilahi etkileri kişisel işlerine ve kültürel koşullarına davet etmeleri için dua ve törensel uygulamalar geliştirip, kullanmalarına sebep olmuştur.

    Buradaki Kendini bilememekteki temel sorun çoğu insanın kişisel ve yanılgılı benlik algılarıyla fazlaca özdeşleşmiş olmalarından kaynaklanır. Bu durumun farkına varılsa bile farkındalığı bundan uzaklaştırmak kolay değildir.
    Kendimize karşı dürüst olmak çok önemlidir. Kendimize bir soru daha sorsak; tam olarak Kendimi ve Tanrı’yı gerçekleştirmek, bilmek için yapabileceğimi bildiğim her şeyi yapıyor muyum? Onlardan vazgeçeceğimi bilmeme rağmen neden beni sınırlandıran fikirlere tutunuyorum?

    Evrende üç nitelik vardır. Eylem, eylemsizlik ve özellik. Bu kavramlar üzerinde düşünüp, hayatımızın tamamına bakarak ”Kendi ya da Ben” kavramına bir bakış açısı ile yaklaştığımızda, hakiki olanı algılayabilmenin mümkün olabilirliğini araştırmak hatta uygulamak mümkündür. İnsanlık tarihi kadar eskidir. Şöyle ki, yaşam dediğimiz; doğum ve ölüm arası yani ilk nefesle son nefes arasıdır. Daha geniş açıdan bakarak yaklaşırsak da aydınlık ve karanlık ve özellik dediğimizde ışık, denge, sevgidir. Gerçek Tektir. Tekliğin idraki ancak niyet, istekle, adanmışlık ve kararlılıkla, disiplinli, gayretli çabalarla, pratiklerle mümkün olduğu bir çok öğreti ve kutsal kitaplarda anlatılmaktadır. Bunlardan biri olan Klasik Vedik Meditasyon Tekniği ve Zihin Dönüştürücü Metotla Koçluk uygulamaları ile gerçek bilgiye, kendini bilmeyi hatırlamak mümkün. Son bir kaç cümle daha eklersem;
    Evrensel neden-sonuç ilkelerini (yasalarını) bildiğimiz ve akıllıca onlarla uyumlanmayı seçtiğimizde, destekleyen eğilimler Hakiki Bilgiyi hatırlamamızda daha da etkili olurlar.

    En yükse iyilik için, denge için sevgi ve saygı ile. Arzu Aykın Profesyonel Nefes ve Yaşam Koçu- Meditasyon Ustalık yolcusu- DM Uygulayıcı

  • Farkındalık Pratiği

    Bilinçli farkındalık, tek yönlü ve sürekli bir değişim, dönüşüm ve gelişim sürecidir.

    ” Değişimin gizemi, tüm enerjini yeni olana yüklemektir, eski ve geçersiz olanla mücadele etmek değil.” Sokrates

    Merhaba, nasılsınız?

    Yazıma geçen haftanın konusu meditasyona bir kaç hatırlatma yaparak başlayacağım. Meditasyon, doğru yapıldığında, dikkatimizi, içselleştirdiğimiz ve onlarla çok fazla özdeşleştiğimiz, algımızı parçalayıp bulanıklaştıran durum ve koşullardan basit bir şekilde uzaklaştırma sürecidir. Meditasyonu düzenli yaptıkça daha yetenekli hale geldiğinizi fark edeceksiniz. Faydalarına da tekrar bakacak olursak; kavrayışlar, meditasyonda gelişi güzel ortaya çıkabilir. Derin gevşeme, zihinsel sakinlikle farkındalığın farkı düzeylerinde; bedenin bağışıklık sistemi güçlenir. Yaşlanma yavaşlar, yenileyici etkiler etkinleşir. Sinir sistemi daha saf hale gelirken, beyin daha aktif çalışır. Sezgisel yetenekler, odaklanma ve dolayısıyla yaşamdan tat alma artar.

    Deneyimin başarılı olması zihin ve bilinç durumlarının yapıcı sonuçlarının doğallıkla olmasına izin vermek önemlidir. Farkındalık pratiği bilişsel terapinin bir parçası olarak geliştirilen üç aşamalı nefes alıp verme olarak da bilinmektedir. Bir mola süresinde uygulanabilecek kadar kısadır. Peki, hazırsan mini meditasyona dair farkındalık pratiğine başlayabiliriz.

    ”İlk adım; farkında olmak. İster oturun, ister ayakta rahat, dik ve özenli bir pozisyonda durun. Mümkünse gözlerinizi kapatın. Zihin/bedene odaklanın. Nefesinizi izleyin. Hangi düşüncelerin, hislerin ve bedensel duyuların şu an var olduğunu algılayın. Sadece izleyin, tanıklık edin. Hiç birini değiştirmeye çalışmayın. şu an deneyiminizin bütün bileşenlerinin geçici zihinsel durumlar/olaylar olduğunu kendinize hatırlatın.

    İkinci adım; dikkatinizi toplayıp odaklanmak. Dikkatinizi daraltarak burnunuzdan bedeninize girip çıkan nefese odaklanın. Doğal nefes alıp, vermeye devam edin. yavaşça yükselip alçalan karnınızın ve diyaframınızın hallerini algılayarak biraz zaman geçirin. Bedeninize girip çıkan nefesi takip ederken kaslarınızdaki gerginliğin gevşediğini ve kemiklerinizin eklem yerlerine oturduğunu fark edin. Bu rahatlama hissinin içinde kalın. Zihniniz gezinmeye başlayınca, zihninizi nazikçe tekrar nefesinize verin.

    Üçüncü adım, dikkati genişletmek. Dikkatinizi tümüyle bir beden turuna çıkarın; yüz, omuzlar, göğüs, karın, bacaklar, ayaklar, eller. Eğer belli bir bölgede bir rahatsızlık hissi olursa geçici olarak dikkatinizi oraya verin. Duygularınızı bastırmadan, duyguları tanıyıp, arkadaş olmak önemli. Bu duygular gerçekten nasıl hissettirirler? Onları açıklamaya ya da bastırmaya çalışmadan oldukları gibi deneyimleyin. Her nefes alışverişinizde bu duyguları içinize çekip, bıraktığınızı hayal edin. Bu duygularla barıştığınızda dikkatinizi bütün bedeninize verin. Şimdi nasıl hissettirdiklerini fark edin. Bu, olmak istediğiniz yerdir. ” Bir kaç dakika daha öylece kalın. Hazır olduğunuzda yavaşça el ve ayakları nazikçe hareket ettirin. Gözlerinizi açın. ( Sidddhartha’nın Beyni Kitabından )

    Farkındalık pratiği dedik ve burada Zen ustası Thich Nhat Hanh’ ı anmadan geçmek olmaz. Zen ustası Thich Nhat Hanh öğretmen, yazar, şair ve barış aktivistidir. Şimdi sizlere ”Farkına Var” kitabından beş farkındalık sözlerini paylaşacağım.

    ”1- Geçmişteki ve gelecekteki tüm nesillerin içimizde olduklarının farkındayız.

    2- Atalarımızın, çocuklarımızın ve onların çocuklarının bizden beklediklerinin farkındayız.

    3- Kendi sevinç, huzur, özgürlük ve uyumumuzun; atalarımızın, çocuklarımızın ve onların sevinci, huzuru, özgürlüğü ve uyumu olduğunun farkındayız.

    4- Sevginin temelinin anlayış olduğunun farkındayız.

    5- Suçlamaların ve tartışmaların, aramızdaki uçurumu derinleştirmekten başka bir işe yaramayacağının; bir tek anlayış, güven ve sevgiyle değişip gelişebileceğimizin farkındayız. ”

    Son olarak diyebilirim ki; daha gelişmiş bilinç düzeylerinin algılanması ve bunların deneyimlenebilmesi için kişisel bilinç durumumuzdan sıyrılmamız gerekmektedir. Yaşadığımız durum ve olayların geçici olduğunu bilelim. Ego bilinci de denilen ayrılık bilincinden özgürleşmenin yolu üçlü; nefes, bilinç çalışmaları ve meditasyonla birlikte daha kısa sürede etkili olduğunu, kendi gerçeğine daha kısa zamanda uyandığını, yıllarımı gerçeği bulmaya adayan, bu yolda yürüyen ve gerçekleştiren ve ustalaşan biri olarak garanti olduğunu yazabilirim.

    Bir kaç kelime daha yazarsam; sevgiyle yaptığımız her şey yolunda gider. Herkesin en yüksek iyiliği için sevgi ve saygı ile. Arzu Aykın Profesyonel Nefes ve Yaşam Koçu-Meditasyon Ustalık Yolcusu

  • Gerçek Bilgiye Ulaşmak

    Uyanıklık, öğrenmenin kavranması ile başlar.

    “Kendini idrak etme, bedeniniz, zihniniz ve ruhunuzla tamamen Tanrı’nın içinde konumlandığınızı bilmektir. Kendinizi idrak edebilmek için tek yapmanız gereken bilginizi arttırmaktır. Tanrı’yı idrak etmek, bu minik ego, beden ve kişilik olduğunuz yanılgısını eriterek, Gerçek Ben’inizin Ruh’un büyük okyanusu olduğunu bilmektir.”
    Paramahansa Yogananda

    Merhaba, nasılsınız?

    Öğrenme diyerek başlıyorum bugünkü yazıma. ”Öğrenme; bireyin yaşantılar sonucu davranışlarda meydana gelen oldukça uzun süreli değişmelerdir” yazıyor sözlükte. Devam edelim; kendi öğrenme süreçlerimizi de sorgulayarak…

    Öğrenmek eylemi, bilinçli inceleme, araştırma, sorgulama ile elde edilen bilginin destekleyen yapıcı etkisini deneyimlemek üzere, dikkatle, pratiklerle kazanılan, bilinci geliştiren , bakışı yenileyip genişleten, davranışları geliştiren, fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal esneklik kazandıran canlı, değişen formlarıyla bilgi birikimidir. Gerçek bilgi, gerçek yaşam deneyimi ile doğrulanır kalıcı bir değer, idrak, beceri yaratır. Öğrenmenin sürdürülebilirliği daha da kolaylaşır. Gerçek yaşam; dünya gerçekliğinde yapma eylemi ile sahip olunan tüm her şeye dair zihinde yaratılan duygu yüklerinden özgürleşebildiğinde tüme bakış açısıyla olabilir olduğunu anlamak önemli.

    Yaşam, özgür irade/akıl ve öz saygı/ öz sevgi ile bütüncül idrak geliştirerek yaşanırsa, değerlerinden, anlamlı, sonsuz olasılıkların desteği ile kendini gerçekleştirdiğin, güvenli bir süreç olur. Burada senin için öğrenmek nedir sorusunu tekrar kendine hatırlatarak öğrenmenin sendeki süreçlerine adım adım tüm hayatına bakarak, fayda ve zararlarını sorgulayabilirsin.

    Zihnin/ Aklın fonksiyonlarından biri olan muhakeme ile düşünmek, anlayışını netleştiren kalıcı etkiler yaratır. Bu etkiler yapıcıdır. Uyumu yakalamak için beş duyunun ego benlik esaretinden, kişisel aklın ezbere bilgisinden, davranışların bilinçsiz tepkilerinden özgürleşmesi ancak kendi değerlerinin farkında olarak ve değerlerinden taviz vermeden, aynı zamanda evrensel yasalarla, bilinçli farkındalıkla sağlanması mümkündür. İlk adım egosal sınırlamaları ve çekirdek inanç haline gelen kalıpları sorgulamakla başlar. Hayatın bir seçim olduğu her zaman akılda tutulması önemlidir. Seçimleri, algılarla yani bakış açısı ile alınan kararlarla eyleme geçerek deneyim ile etki tepki yasası ile yaşamsal döngülerimizi yarattığımızı anlamak önemli. İşte öğrenmek de bu süreçte önemli.

    Genel olarak bazen kör bir noktadan bakış; tam ve bütün olarak hayata bakışta ” Bilemiyorum” cümlesini ifade etme sonucunu yaratabilir. Tanıdık geliyor mu? İşte o an neler yaptığını bi an düşünsen; duygularını, hislerini, zihninden geçen düşünceleri, yapmaya çabaladığın eylemleri bi an düşünsen! İşte o an, kendinle ilgili bir çok şeye tanıklık etsen, kendini bilme potansiyeline uyanmak mümkün. Farkındalık geliştikçe tüm koşullanmaları fark edersin. Tabi bu çalışmayı yapmak başlangıçta zor gelebilir, hatta kaçabilirsin bile. Kendine bahaneler söyleyebilir ve kendini buna ikna edebilirsin. İşte bu arada tekrar kendine doğru soruyu sormak gelişiminde itici güç olacağı gerçektir. Yine de zor gelebilir; o zaman da uzman koç desteği almanı önerebilirim. Bilinçli farkındalık için bir çok konuşma, metin, kitap, söyleşi dinlemiş, okumuş, izlemiş olabilirsin. Ancak gelişme bire bir çalışma ile mümkün olduğunu bildiğini biliyorum. Nasıl mı? Sahip olduğun deneyim; okul sıralarında mevcut, hatırlamanı öneririm.

    Evet, Değişimin kaçınılmaz olduğu bir dünyayız. Değişmeyen tek şey özün, anlamın, değerlerin. Burada Abraham Maslow’u araştırmanı önerebilirim. Öğrenmek ile bilinçli seçtiğin, bağlandığın derin varlığında yani özünde sağlam bir duruşa sahip olmak mümkün. Başarı, öğrenme süreçlerinden geçerek, çalışılmış bir zihinle mümkün. Tekrar edecek olursam; egosal sınırlandırmalar, yanılgılar aklın fonksiyonlarını, bilerek, pratiklerle geliştirerek, sorgulayarak tamamen çözüldüğünde Birlik Bütünlük Bilinci gerçekleşir. Son bir kaç cümle daha yazacak olursam Klasik Vedik Meditasyon ve dönüştürücü bilinç çalışmaları_ bireysel ya da grup ile_ uzman birinin eşliğinde başlamanı önerebilirim. En yüksek iyilik için, denge için sevgi ve saygıyla. Arzu Aykın /Nefes ve Yaşam Koçu-DM Uygulayıcı

    “Kendini idrak etme, bedeniniz, zihniniz ve ruhunuzla tamamen Tanrı’nın içinde konumlandığınızı bilmektir. Kendinizi idrak edebilmek için tek yapmanız gereken bilginizi arttırmaktır. Tanrı’yı idrak etmek, bu minik ego, beden ve kişilik olduğunuz yanılgısını eriterek, Gerçek Ben’inizin
    Ruh’un büyük okyanusu olduğunu bilmektir.”
    -Paramahansa Yogananda

  • Meditasyon

    “Acı çekmenin gerçeğini, nedenini, şifasını ve acıyı nasıl sonlandıracağını anladığın zaman, doğru yolda yürüyor olacaksın. Doğru düşünceler yolunu aydınlatan meşaleler olacak. Doğru istekler rehberin olacak. Doğru sözler yaşam yolundaki meskenin olacak. Doğru tutumlarınla, yolun dosdoğru olacak. Besinin, hayatını doğru yoldan kazanman olacak. Doğru eylemler adımların olacak. Doğru düşünceler nefesin olacak. Doğru tefekkür ise sana kalıcı huzuru sağlayacak.” -Gautama’nın öğretileri, Buddha 

    Merhaba, nasılsınız?

    ”Gerçek mutluluk içinde yatar.” Sizler de duymuş ya da bir yerde okumuş olabilir misiniz? İlk duyduğum zamanlarda on yedi/ on sekiz yaşlarındaydım. O zamanlar sadece kütüphaneler vardı. Bunu araştırmak ve okumak için kütüphaneye giderdim. Yoga, yogi kavramlarını duyduğum zamanlar. Meditasyon, transandantal nedir? merakla araştırmaya başladım. Hakikat, doğru nedir soruları ile yaşam enerjisi bağlantıları yıllarca süren bir arayıştı. İnceledim. Uygulayarak sorular sordum. Farklı biçimlerde düşünmeye başladım.

    İlk meditasyonumu Aydın’da baba evinde, evde kimsenin olmadığı bir zamanda yaptığımı hatırlıyorum. Bağdaş oturarak, omurgamı dik tutarak, gözlerimi kapatarak. Dışardaki tüm sesler ve ben. Ben ve zihnimdeki tüm sesler. Birbiri ardına gelen düşünceler. Düşünceye tutunduğunda olanlar. Sadece niyete/niyetle odaklandığında olanlar. Sadece nefese odaklandığında olanlar. Deneyim inanılmazdı. Daha dün gibi hatırlıyorum; o gün ve daha sonrası bir kaç gün enerjim hiç bitmeyecek gibiydi. Neşe ile doluydum. En sevdiğim şeylerden biri hikayeler yazmaktı sayfalarca yazmıştım. Kendi kendime başladığım meditasyon yolculuğunda usta olma niyetiyle oturdum her bir seferinde. Geçen yıllar içinde zaman zaman yapamadığımda kendime kızsam da şu an algılıyorum ki ben o günden bu ana kadar meditasyonla bağlantım hep vardı ve yapıyordum. Öğretiler bilincin tekliğinden bahseder. Meditasyonla farkındalık ile hayatının tüm alanlarında geliştiğini deneyimleyebilirsin. Bilişsel olarak sezgilerin gücünü hatırladıkça, kendini bilme, belirsizlikler gibi yaşamda süreçle bir olmaya, evrensel yasalarla uyumla, heyecanla hayatında mucizelere dönüşebilmesi muhtemel. Şunu da hatırlatmak isterim; hem kendine hem de başkalarına şefkat, merhamet göstermeye hazır olmazsan eleştirel olmayan farkındalık imkansızlaşır. Şefkat, merhamet hisleri, bütün canlı cansızların birbiriyle bağlantılı olduğun bilincidir.

    Meditasyon sayesinde asi duygular üzerinde egemen olabilme becerin artıyor ve ustalaşıyorsun. Yıllar içinde Klasik Vedik Meditasyon Tekniği ile pratiklerle devam eden ustalık yolculuğundayım. Burada belirtmek isterim ki bilimsel araştırmalara göre meditasyon yapanların beyin taramaları yapıldığında, ilk yıllarda duygusal kontrol için hayati öneme sahip olan içsel bedensel durumlara yönelik farkındalığı ve dikkati içeren korteks bölümlerinin yoğunluğunda bir artış olmuştur. Bu değişiklikler kişinin hayatının çoğunda korunan değişiklikler meydana getirmiştir. Gri Madde denilen aslında sinir hücresi gövdeleri ve bol miktardaki bağlantıları iç ve dış uyarıcıları insula ve somato sensoriyel korteks ve korku şartlanmalarını unutma ve hafızada önemli rol oynayan hipokampüs de dahil olmak üzere bir kaç bölgede daha sıkı bir şekilde bağ kurduğu gözlemlenmiştir. Prefrontal korteksin aktivitesi artmakta, amigdalanın aktivitesi azalarak düzenlendiği ya da bittiği gözlemlenmiştir.

    Farkındalık amacı sıkıntılı duyguları ve hisleri görmezden gelmek, bastırmak ya da bunlara yakalanmak değil, dikkatini açık görüş, bir merakla sıkıntılı duygu ve hislere çevirmektir. Bunu yapmak zihinsel tutumun arzu, kaygı, nefret, öfke gibi duyguların zayıflamasında, bitirmesinde kolaylaştırdığı gözlemlenmiştir.

    Daha dengeli bir ruh halini sağlayan meditasyon ile günlük hayatınızda olumlu görünür değişimler yaşayabilirsiniz. Faydalarından bazılarını tekrar yazacak olursam;

    • Farkındalığınız artar.
    • Uyku kaliteniz artar,
    • Daha güçlü, sağlıklı ilişkiler kurmanızı destekler,
    • Düşünme hızınız artar,
    • Kararlarınızda daha eminlik haline sahip olursunuz,
    • Esnekliğe bakış açınız değişir,
    • Zihinsel uyanıklık halinde derinleşmenizi sağlar.
    • Huzur, dinginlik hayatınıza, çevrenize yayılır,
    • Zihinsel fonksiyonlarınız güçlenir,

    Hayatın anlam noktasından; vazgeçemediklerimden olan meditasyon benim için bir yaşayış biçimine dönüştüğünü sizlerle paylaşmak ve bu konuda rehberlik etmek amaçlarım arasında olduğunu neşeyle ifade etmek benim için önemli. Bir sonraki yazımda meditasyonda farkındalık pratiği ile görüşmek üzere. Sevgi ve saygıyla. Arzu Aykın /Profesyonel Nefes ve Yaşam Koçu-Meditasyon Ustalık yolcusu

    ”Dikkati saf bilincin içine çekilmiş ve her an orada olan birçok can (ruh),
    ruhsal uyanmaya mani bütün engeller aşılmış ya da kaldırılmış ve gerçeğin bilgisi içinde sabitlenmiş olarak, Yaradan’ın mutlak idrakine uyanmışlardır.” Bhagavad Gita Bilgeliği

  • Yaratıcılık

    Yaratıcılık, yeni, özgün, farklı ve kullanışlı fikirler, düşünceler ve çözümler üretme yeteneği, sürecidir. Yaratıcılık sadece sanat, müzik ve edebiyat gibi belirli alanlarda değil, her alanda ortaya çıkabilir. Yaratıcılık bir soruna ya da ihtiyaca yönelik olarak yeni ve yenilikçi fikirler geliştirme, mevcut fikirleri farklı bir bakış açısıyla ele alma, yeniden düzenleme ve yeniden kullanma yeteneğini ifade eder. Yaratıcılık hayal gücü, gözlem yeteneği, problem çözme becerileri ve açık fikirlilik gibi özellikleri içeren çok yönlü bir süreçtir.

    Albert Einstein ” Yaratıcılık, zekanın eğlenceli halidir.” demiş. Ne güzel demiş.

    Evet, Einstein’ın bu sözü yaratıcılığın önemini ve keyifli bir süreç olduğunu vurguluyor. Peki, Yaratıcılık senin için ne demek? Hayatına baktığında bu özelliğini nasıl kullanıyorsun? Kullanıyorsan hangi alanlarında daha başarılısın? Peki, bu konudaki sürdürülebilirliğin nasıl? Yaratıcılık, zihnin esnekliği demektir. Aynı zamanda tatmin edici bir aktivitedir. Ayrıca bir fikrin doğuşu, gelişimi ve hayata geçirilmesi sırasında duyulan heyecan ve mutluluk duygusu, yaratıcılığın değerini artırır.

    İnsan neden yeni bir şeyleri icat etmek, yaratmak ister? Şöyle bir bakacak olursak;

    1- İnovasyon: Yaratıcı fikirler, yenilikçi ürünlerin ve hizmetlerin geliştirilmesine yol açar. Bu inovasyonlar, hayatımızı kolaylaştıran, daha verimli ve daha kaliteli hale getiren teknolojik gelişmeleri tetikler.

    2- Sorunları çözmek: Yaratıcı fikirler, karşılaştığımız sorunları çözmek için yeni ve farklı yaklaşımlar sunabilir. Bu fikirler, sağlık, çevre, eğitim, iş dünyası gibi birçok alanda sorunları ele alarak daha iyi bir dünya yaratmamızı sağlar.

    3- İletişim: Yaratıcı fikirler, insanlar arasındaki iletişimi geliştirir ve farklı kültürler arasındaki anlayışı artırır. Bu sayede insanlar birbirleriyle daha iyi anlaşabilir ve daha uyumlu bir dünya yaratmak için birbirlerine yardım edebilir.

    4- Kişisel gelişim: Yaratıcı fikirler, kişisel gelişimimiz için de önemlidir. Yaratıcı düşünce, problem çözme becerileri, hayal gücü, inovasyon ve özgüven gibi birçok kişisel özellik geliştirilmesine yardımcı olur. Daha yazılabilir. Sen ne söylerdin? Senin nedenin ne?

    Peki, yaratıcılığını arttırıcı neler yaparsın/yapardın? Sana fayda sağlayabilecek bir kaç önerim olabilir. İnsan, tüm fizyolojisiyle hayatta kalmaya adanmış durumdadır. Dolayısıyla bu durum insanda gerginlik yaratır. İlk olarak çağımızın hastalığı denen stresin sendeki anlamına bakmanı öneririm. Ona verdiğin anlama bağlı olarak genel olarak stresli, endişeli bir zihin yaratıcılığı baskılar. Yaratıcılık; bir fikrin doğuşuna odaklanmak, düşünmek, muhakeme etmek ve bağlantıları etkin kullanmak için sakin bir zihin hali ister. Burada sadece sessizlikte, kendinle baş başa kalarak yapabileceğin Klasik Vedik Meditasyon Tekniğini önerebilirim. Ayrıca bir kaç dakikanı ayırarak yapabileceğin nefes tekniklerini deneyebilirsin. Ancak sürekli gelişen, bir ivmesi olan, geliştiren, bağlantılar kurarak büyüyen, servetini tamamen ortaya çıkartarak büyük insan gruplarına hizmet sunabilecek projelere, yatırımlara gibi; başta da sorduğum gibi yaratıcılık ne demek sorusuna ve hayat amacınla, misyon ve vizyonunla algıladığında sürecin içinde biraz daha derin bir çalışmayla yol almayı isteyebilirsin. İşte o zaman burada bulunma nedenini net ortaya koyarak, kaynaklarını, yapabileceklerin için stratejik plan ile sahip olabileceklerini düşündüğünde ve eylem planını hazırlayıp, eyleme geçebilmen için yaratıcılığını baskılayan tüm düşünce, inançlara tek tek bakmak gerektiğini tüm bilim/ilim söyler. Peki, sen neler yapabilirsin? Nereden başlayacağını bilemeyebilirsin. Bu durum normal ve yalnız değilsin. İlk olarak gözlemleyerek, değerlerine katkı sağlayacak en öncelikli ihtiyacını belirleyerek başlayabilirsin. Bunun için uzman desteği almanı önerebilirim.

    Sonuç olarak, yaratıcılık ve meditasyon arasında sıkı bir ilişki vardır. En etkili araçlar; kendini tanıma, bilme, yönetebilme becerilerinin gelişiminde en bedava ve en kolay erişilebilir NEFES. Yaradılışımızın en belirgin özelliği ve diğer memelilerden ayıran AKIL. Dolayısıyla nefes, meditasyon ve bilinç çalışmaları, eşsiz, özgün kişiliğini ortaya çıkaran, yaratıcı potansiyelinle vizyonunu gerçekleştirmende hizmet eder.

    Bu önerileri uygulayarak, nefes seansı ve koçluk/mentorluk hizmeti ile daha da yaratıcılığınızı arttırabilir ve yeni fikirlerle dolu bir hayat içinde yaşam kalitenizi arttırırken, çevrenize de katkı sağlayarak yaşayabilirsiniz. Sevgi ve Saygı ile. Arzu Aykın/ Profesyonel Nefes ve Yaşam Koçu

  • Pazar gününe dair…

    “Gerçeklik algınızı çarpıtan düşünce ve duygu dalgalarını sakinleştirin.
    O zaman, bu yüksek bilinçlilik halinde her şeyi gerçekte olduğu gibi
    göreceksiniz.”
    -Paramahansa Yogananda

    Merhaba,

    Pazar; haftanın son günü, güneşin günü. İçsel buluşmaların, birlikte ya da yalnız kahvaltıların, dağ ya da uzun sahil yürüyüşlerinin yapıldığı gün. Kahvaltıların diğer günlere göre daha özenle hazırlandığı, şölene dönüşen sohbetlerle kucaklaştığımız, birbirimizi fiziksel, zihinsel duygusal ve ruhsal beslediğimiz, dinlendiğimiz, yenilendiğimiz gün. Yeni bir haftaya hazırlandığımız, fırsatlarla dolu gelişme, büyüme, ilerlemeyi gerçekleştirebileceğimiz bir gün. Sosyal bağlarımızı kahve sohbetlerimizle daha da güçlendirdiğimiz bir gün Pazar günü. Çoğumuz bunu bir geleneğe bile dönüştürmüş olabiliriz.

    Yazıya insan, ses, müzik, şarkılar diyerek başlıyorum. İnsan, sesi, müzik, şarkılar… birbiriyle güçlü bağlantıları vardır. Aynı anda kişiye bir çok şeyi deneyimletir. Müzik, genellikle insan ve sesinin doğal bir uzantısı olarak kabul edilir. İnsan, sesi ve müzik arasındaki bağlantı, müzikte duygusal ve ruhsal bir derinlik yaratır. Şarkı sözleri, insan sesi ve müzikal armoniler birleşerek, bizleri harekete geçirir, duyguları ortaya çıkarır ve bizleri birleştirir. Bu nedenle, müzik, insan sesiyle birlikte, dinleyen/duyanlar arasında bir bağ oluşturur ve duygusal bir etki yaratarak, hayatlarımızda önemli bir rol oynar. Zihinsel olarak da yaşadığımız durum ve olayları seslerle görüntüler arasında bağ kurarak hayatlarımızın şekillenmesinde olumlu/olumsuz etkiler yaratır. İnsan, iradesi olan duygusal bir varlıktır. Şarkılar, zihinlerde birçok duygusal ve zihinsel süreçleri tetikleyebilir. Bilinçli farkındalık, şimdiki anı fark etme, kabul etme ve anlamlandırma becerisidir.

    Müzik/şarkı dinlemek aynı zamanda duygusal durumları yönetmek için bir araç olarak kullanılabilir. Şarkılar, zihnin duygusal durumlarını yansıtabilir veya belirli bir duygusal durumu hafifletebilir. Örneğin, yavaş bir şarkı, rahatlamana ve stresli bir durumdan kurtulmana yardımcı olabilir.

    Sonuç olarak, genel olarak müzik/şarkı dinlemek bilinçli farkındalık pratiği için bir araç olarak kullanılabilir ve bu şekilde farkındalık becerilerini geliştirebilir. Ayrıca şarkı söylemek, nefesin ritim ve akışını takip etmek için bir fırsattır. Şarkı söylerken, nefesi doğru bir şekilde ayarlamak ve şarkının ritmine uygun bir şekilde nefes alıp vermek gerekir. Bu, nefes kontrolü becerilerini geliştirmek için harika bir fırsattır ve nefes bilinçliliğini artırmaya yardımcı olabilir. Nefes bilinçliliği, insanların zihinsel ve fiziksel sağlıkları için son derece önemlidir. Nefes egzersizleri yapmak, meditasyon yapmak veya yoga gibi diğer tekniklerle birleştirildiğinde, daha yüksek bir farkındalık ve zihinsel netlik elde etmeye yardımcı olabilir.

    Daha geniş bakış açısıyla son bir kaç cümle daha; algımıza gelen ses, frekans, dalga boyu, manyetik alanlarımızda yarattığı bir durum olarak görebiliriz. Bilimsel yazacak olursak da zihin titreşimli ışık parçacıklarından oluşur veya bunlarla ilişkilidir. Hatırlayacak olursak doğa ve insanın bir olduğu, içinde eril/dişil potansiyeli ile var olduğu gerçeğini daha ilk/orta/lise yıllarında öğrenmiştik. Aynı anda kaosu/düzeni içinde barındırır. Duygu; durumları anlamlandırır. Tutunmadan, içinden geçtiğimiz durum/olaylarda gerçek, tatmin dolu anlarla bir hayat yaşarız. Sürdürülebilir insan potansiyelimizi tam olarak ifade edebilme becerisi için, daha derin anlayış, kavrayış için, tatminlik, huzur için koçluk/mentorluk desteği almanızı önerebilirim. Bol şarkılı, müzikli bir Pazar günü dilerim. Sevgi ve saygı ile. Arzu Aykın

    “Gerçeklik algınızı çarpıtan düşünce ve duygu dalgalarını sakinleştirin.
    O zaman, bu yüksek bilinçlilik halinde her şeyi gerçekte olduğu gibi
    göreceksiniz.”
    -Paramahansa Yogananda

    Gerçek, Bir'likte. Birlikte keşfedilir ve inşa edilir.

    • Arzunu Uyandır

      ”En büyük bilgelik kendine egemen olabilmektir.” – Euripides Tutkulu olduğunuz bir amacınız var mı? Belki bir arzunuz? Her bir gün yeni şeylerin içerisinden geçeriz. Ancak fark etmeyiz. Odaklandığımız nedir ki hayatın bize verdiklerini göremiyoruz? Belki de odaklandığımız ile ilişkilendiremiyoruz! Arzunuzu uyandırın! Ne kadar sıklık ile zihninizi olmak istediğiniz kişi olmaya, size ilham veren, istediğiniz şeyi… Read more

    • Şarkını Söyle

      ”Varlığımız düşündüklerimizin sonucudur.” – Buddha Yaşamlarımızın bir döneminde, taraktan, çatal kaşıktan mikrofon yapıp, ayna karşısında ya da kendi yansımamızı görebileceğimiz bir yerde en güzel bakışlarımız ile şarkı söylediğimiz anlar vardır. Hayalimizde kim bilir neredeyizdir? Sahnenin tam orta yerinde onlarca izleyicinin arasında alkışları hissederiz; şarkının içinde ve son notanın bitiminde. Gerçek şu ki hala sahnenin orta… Read more

    • Öğrendiklerimiz Bizi Nasıl Etkiler?

      ”Yokuş aynı zamanda bir iniş. İleri giden yol da aynı zamanda bir dönüş. İçimizdeki evren dışarıda fakat dışarıdaki evren içimizde.” – Robert Anton Wilson Öğrenmek isteyenlerden misiniz yoksa bilmek isteyenlerden mi? Bazılarımız iki eylemi aynı anlamda kullanıyor olabilir. Ancak ikisi farklıdır. En öğrendiklerinizi hayatınızda nasıl kullanıyorsunuz? Hatta fark ettiyseniz öğrendikleriniz zamana göre gelişir ve öğrenmeye,… Read more

    • Dünyaya Bakarken…

      Dünyaya bakarken… Zıtlıklar dünyasında sayılı, benzer, pek çok arzunun peşinde, yaşamlarımızın birlikteliğinde herkes herkese hizmet ediyor. Demek istediğim bizler bağlı ve bağımlıyız. Ancak farkında bile değiliz. Dünyanın herhangi bir yerinde olan herhangi bir durum ya da olay hepimizi etkiliyor. Ancak yaşadığımız küçük dünyalarımızda sadece arzularımızın peşinde keyif almak ile ilgilenmek isterken bir yandan da ıstıraptan… Read more

    • Stratejinizi Gözden Geçirin

      ”En mutlu düşten daha mutludur uyanmak.” – Shakespeare Yılın bitmesine az kaldı. Yıl içinde, yolunda giden ve üzerine ekleme yapma ihtiyacını gördükleriniz nelerdir? Ya da hedefinize ulaşmanızda yolunda gitmeyen her ne varsa nasıl bir yol izlediniz ve hangi sonuçlara ulaştınız? Sonrasında ve sonrasında neyin eksikliğini hissettiniz? Ne yaptınız ya da yapmadınız? Tüm her şeyin varlığında… Read more

    • Zamana Diğer Bir Bakış

      ”Farkındalık zor değildir. Önemli olan onu hatırlamaktır.” – Sharen Saltzberg Zaman sizin için ne demek? Zamana karşı ya da zaman ile akışta mısınız? Zamanı nasıl kullanıyorsunuz? Amacınıza göre her seferinde neyi fark ediyorsunuz? Sonrasında ne yapıyorsunuz? Ya da tam tersi? Buna göre de nasıl hissediyorsunuz? Zamana yetişmeye mi çalışıyorsunuz yoksa zamanın üzerinde mi ilerliyorsunuz? Daha… Read more

  • Merhaba,

    Dönüşüm; bilinçte, bilinçle başlar.

    “Evren bir bütündür. Tek bir organizma gibidir. Belki bu yüzden birbiriyle tamamen ilgisiz iki şey yoktur. İlişkileri görebildiğinizde evren kalbini açar size… Geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki ayırım sadece bir yanılsamadan ibarettir.”

    “İnsan, bizim tarafımızdan evren diye adlandırılan bütünün, zaman ve uzayda sınırlı bir parçasıdır. Kendini, düşüncelerini ve duygularını diğerlerinden ayrıymış gibi deneyimler. Bu, bilincinin bir çeşit optik yanılsamasıdır.” Albert Einstein

    Merhaba,

    Senin gibi kendine meydan okuyan biriyim. Yirmi yedi yıl finans sektöründe çalıştım. Yine aynı sektörde on yıldan fazla eğitimler verdim. Araştırmaya, öğretmeye, öğrenmeye adanmış biriyim. Hayat, süreç, doğru, gerçek aradıklarımdandı. Herkesin kendi doğrusu var ve buna göre yaşıyor. Bağlantımız birbirimizi geliştirmek, gelişmek üzere. tam şu an bir soru sorsam ne düşünürsün? Anlamadım, bilmiyorum ne demek senin için?

    Kafa karışıklığı yaratan şey/şeyler tutunulan duygular, düşünceler, kendinden ayrık algıladığın her şey. Oysaki Hakikat denen gerçek; hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığıdır. İşte bunu anladığın an dünyanda yarattıkların, putlaştırdıkların, hatta putlaştırdıklarını unuttukların meydan okudukça sarsıntı ile birlikte tek tek yıkılıyor. Anlam dünyasında Maddenin %1 kısmının anlamın olduğunu kavradığında Biz Neyiz sorusunun da cevabını vermiş oluyorsun.

    Bugünkü hayata baktığında yaptığın tüm eylemler öyle otomatikleşmiş durumda ki yaparken bunu marifet sayar durumundayız. Aynı anda bir çok şeyi bir arada yapabilme becerisi diyoruz. Bunu derken ve deneyimlerken bilinçli farkındalığı ıskalıyoruz. Memeli hayvanlar alemindeki diğerleri gözlemlendiğinde insanı diğerlerinden ayıran en önemli özelliği nedir? diye sorsam Aklı diye söyleyeceğinden eminim. Akıl; Aklın da fonksiyonları… Bilim/ ilim yüzyıllardır bunu söylüyor. Algının sınırlarını zorlamadan öğrenmenin gerçekleşemediğini biliyor insan. Yine de kolayı istiyor.

    Bir anlık Evreni tek bir organizma olarak hayal et. Ve kendine şu soruyu sor; biz neyiz?